Dublin anlaşması 28 AB ülkesi (Şengen Ülkeleri) arasında iltica süreci başvuru şartları mülteci, sığınmacı ve göçmen hakları ve bunların geri iadeleri ile ilgili bir anlaşma olup, iltica edenler bu anlasmanın kurallarına uymak mecburiyetinde dir. 2017 yılı itibari ile Dublin 3 yürürlükte olup ve halen iltica işlemleri Dublin 3’e göre yapılmaktadır.

Herhangi bir Avrupa ülkesine iltica eden mülteci-sığınmacı Şengen vizesi ile geldi ise Dublin 3’e göre  Şengen vizesini veren ülke iltica edenden sorumludur.

Örneğin : Almanya’ya iltica etmiş bir mültecinin şayet Fransa Şengen vizesi varsa Almanya kendisine iltica eden mülteciyi – sığınmacıyı Fransa’ya iade edebilir. İltica süreci Fransa’da devam eder. Yani iade işlemi sığımacının kendi ülkesine değil vize aldığı ülkeye oluyor.

 

Uluslararası insan hakları hukuku kapsamında, geri göndermeme ilkesinin anlamı 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 33 (1). maddesini aşmaktadır. Geri göndermemeye ilişkin görevler ayrıca İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı BM Sözleşme’nin 3. maddesi’ne dayanmaktadır

1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 33 (1). maddesinde şu ifade yer almaktadır: “Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade (“refouler”) etmeyecektir.” Geri göndermeme ilkesi, mültecinin zulüm göreceği menşe ülkeye ya da herhangi
başka bir ülkeye iadesi durumunda geçerlidir.

 

AİHS kapsamında, ihraca karşı mutlak engeller en azından, sınır dışı edilmenin yaşama hakkı ile ilgili Sözleşme’nin 2. maddesi ve işkence,
insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezanın yasaklanması ile ilgili 3. maddesi tarafından garanti altına alınmış mutlak hakları ihlal etmesi durumunda sözkonusuolurlar. AİHS’nin 15. maddesi, mutlak olan hakları ve ihlal edilemeyecek olanları belirlemektedir.

Bununla birlikte, ne 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 33. maddesi ne de Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 17. ve 21. maddeleri, geri gönderilmeyi mutlak şekilde yasaklamamaktadır.
Bu maddeler oldukça istisnai koşullarda, örneğin bir mültecinin ev sahibi ülkenin
güvenliği için tehdit oluşturduğu ya da ciddi bir suç işledikten sonra toplum için tehlike
arz ettiği durumda ihraç edilmesine olanak tanımaktadır.

AB Temel Haklar Şartı’nın 18. maddesi, geri göndermeme ilkesi ile uyumlu olan sığınma
hakkını garanti altına almaktadır. Şart’ın 19. maddesi hiç kimsenin ölüm cezası, işkence
veya diğer insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye veya cezaya maruz kalacağı bir
ülkeye gönderilmek üzere ihraç edilemeyeceğini, sınır dışı edilemeyeceğini veya iade
edilemeyeceğini öngörmektedir.

Örnek: Saadi / İtalya davasında,98 başvuru sahibi, Tunus’ta bulunmadığı sırada, bu
ülkede terörist örgüt üyesi olmak suçuyla 20 yıl hapis cezasına çarptırılan bir Tunus
vatandaşıdır. Başvuru sahibi İtalya’da da komplo sebebiyle hüküm giymiştir. Mahkeme,
başvuru sahibinin toplum için muhtemelen ciddi bir tehdit oluşturmasının,
hiçbir şekilde, sınır dışı edilmesi halinde yaşayabileceği kötü muamele riskini azaltmadığını
dikkate almıştır. Ayrıca, güvenilir insan hakları raporları, özellikle terör suçlarından
hüküm giymiş olanlar olmak üzere, Tunus’ta mahkumlara kötü muamele
edildiğini rapor etmişlerdir. Bu davada sunulan diplomatik güvenceler de bu riski
ortadan kaldırmamaktadır. Mahkeme bu nedenle, başvuru sahibinin Tunus’a gönderilmek
üzere sınır dışı edilmesi durumunda 3. maddeye aykırı muameleye maruz
kalacağına dair gerçek bir riskin olduğuna inanmak için ciddi sebeplerin bulunduğuna
karar vermiştir.