Cuma, Ekim 30, 2020

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Göz atınız!

Beyaz sandalyelerde ölüme “Artık yeter!” diyoruz

Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa'nın büyük şehirlerinde dün "Beyaz Sandalyede Ölüm" eylemleri düzenlendi. Adalet ve Kalkınma...

HABER ANALİZ: ALMANYA’NIN AZERBAYCAN’DAKİ HİZMET HAREKETİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

Erdoğan’ın, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasından Hizmet Hareketi’ni sorumlu tutması ve Hizmet Hareketi’ni yok edilmesi gereken bir düşman...

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül...
- Advertisement -

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül Cuma günü, 48 avukat, 7 stajyer avukat, 3 ihraç hâkim, 1 ihraç hakim adayı ile 1 hukuk fakültesi mezunu toplam 60 kişiye yönelik Ankara merkezli 7 ilde gözaltı işlemi başlatıldı. Gözaltına alınan avukatlardan 17si ise tutuklandı.

Avukatların, 15 Temmuz’dan sonra haklarında işlem yapılan kişilerin soruşturma ve kovuşturma işlemlerini takip etmesini anayasal bir hak yerine örgütsel faaliyete olarak iddia eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 60 kişi hakkında soruşturma başlattı.

Halbuki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel haklar ve ödevler” bölümünde yer alan 36. maddesinde savunma hakkı ‘‘Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6/3 maddesine göre ise;  bir suç ile itham edilen herkes savunma hakkı bağlamında aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

*Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

*Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

*Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 11 Eylül 2020’deki polis operasyonlarıyla 48 avukatın evlerinden gözaltına alınması ve ofislerinde arama yapılmasına dair yazılı açıklama yaptı. HRW bu operasyonun, Türkiye hükümetinin hukukun üstünlüğüne ve avukatların şüphelilere etkili bir savunma sağlamadaki rolüne saygısızlığını gösterdiğini ifade etti. “Terörizm kılıfı ile yürütülen gözaltı ve baskınlar, uluslararası hukuku ihlal ederek avukatları müvekkillerinin işlediği iddia edilen suçlarıyla tanımlamaya çalışmakta ve adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir.”

HRW’nin yazılı açıklamasında, “Bu yeni ceza soruşturması, avukatlara yönelik son birkaç yıldır yürütülen çok sayıda soruşturmanın sonuncusu. Avukatlar defalarca hedef alındılar ve müvekkillerinin suçlarıyla ilişkilendirildiler” denildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson konuya dair şunları söyledi:

“Hukuk mesleği ve özellikle savunma avukatları, maalesef geçtiğimiz dört yılda defalarca gördüğümüz türden toplu operasyonlarla bir kez daha hedef alınmıştır. “Avukatları bireysel olarak lekelemenin ötesinde, bu son operasyon, hukuk mesleğinin hukukun üstünlüğünü koruma ve bir suçla suçlanan herkesin savunulma hakkına sahip olmasını sağlama kabiliyetini daha da yıpratmayı amaçlamaktadır.” Türkiye’de hukuk mesleğine yönelik son hamleler, yetkililerinin hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına, özellikle de adil yargılanma hakkına yönelik ciddi saldırıları bağlamında görülmelidir. Savcılar ve hakimler üzerinde kontrol sahibi olan Hükümet, hukuk mesleğini de kontrol etmeye ve hukukun üstünlüğüne yönelik saldırısını tamamlamaya niyetli görünüyor.”

 

Haber-Yorum/Mehmet Akif Şahin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Eylül’deki yargı yılı açılış konuşmasında “Avukatlıktan teröristliğe uzanan kanlı yolu kesmek için gerekeni yapacağız” demişti. Bu demeçten sonra gözaltına alınan bu kişiler hakkında Türk medyasında “FETÖ’nün avukat yapılanmasına operasyon yapıldı” şeklinde duyuruldu. Olay sanki Pensilvanya’dan yönlendiriliyormuş, yönetiliyormuş gibi değiştirilerek, insanların savunma hakkı gasp edilerek korku imparatorluğunun yayılmasına, insanların korkmasına, avukatların korkutulmasına ve masum insanların sindirilmesine yönelik yapılan bir olay yaşadık.

Bu operasyonun, okuyucularımıza bakan yönü itibari birçok yönü bulunmaktadır. Hem Anayasa’ya bakan yönü açısından, hem de insan hakları ihlalleri açısından nasıl değerlendirebiliriz; bu çalışmamızda bu konulara değinmeye çalışacağız.

Anayasa’nın 36. maddesine göre verilen savunma hakkı, avukatlara yapılan operasyon ile gasp edilmiştir. Halbuki avukatların müvekkillerine yönelik iddialarıyla ilgili, müvekkilleri ile görüşme yapması, toplantı yapması, yazılı ya da sözlü iletişimde bulunmasın yasal bir haktır. Burada yasalar çerçevesinde avukatların müvekkilinin en üst seviyede koruması doğal bir durumdur. Avukatın müvekkilin savunma stratejisini, sanki müvekkille aynı duygu ve düşünceyi savunuyormuş gibi suç isnad etmek hukuka karşı yapılan bir saygısızlıktır. Bu çerçevede devlet bir an önce anayasal kurallara geri dönmelidir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6/3 maddesine göre savunma hakkı bir insan hakkıdır. Müvekkil kendisini savunması için istediği avukatı tutabilme hakkına sahiptir. Parası olmadığı takdirde ise devlet müvekkile bir savunma avukatı tahsis etmesi gerekir. Ancak son kaçırılma hadiselerinde, kaçırılan kişilerin aileleri avukat tuttukları halde, müvekkillerin barodan atanan avukatları istemedikleri halde avukat dayatması yapılmıştır. Görüldüğü üzere 17-25 Aralık dönemlerinden bu yana savunmaya yöenlik haklar devlet tarafından ihlal edilmektedir. Bu ise insan haklarına aykırı bir durumdur.

Bir taraftan Türkiye’de savunma hakkı ihlal edilirken, diğer tarafta ise Avrupa’ya iltica eden mültecilerden Türk avukatlarından mültecilerin durumunu izah eden bilgi ve belgeler istenebilmektedir. Hatta 21 Kasım 2019 tarihinde Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan Türk avukat gözaltına alındı ve sonrasında tutuklanarak hapse atıldı. Alman Büyülelçiliği, anlaşmalı olduğu hukuk büroları aracılığıyla Alman devletine sığınan mültecilerin dosyalarının doğruluğunu teyit ettiriyordu. Hâlbuki mütekabiliyet çerçevesinde rutin ve normal işlemdir çünkü bütün büyükelçiliklerin o ülkede çalıştığı yerel avukatlar vardır. Almanya’da Türk Büyükelçiliği ile anlaşmalı Alman avukatlar olduğu gibi.

Son yaşanan hadiselere bakıldığında ise yurtdışında iltica eden Türk mültecilere, Türk büyükelçilik ve konsolosluklarına gidemediklerinden dolayı bulundukları ülkelerden noter vasıtası ile Türkiyede anlaşmalı oldukları avukatlara vekalet verebilmektedirler. Son yapılan operasyonlar çerçevesinde, bu tarz avukatlar da tehlike altında olduğu gibi müvekkil de hangi ülkede olduğunu bildirerek, adres tespiti problemi ile de karşılabilmektedir. Ayrıca eğer müvekkililin eşi hapishanede ya da tutuklu ise, tutukluluk ya da ceza süresi dolmuş olsa bile, kaçma şüphesi var diye serbest bırakmamaktadırlar. Örneğin, gazeteci yazar Hanım Büşra Erdal, Hizmet hareketi ile irtibatı olmadığını tekrar etmesine rağmen, hala iltisakî ve irtibatı devam iddiasıyla serbest bırakılmamaktadır.

Avukatların savunma hakkının kutsal olduğu sahip olduğu bilgi ve becerileri kanunlar çerçevesinde müvekkilinin menfaatlerini savunma yaparak müvekkilinin ceza almamasına ya da ceza alacaksa en az ceza alma yöntemini uygulaması bir avukatlık mesleğinin gereğidir. Herhangi başka bir yerden emir almayı gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Bu yapılan hem Türk Ceza kanunlarında, hem Anayasa’da, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde suçun bireyselliği noktasında bakılmaktadır ve kimse bir başkasına suçundan dolayı suçlanamaz ilkesine aykırı yapılan bir işlemdir. Avukatlar bu tarz davaları almaya korkmaya başladıkları ve bu yüzden müvekkiller kendi haklarında bilgi ve belgeye ulaşmakta zorluk çekmektedirler. Yani burada gördüğümüz avukatlar tutuklanarak masum insanlara yapılan zulmün katmerli bir şekilde aktarılması yönünde bir uygulamadır. Bu yapılan Anayasa’ya ve  insan haklarına aykırı bir uygulamadır. İşte bu çerçevede, Türk avukatlar bu savunma hakkının gasp edilmesine birlik ve beraberlik içerisinde karşı durmaları gerekmektedir.

Mehmet Akif Şahin

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Beyaz sandalyelerde ölüme “Artık yeter!” diyoruz

Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa'nın büyük şehirlerinde dün "Beyaz Sandalyede Ölüm" eylemleri düzenlendi. Adalet ve Kalkınma...

HABER ANALİZ: ALMANYA’NIN AZERBAYCAN’DAKİ HİZMET HAREKETİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

Erdoğan’ın, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasından Hizmet Hareketi’ni sorumlu tutması ve Hizmet Hareketi’ni yok edilmesi gereken bir düşman ilan etmesinden sonra, hem Türkiye’de...

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade etmektedirler. Ancak bununla ilgili herhangi...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya kaldığından dolayı olabilir.   Başbakanlık Bilgi Edinme...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül Cuma günü, 48 avukat, 7...
- Advertisement -

Daha faza içerik