Asyl Süreci Gündem

Uluslararası korumaya istisnalar

AB Hukuku kapsamında, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin
1F maddesine dayanarak hazırlanan 12 ve. 17. maddelerinde, hak etmeyen kişiler için
uluslararası korumaya getirilen istisnalar hakkında hükümler yer almaktadır. Bu kişiler,
aşağıdaki eylemlerden en az birini gerçekleştirdiği iddia edilen kişilerdir:
• barışa karşı suç, savaş suçu veya insanlık suçu;
• mültecinin kabul eden ülke dışında, kabul edilmeden önce politik olmayan ciddi bir
suç işlemesi;
• Birleşmiş Milletler ilkelerine ve amaçlarına aykırı bir eylem.
Uluslararası korumaya getirilen istisnanın değerlendirilmesinden önce kişinin uluslararası
koruma için uygun olup olmadığı incelenmelidir. İstisnalara ilişkin maddelerinin
kapsamına giren kişiler, mülteci ya da ikincil korumaya hak kazanmış kişiler olarak kabul
edilmez.

Örnek: B ve D davasında,143 ABAD, istisna maddelerinin nasıl uygulanacağı konusunda
yol göstermiştir. Bu davada sözkonusu olan kişinin bir örgüt üyesi olması
ve örgütün yürüttüğü silahlı mücadeleyi aktif olarak desteklemesi, eylemlerinin
otomatik olarak “politik olmayan ciddi suç” ya da “Birleşmiş Milletler ilkelerine ve
amaçlarına aykırı eylem” olarak kabul edilmesi için ciddi bir dayanak oluşturmamıştır.
Bu her iki durum, mülteci olarak yararlanılan korumadan ilgili kişinin hariç
tutulmasına neden olmaktaydı. Kişinin bu tür eylemler ve suçlar nedeniyle suçlu
bulunması için ciddi nedenlerin olup olmadığının tespit edilebilmesi için belirli olaylar
tek tek değerlendirilmelidir. Bunu yaparken, örgütün gerçekleştirdiği eylemlerin
bu hükümlerin koşulları kapsamında olup olmadığı ve yönetmeliğin 12 (2). maddesi uyarınca aranan delil standardı dikkate alınarak, ilgili bireyin bu eylemlerde kişisel
sorumluluğu olup olmadığı tespit edilmelidir. Mahkeme ayrıca, mülteci statüsü
dışında bırakmanın, ilgili bireyin ev sahibi üye ülke için sürekli tehdit oluşturmasına
veya belirli bir vaka ile ilgili olarak orantılılık değerlendirmesine bağlı olmadığını
eklemiştir.

AİHS kapsamında, mağdurun durumu ne olursa olsun, işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı
muamele ya da ceza kesinlikle yasaklanmış olduğundan, başvuru sahibinin işlediği
iddia edilen suçun doğasının AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirilmesinde
bir etkisi yoktur. Buna bağlı olarak, başvuru sahibinin gerçekleştirdiği eylem, ne kadar
istenmeyen ve tehlikeli bir eylem olursa olsun, dikkate alınamaz.

Örnek: Saadi / İtalya davasında,144 Mahkeme 3. madde uyarınca işkencenin mutlak
suretle yasak olduğunu tekrar teyit etmiştir. Başvuru sahibine karşı, uluslararası
terörizme katılmış olması nedeniyle İtalya’da soruşturma açılmış olup, Tunus’a gönderilmek
için sınır dışı edilmesine karar verilmiştir. AİHM, Tunus’a iadesi halinde kişinin
3. maddeye aykırı muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk altında
bulunduğuna karar vermiştir. Kişinin eylemi ve kendisine karşı yapılan suçlamaların
ciddiyeti, Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde yapılacak bir değerlendirme için
uygun bulunmamıştır.

Benzer İçerikler

Diger Avrupa Birligi Ülkelerinde Uzun Süreli ikamet Hakkı Hamilleri için ikamet izni

Editör

Çocukların Getirilmesi

Editör

Almanya İltica İkinci Mülakat İşlemleri

admin

YORUM YAP