Almanya Gündem

Türk vatandaşları, Ankara Antlaşması

Türk vatandaşları
1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ve 1970 yılında imzalanan Ankara Antlaşmasına
İlave Protokol, o zamanki Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri, Türkiye’nin AET’ye olası katılımının da etkisiyle, güçlendirdi. Bu antlaşma, ABAD’ın ve öncesinde AAD’nin verdiği 40’tan fazla hükmün konusu olmuştur. Ayrıca, bu antlaşma, Ortaklık Konseyi’nin, bazıları AB üye ülkeleri topraklarında yaşayan pek çok Türk vatandaşının statüsü ile ilgili olan, birçok kararıyla tamamlandı. Antlaşma, Türk vatandaşlarına AB üye ülkelerine giriş yapmak ya da bu ülkelerde ikamet etmek için herhangi bir temel hak vermemektedir; ancak, serbest meslek
sahipleri ve hizmet sağlayanlar bir standstill kuralından faydalanmaktadırlar (İlave Protokol 41. madde). Bu kural, antlaşmanın oluşturulduğu zaman hâlihazırda yürürlükte olanlar dışında, devletlerin söz konusu kişilere, prosedüre ilişkin veya finansal açıdan yeni veya daha katı zorunluluklar uygulamasını engellemektedir. Bu haklar – hizmet sağlamaktan ziyade – hizmetlerden faydalanmak isteyen Türk vatandaşları için geçerli değildir.

Örnek: Türkiye’deki Türk şirketler tarafından istihdam edilen ve Almanya’ya kamyon süren Türk kamyon şoförlerine dayatılan zorunlulukları ele alan pek çok dava olmuştur. Dolayısıyla bu tür davalar, Türk şirketlerinin AB üye ülkelerinde hizmet sunma özgürlüğünü ilgilendirmekte idi. Abatay davasında AAD, Almanya’nın, topraklarında hizmet sağlamak isteyen Türk vatandaşlarından, eğer bu standstill kuralının yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir çalışma izni talep etmiyor olması halinde, böyle bir izni talep etmemesi gerektiğine karar vermiştir.

Soysal davası vize zorunluluğu ile ilgiliydi. AAD, Ankara Antlaşması’na Ek Protokol’ün 41. maddesi uyarınca, protol yürürlüğe girdiği tarihte Almanya’da hizmet sağlamak isteyen Türk vatandaşlarından vize istenmediği takdirde, ilgili Türk firması adına çalışan Türk vatandaşlarının bu ülkeye giriş yapabilmeleri için vize şartının aranamayacağına karar vermiştir. Divan’a göre, bu karar, vize uygulamasına ilişkin ulusal yasanın AB’nin (EC) 539/2001 sayılı Tüzüğünün (bkz. 1. bölüm) bir uygulanması olduğu gerçeğinden etkilenmemektedir. İkincil AB mevzuatının, standstill kuralının
yer aldığı uluslararası antlaşmaya uygun şekilde yorumlanması gereklidir.

Oguz davasında, ABAD, standstill kuralının AB üye ülkelerin göçmenliğin suistimal edilmesini cezalandırmak için yerel hukuka başvurmalarını engellemediğini belirtmiştir. Ancak, ABAD, Sn. Oguz’un ülkeye giriş yaptıktan ve ikamet hakkı kazandıktan sekiz yıl sonra, ulusal göçmenlik yasasını ihlal ederek kendi işini kurmasını bu tarz bir suistimal olarak değerlendirmemiştir.

AB’ye yeni katılmış olan üye ülkeler için, Türk vatandaşları ile ilgili standstill kuralının işlerlik
tarihi ülkelerin Birlik’e katıldıkları tarihtir.
1970 yılında imzalanan Ankara Antlaşmasına Ek Protokol, ekonomik ve sosyal haklara erişim ile ilgili 8. bölümde ele alınan birçok hakkı sağlamaktadır. Statü ile ilgili olarak, Türk vatandaşları sosyal ve işgücü pazarına ilişkin haklarını kullanırken ülke topraklarında kalma hakkına sahiptirler. Türk vatandaşı olsun veya olmasın aile fertleri, Ankara Antlaşması ile kurulan Ortaklık Konseyi’nin 1/80 no’lu kararı (“AET-Türkiye Ortaklık Konseyi” uyarınca ayrıcalıklı muameleden faydalanırlar. Bu tür haklar, ev sahibi
üye ülkeye giriş ve orada ikamet etme hakkının asıl olarak bir Türk vatandaşına verilmiş olması gerekçesine dayanan koşullara bağlı değildir.

Örnek: Altun davasında, AAD, bir Türk vatandaşının bir üye ülkede ikamet hakkını ve buna bağlı olarak mülteci olarak o ülkede işgücü pazarına girme hakkını elde etmesinin, aile fertlerinden birinin Ortaklık Konseyi’nin 1/80 no’lu kararı uyarınca sağlanan haklardan faydalanmasına engel olmadığına karar vermiştir. Buna ek olarak, Kahveci davasında, ABAD, bir Türk işçisi Türk vatandaşlığını saklı tutup ev
sahibi AB üye ülkesinin vatandaşlığını kazanmış olsa bile, bu işçinin aile fertlerinin Ortaklık Konseyi’nin ilgili kararının kendilerine verdiği hakları talep etmeye devam edebileceklerine açıklık getirmiştir.

Benzer İçerikler

İnsan Hakları Ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye ek 7 Numaralı Protokol

admin

Türk Mültecilerin Bilgileri Türkiye’ye sızdırılıyor mu?

admin

İlticaci hakkinda Dublin uygulanmasina neden olabilecek belge, evrak vb.

Editör

YORUM YAP


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/ilticaha/public_html/wp-includes/functions.php on line 4757