Pazartesi, Eylül 21, 2020

Geri Göndermelerde risk degerlendirmesi

Göz atınız!

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre...
- Advertisement -

AB kanunu ve AİHS kapsamında geçerli ilkeler, geri dönüşün oluşturduğu riskleri değerlendirme hususunda pek çok ortak yöne sahiptir. Bu müşterekliğin sebebi, AB sığınma
mevzuatı kriterlerinin büyük ölçüde AİHM içtihadından ve BMMYK rehber ilkelerinden
alınmış olmasına bağlanabilir. Bu ilkeler uyarınca yapılacak değerlendirmelerin kişiye özel
olması ve tüm ilgili güncel kanunların, olayların, belgelerin ve kanıtların dikkate alınması
gereklidir. Buna, kişinin menşe ülkesindeki durumla ilgili bilgiler de dâhildir. Bir kişiye geçmişte zarar verilmiş olması gelecekteki risk için önemli bir göstergedir.
AB hukuku kapsamında, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 4. maddesi uluslararası koruma
için yapılan başvurularda olayların ve koşulların değerlendirilmesi için detaylı kurallar
belirlemektedir. Örneğin, kişiselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmalıdır; kişi geçmişte
zulüm gördüyse, geri dönmesi halinde gelecekte risk altında olacağını gösteren güçlü bir
gösterge olabilir. İlgili değerlendirmeyi yapacak görevliler, bir iddiayı doğrulamak için gerçek
bir çaba teşkil eden tüm açıklamaları dikkate almalıdırlar.
Değerlendirmenin zamanlaması ile ilgili olarak, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 4 (3). maddesi
değerlendirmenin başvuru kararı alınırken yapılması gerektiğini ifade etmektedir.
Yenilenmiş Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 46 (3). maddesi, temyiz prosedüründe,
hukuki hususların ve olayların incelenmesinin temyiz davasının görüldüğü zamana göre yapılması gerektiğini belirtmektedir. Koruma statüsünün kaldırılmasının ne zaman
değerlendirilmesi gerektiği 3.1.8. bölümde açıklanmaktadır.
AİHS kanunu kapsamında, üye ülkeden ihraç edilmesi halinde AİHS’nin 2. veya 3. maddesine
aykırı bir muameleye maruz kalacağına ilişkin gerçek bir riskin olduğuna inanılması
için esaslı gerekçelerin olduğunu ispatlayacak delilleri ortaya koymak başvuru
sahibinin sorumluluğudur. Bu tür kanıtlar ortaya konduğunda, bunlarla ilgili şüpheleri yok
etmek hükümetin görevidir. AİHM, sığınmacıların beyanlarının ve ibraz ettikleri destekleyici
belgelerin güvenilirliğini değerlendirilirken, bulundukları özel durumun onlara,
sıklıkla, şüpheden yararlanma hakkının tanınması gerektiğini kabul etmiştir. Bununla
beraber, verilen bilginin eksik olması veya kişinin iddialarının gerçekliğini sorgulamak için
güçlü bir neden olması halinde, kişinin tatmin edici bir açıklamada bulunması gerekir.

Örnek: Singh ve diğerleri / Belçika davasında, Mahkeme, Belçika makamlarının
bir Afgan vatandaşlarının sığınma başvurusu için ibraz ettikleri destekleyici belgeleri
reddettiğini not etmiştir. Yetkililer konuyu yeterince soruşturmadan, belgeleri
ikna edici bulmamışlardır. Bilhassa, başvuru sahiplerine mülteci statüsü veren Yeni
Delhi’deki BMMYK ofisi tarafından verilen belgelerin kopyalarının gerçekliğini, bu
doğrulama kolayca yapılabilecekken, kontrol etmemişlerdir. Dolayısıyla, AİHS’nin
13. maddesi gereğince sığınma başvurusunu dikkatli ve titiz bir şekilde incelemeyerek
3. maddedeki hükümleri ihlal etmişlerdir.
AİHS’nin 36. maddesi, üye ülkelere, vatandaşlarından birinin bir diğer üye ülkeye karşı
açtığı davalarda müdahale hakkı vermektedir. Mahkeme, devletlerin vatandaşlarına diplomatik
koruma sağlamasına olanak tanımak için AİHS’ye eklenen bu hükmün, bu kişilerin
vatandaşı oldukları ülkeye iade edilmeleri halinde Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerine
aykırı muameleye maruz kalacakları korkusuyla yaptıkları şikayetleri içeren davalar için
geçerli olmadığına karar vermiştir. AİHM içtihadı uyarınca, risk sadece münferit faktörlere dayanarak değil kümülatif şekilde değerlendirilmelidir. Değerlendirmeler, tüm kanıtlar dikkate alınarak duruma özel şekilde yapılmalıdır. Kişinin geçmişte zulme uğramış olması, gelecekte de bu riski taşıdığını gösteren güçlü bir gösterge olabilir.
Geri dönüşün doğuracağı riski değerlendirirken, AİHM ülkedeki genel durumu gösteren
kanıtların yanı sıra bireye özgü belirli bir riske ilişkin kanıtları da dikkat almıştır. AİHM ülkedeki koşulları değerlendirilirken, BMMYK ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları gibi, güvenilebilecek belge türleri hakkında yol göstermiştir. Mahkeme, kaynağı bilinmeyen ve vardığı sonuçlar diğer güvenilir raporlar ile uyumsuz olan raporların güvenilir
olmadığına karar vermiştir. Kişi henüz sınır dışı edilmediyse, AİHM’nin davayı incelediği tarih, riskin değerlendirileceği tarihtir. Bu ilke, AİHS’nin öngördüğü risk altında olan hakkın 3. madde gibi mutlak olmasına ya da 8. madde gibi mutlak olmamasına bağlı olmadan geçerli sayılmıştır. Başvuru sahibi zaten sınır dışı edilmiş ise, AİHM kişinin kötü muamele görüp görmediğini veya ülkeyle ilgili bilgilerin başvuru sahibinin kötü muamele göreceğine dair sağlam sebepler gösterip göstermediğini inceleyecektir.

Örnek: Sufi ve Elmi / Birleşik Krallık davasında, AİHM, hem Somali’deki koşullar
ve şiddetin seviyesi hem de Somalili İslamcı isyancı grup El Şabab’ın gerçekleştirdiği
insan hakları suistimalleri hakkındaki uluslararası örgütler tarafından hazırlanan
raporları incelemiştir. Mahkeme, hükümetin Nairobi’den, Kenya, Somali hakkında
hazırladığı olaylara ilişkin rapora güvenememiştir; çünkü, bu rapor belirsiz ve isimsiz
kaynaklar içermekte olup, genel olarak ulaşılabilecek olan diğer bilgilerle çelişmekteydi.
Mevcut kanıtlara dayanarak karar veren Mahkeme, Somali’deki koşulların
yakın zamanda iyileşmesinin olası olmadığına karar vermiştir.

Örnek: Muminov / Rusya davasında, başvuru sahibi, mevcut bilgilere göre, Rusya’dan
iade edildikten sonra Özbekistan’da beş yıl hapis yatacak bir Özbek vatandaşı
idi. AİHM, başvuru sahibinin iade edilmesinden sonraki durumu hakkında, kendi
görüşü dışında, başka bir güvenilir bilgiye sahip olmamasına rağmen, Özbekistan’da
mahkumlara genel olarak kötü davranıldığını belirten eden yeterli güvenilir raporlar
olduğu için AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmiş sayılacağına karar vermiştir.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya kaldığından dolayı olabilir.   Başbakanlık Bilgi Edinme...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül Cuma günü, 48 avukat, 7...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan davalar 5237 sayılı Türk Ceza...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre Türkiye’den çıkmış kişileri fişlenmiş olduğu...
- Advertisement -

Daha faza içerik