Cumartesi, Haziran 6, 2020

Dublin 3 ve Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

Must Read

Yunanistan Gülenistler İçin Güvenli Mi ?

Yunanistan Gülenistler İçin Güvenli Mi ? Son zamanlarda birkaç ülkeden Gülenistlerin iltica başvurularına Ret kararları geldiğini ve başvuru yapan kişilerin...

Ret Alanlar ve BAMF Kararı Bekleyenler İçin Bilgilendirme

İLTİCA SÜRECİ VE SONRASI İLE İLGİLİ HUKUKİ BİLGİLENDİRME RET ALANLAR VE BAMF KARARI BEKLEYENLER İÇİN 1- İltica eden kişinin Türkiye'deki dosyası...

KHK ile Belgeleri İptal Edilenlerin Önemle Dikkatine

KHK’lar ile lisans belgeleri, pasaportları ve silah ruhsatı iptal edilenlerin ve rütbeleri alınanların dikkatine. Anayasa Mahkemesi 10 Mart 2020 tarihli...

Bu bölümde uluslararası koruma (sığınma prosedürü) başvurularının değerlendirilmesi
prosedürü ile sınır dışı etme veya geri dönüş prosedürleri ele alınmaktadır. İlk olarak,
sığınma veya geri dönüş kararlarını vermekten sorumlu olanların uyması gereken usuli
şartlara değinilmektedir. Ardından bu tür kararlara karşı etkin yargı yolu hakkı incelenerek
bir yargı yolunun etkili olabilmesi için gereken ana unsurlar listelenmektedir
(ayrıca bkz. sınır yönetimi bağlamında yargı yolları hakkında 1.8. bölüm). Bölümde son
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

olarak, hukuki yardımla ilgili konular irdelenmektedir. 7. bölüm, ülkeden çıkarma yollarına
odaklanacaktır.
AİHM içtihadı uyarınca devletlerin, kişinin sınır dışı edilmesi halinde işkence, insanlık dışı
veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz kalma konusunda gerçek bir riskle karşı
karşıya kalmaktan endişe duymasına ilişkin esaslı gerekçeler içeren iddialarını bağımsız
olarak ve titiz şekilde incelemesi gerekmektedir. Mahkeme’nin içtihadında detaylı
şekilde belirtilen koşulların bazıları, değiştirilen Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’ne dâhil
edilmiştir.
Bu bölüm genelinde, AİHS›nin 13. maddesinde belirtilen etkili başvuru yolu hakkı, AB
Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesinde daha geniş kapsamlı yer alan etkili kanun yolu
hakkı ile karşılaştırılacaktır.
4.1. Sığınma prosedürü
Hem AB hukuku hem AİHS kapsamında, sığınmacılar, temyiz süreci boyunca ülkeden
çıkarılmalarını askıya alabilecek yargı yolları dâhil, etkili sığınma prosedürüne
ulaşabilmelidirler.
AB Sığınma Prosedürü Yönetmeliği (2013/32/EU) uluslararası koruma sağlama ve
bu korumayı kaldırma ile ilgili ortak prosedüre ilişkin çok detaylı kurallar koymaktadır.
Yönetmelik, buna taraf AB üye ülkeleri topraklarında, sınırlar, karasuları ve transit bölgeler
dâhil, yapılan tüm sığınma talepleri için geçerlidir (3. madde).
4.1.1. Mülakat, inceleme prosedürü ve ilk derece kararının alınması
AB hukuku kapsamında, sığınmacıların ve onların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin,
sığınma prosedürüne ulaşabilmeleri gereklidir (bkz. Sığınma Prosedürü Yönetmeliği
(6. madde); ayrıca bkz. 2.2. bölüm). Bu kişilerin, başvuruları hakkında karar verilene
kadar bir AB üye ülkesinde kalmalarına izin verilmektedir (9. madde). Tekrarlanan başvurular
ve suçluların iadesi vakaları, kalma hakkına istisna teşkil edebilir. Avrupa’da tutuklama
emri hakkındaki 2002/584/JHA sayılı Konsey Çerçeve Kararı kapsamında suçluların
iadesine ilişkin ayrı usuli güvenceler mevcuttur.167
167 AAD, C-388/08 [2008] ECR I-08993, Artur Leymann ve Aleksei Pustovarov’a karşı cezai kovuşturma,
1 Aralık 2008.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

Başvuru sahipleri ile kişisel mülakat (Sığınma Prosedürü Yönetmeliği 14. madde ve
15. madde) yapılmalıdır.168 Mülakat, normalde başvuru sahibinin aile fertleri olmadan,
gizli bir ortamda yapılmalıdır. Mülakat, başvuru sahibinin kökeni, cinsiyeti, cinsel eğilimi,
cinsel kimliği veya savunmasız olması hali gibi kişisel özelliklerini kapsayacak şekilde
başvurusu ile ilgili tüm koşulları değerlendirebilecek yetkinlikle bir kişi tarafından gerçekleştirilmelidir.
Mülakata dair yazılı bir rapor hazırlanmalı ve bu rapora başvuru sahibi ulaşabilmelidir
(17. madde). Üye ülkeler, başvuru sahibine, yetkili makam başvuru hakkında
kararını vermeden önce rapor ile ilgili yorum yapma hakkı vermelilerdir (17 (3). madde).
Değiştirilmiş yönetmeliğin 15 (3) (e). maddesine göre, çocuklarla mülakatlar çocuklara
uygun bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Refakatsiz küçükler, temsilci hakkı gibi belirli
güvencelere sahiptirler (25. madde). Çocukların menfaatleri öncelikli olarak göz önünde
bulundurulmalıdır (25 (6). madde; ayrıca bkz. 9. bölüm). Hukuki yardım hakkında daha
fazla bilgi için, bkz. 4.5. bölüm.
Başvuru değerlendirilirken, bir yandan Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nde belirtilen
usuli gereklere, diğer yandan ise, Vasıflandırma Yönetmeliği (4. madde) uyarınca başvuruda
yer alan kanıtların değerlendirmesine ilişkin gereklere riayet edilmelidir. Değerlendirme
güncel bilgiler kullanılarak münferit olarak, objektif ve tarafsız şekilde yapılmalıdır
(Sığınma Prosedürü Yönetmeliği 10. madde ve Vasıflandırma Yönetmeliği (4. madde).
Sığınma Prosedürü Yönetmeliği ‘nin 10. maddesine göre, bir başvurunun mümkün olan
en kısa sürede yapılmamış olmasından dolayı, ilk kararları almaktan sorumlu yarı yargısal
veya idari organlar tarafından bu başvuru otomatik olarak reddedilmemelidir. Sığınma
Prosedürü Yönetmeliği ‘nin 12. maddesinde, başvuru sahiplerine anlayacakları veya
makul bir ölçüde anlamaları beklenen bir dilde izlenecek prosedür ve bunun ne kadar
süreceği hakkında bilgi verilmesi; gerekli olduğunda tercüman hizmetleri sunulması;
BMMYK veya hukuki yardım sağlayan kuruluşlarla iletişime geçmelerine izin verilmesi;
başvuruları hakkındaki kararda kullanılan kanıtlara ulaşmalarının sağlanması; makul bir
süre içinde karar hakkında bilgilendirilmeleri ve anlayacakları veya makul ölçüde anlamaları
beklenen bir dilde kararın bildirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yönetmeliğin
13. maddesi uyarınca, yetkili makamlarla işbirliği yapmak başvuru sahiplerinin görevidir.
Sığınmacılar, sığınma taleplerini geri çekme hakkına sahiptirler. Geri çekme prosedürü
de tebliğ koşullarına uygun olarak yapılmalıdır; buna yazılı tebliğ dâhildir (Sığınma Prosedürü
Yönetmeliği 44. madde ve 45. madde). Başvuru sahibinin başvurusunu zımnen geri
çektiğini ya da terk ettiğini düşünmek için makul bir sebep varsa, başvurular geri çekilmiş
ya da terkedilmiş olarak kabul edilebilir; ancak, devletin, incelemeyi durdurma ve alınan
168 Ayrıca bkz. ABAD, C-277/11 [2012], M. M. / Minister for justice, Equality and Law Reform, Ireland and
Attorney General, , 22 Kasım 2012.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

tedbiri kaydetme veya başvuruyu reddetme kararı alması gerekir (Sığınma Prosedürü
Yönetmeliği 27. madde ve 28. madde).
Sığınma başvuruları ile ilgili kararlar yetkili makam tarafından, altı ayı geçmeyecek
şekilde mümkün olan en kısa sürede alınmalıdır. Ancak Sığınma Prosedürü Yönetmeliği
31 (3) ve (4.) maddelerinde sıralanan koşullar bu kuralın dışında kalmaktadırlar. Bunlar
için değerlendirme süresi maksimum 21 aya kadar uzatılabilir. Eğer altı ay içinde karar
alınamıyor ise, başvuru sahibi gecikme hakkında bilgilendirilmeli veya kendi bu konuda
bir talepte bulunmuş ise kararın ne zaman çıkmasının beklendiği hakkında bilgi verilmelidir
(31 (6). madde). Talep incelenirken, yönetmeliğin II. bölümünde ortaya konulan temel
güvencelere riayet edilmelidir. Kararlar yazılı olmalı ve karara nasıl itiraz edilebileceği
hakkında bilgi içermelidir (Yönetmeliğin 11. maddesi).
Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 33. maddesi uyarınca, üye ülkelerin kabul edilemez
başvuruları inceleme zorunluluğu yoktur; örneğin hiçbir yeni unsur eklenmemiş tekrar
edilen başvurular veya AB üyesi olmayan bir devletin başvuru sahibi için güvenli bir
üçüncü ülke olarak kabul edildiği başvurular. Kabul edilemez olmasına rağmen tekrar
yapılan başvurular hariç, kişisel mülakat gerçekleştirilmelidir (34. madde).
AİHS kapsamında, Mahkeme, kişilerin hem sığınma prosedürüne hem de takip edilecek
prosedüre ilişkin yeterli bilgiye ulaşabilmeleri gerektiğini belirtmiştir. Yetkili makamların
ayrıca sığınma talebi başvurularına karar verirken uzun süreli gecikmelerden kaçınması
gereklidir.169 İlk derece sığınma kararlarının incelemesinin etkililiğini değerlendirirken,
Mahkeme, aynı zamanda, tercüman bulunması, hukuki yardıma ulaşma ve yetkililer ile
sığınmacılar arasında güvenilir bir iletişim sistemi bulunması gibi diğer faktörleri de göz
önünde bulundurmuştur.170 Risk değerlendirmesi açısından, Sözleşme’nin 13. maddesi,
başvuru sahibinin sınır dışı edilmesi halinde işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele
veya cezaya maruz kalma konusunda gerçek bir risk altında olmaktan duyduğu
korkuyu destekleyecek esaslı gerekçeleri içeren tüm taleplerin ulusal bir makam tarafından
bağımsız olarak ve titiz şekilde incelemesi gerektiğini belirtmiştir.171
169 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011; AİHM, Abdolkhani ve Karimnia
/ Türkiye, no. 30471/08, 22 Eylül 2009.
170 Daha fazla bilgi için, bkz. AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011,
para. 301.
171 Ibid., para. 293.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

4.1.2. Etkili kanun yolu hakkı
Kişilerin sığınma veya ikamet başvurularının ya da insan hakları ihlallerine ilişkin şikayetlerinin
reddedilmesi durumunda, bu kişilerin pratik ve etkili bir kanun yoluna başvurabilmeleri
gerekmektedir. Bu bağlamda, hem AB hukuku hem de AİHS, münferit davaların
etkili ve hızlı şekilde incelenmesini sağlamak için usuli güvencelere uygun davranılması
gerektiğini kabul etmektedir. Bu amaç doğrultusunda, hem AB hukuku hem AİHS kapsamında,
prosedüre ilişkin ayrıntılı şartlar geliştirilmiştir.
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesi «etkili kanun yolu ve adil
yargılanma hakkı» sağlamaktadır. Şart’ın 47. maddesinin ilk paragrafı, «ulusal bir merci
önünde etkili bir yola başvurma » hakkı tanıyan AİHS’nin 13. maddesini temel almaktadır.
Bununla birlikte, AB Temel Haklar Şartı, incelemenin bir mahkeme tarafından yapılması
gerektiğini belirtirken AİHS’nin 13. maddesi sadece ulusal bir makamın incelemesini
şart koşmaktadır.172
AB Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesinin ikinci paragrafı, sadece medeni hak veya
yükümlülüklerin belirlenmesi ya da cezai alanda yapılan bir suçlama söz konusu olduğu
takdirde uygulanan adil yargılanma hakkını garanti altına alan AİHS’nin 6. maddesine
dayanmaktadır. Ancak, bu durum, AİHS’nin 6. maddesinin sığınma ve göç davalarında
uygulanmasını önlemektedir; çünkü bu davalar bir sivil hakkın veya yükümlüğün belirlenmesini
içermez.173 AB Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesinde bu tür bir ayrım yoktur.
Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 46. maddesi; uluslararası koruma hakkındaki bir
karara, daha önce durdurulmuş bir başvurunun yeniden açılmasının reddedilmesine ve
uluslararası korumanın kaldırılması kararına karşı etkili bir başvuru yolu hakkı tanımaktadır.
Hem olaylar hem de hukuki noktalar eksiksiz şekilde ve geleceğe yönelik (ex nunc)
olarak incelenmelidir. Zaman sınırlamaları, başvurunun yapılmasının imkansız ya da aşırı
zor hale getirmemelidir.
AİHS kapsamında, AİHS’nin 6. maddesi mahkeme önünde adil yargılanma hakkını
garanti altına almaktadır, ancak bu hükmün sığınma ve göç davalarına uygulanamayacağı
kabul edilmiştir (bkz. 4.5. bölüm). Bu tür davalara uygulanabilen madde 13. madde
olup ulusal bir makam huzurunda etkili bir başvuru yolu hakkı tanımaktadır. AİHS’nin
3. maddesi dâhil Sözleşme’den doğan diğer haklar, 13. madde ile bağlantılı şekilde okunabilir.
Ayrıca, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca garanti altına alınmış olan özel hayat ve aile
hayatı hakkının özünde usuli güvenceleri de içerdiği kabul edilmiştir (kısaca 4.4. bölüm’de
172 AB Temel Haklar Şartı ile ilgili açıklamalar, (2007/C 303/02), OJ 2007 C 303/17.
173 AİHM, Maaouia / Fransa (karar), no. 39652/98, 12 Ocak 1999.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım
99
tanımlanmıştır). Buna ek olarak, Sözleşme’nin güvence altına aldığı hakların tümünün
özünde yer alan keyfiyetin yasaklanması, sığınma veya göç davalarında önemli
güvenceler sağlamak için sıklıkla temel alınmaktadır.174 Özgürlükten kanuna aykırı veya
keyfi şekilde mahrum bırakmaya karşı kanun yolları, 6. bölümde incelenmektedir (bkz.
6.10. bölüm).
AİHM, sığınmacıların sınır dışı edilmesi vakalarında etkili başvuru yollarının ne olduğuna
dair genel ilkeler ortaya koymaktadır. Başvuru sahipleri, ulusal düzeyde, AİHS kapsamında
herhangi bir «savunulabilir şikayetin» özünü ele alma ve gerekli hallerde mağduriyetin
uygun şekilde giderilmesini sağlama kapasitesine sahip bir başvuru yolundan
faydalanabilmelidirler.175 Bu başvuru yolunun hem uygulamada hem hukuken «etkili»
olması gerektiği için, AİHM’nin diğer unsurların yanı sıra sığınmacıya temyiz için yeterli
zaman verilip verilmediğini de dikkate alması gerekebilir.
Örnek: Abdolkhani ve Karimnia / Türkiye davasında,176 hem idari makamlar hem
yargı makamları, başvuru sahiplerinin Irak’a veya İran’a geri dönüşleri halinde kötü
muameleye maruz kalma riski ile karşılaşabileceklerine ilişkin ciddi iddialar karşısında
pasif kalmışlardır. Ayrıca, ulusal makamlar, başvuru sahiplerinin geçici sığınma
taleplerini incelememiş, onlara bu konu ile ilgili gerekli açıklamayı yapmamış ve
polis tarafından göz altında tutuldukları süre boyunca, başvuru sahiplerinin açıkça
avukat talep etmelerine rağmen onların hukuki yardıma ulaşabilmelerine izin vermemişlerdir.
Bu şekilde ulusal makamlar, başvuru sahiplerinin ilgili mevzuat çerçevesinde,
AİHS’nin 3. maddesi kapsamındaki şikayetlerini dile getirmelerini engellemişlerdir.
Ayrıca, başvuru sahipleri kendilerine ihraç emirlerinin tebliğ edilmemiş ya
da ihraçlarına ilişkin gerekçeler hakkında bilgi verilmemiş olmasından dolayı ihraç
edilmelerine ilişkin kararın iptal edilmesi için yetkili makamlara başvuruda bulunamamışlardır.
Türkiye›de ihraç vakalarında yargı denetimi etkili bir başvuru yolu olarak
kabul edilemez; çünkü, sınır dışı emrinin iptal edilmesine yönelik başvuru, bir
idare mahkemesi özellikle yürütmeyi durdurma kararı vermedikçe, bu emri askıya
alma etkisine sahip değildir. Dolayısıyla, başvuru sahiplerine AİHS’nin 3. maddesini
temel alan şikayetlerine ilişkin etkili ve erişilebilir bir başvuru yolu sağlanmamıştır.
174 AİHM, C.G. ve diğeleri / Bulgaristan, no. 1365/07, 24 Nisan 2008, para. 49.
175 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011, para. 288; AİHM, Kudła /
Polonya [BD], no. 30210/96, 26 Ekim 2000, para. 157.
176 AİHM, Abdolkhani ve Karimnia / Türkiye, no. 30471/08, 22 Eylül 2009, para. 111–117.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

Örnek: Avusturya ve Çek Cumhuriyeti›ndeki anayasa mahkemeleri, iki ve yedi günlük
son teslim tarihlerinin çok kısa olduğuna karar vermiştir.177 Buna karşılık, Diouf
davasında178 ABAD hızlandırılmış prosedürde temyiz için verilen 15 günlük sürenin
«genel olarak, etkili bir dava hazırlamak ve sunmak için uygulamada yetersiz görünmediğine
ve mevzubahis haklar ve çıkarlar ile ilgili olarak makul ve orantılı göründüğüne
» karar vermiştir.
Devletlerin, güvencelerin etkililiğini engelleyen bir diğer fiili de, kişilere verilen kararları
veya temyiz haklarını bildirmemek veya gözetim altına alınmış bir sığınmacının dış dünyayla
irtibatını engellemektir. Bazı açılardan, AİHS’de ayrıntılı şekilde belirtilen koşullar
ile Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nde belirtilen usuli güvenceler arasında ortak yanlar
bulunmaktadır.
Örnek: Čonka / Belçika,179 Sözleşme›nin 4 no’lu Protokolü’nün 4. maddesi uyarınca
çingene kökenli sığınmacıların toplu şekilde sınır dışı edilmesine ilişkin davada, idari
ve uygulamadaki engeller, başvuru sahiplerinin Belçika’da sığınma taleplerini takip
etmelerini engellemiştir. İlk derece yargılamasında; başvuru sahipleri dava dosyalarına
ulaşamamış, duruşma sırasında alınan notlara bakamamış veya gözlemlerinin
kayıt altında alınmasını talep edememişlerdir. Daha üst derecedeki yargı makamları
nezdinde gerçekleşen başvuru yollarının ise sınır dışı edilme ile ilgili alınan kararları
otomatik olarak askıya alma etkileri yoktu. Mahkeme, AİHS’nin 4 no’lu Protokolü’nün
4. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Ulusal kanun kapsamındaki yargı yolları tek başlarına AİHS’nin 13. maddesinde
belirtilen şartları tam olarak yerine getiremiyor olsalar bile, bunların toplamı bunu
gerçekleştirebilir.180
177 Avusturya, Avusturya Anayasa Mahkemesi (Österreichische Verfassungsgerichtshof), kararlar G31/98,
G79/98, G82/98, G108/98, 24 Haziran 1998; Çek Cumhuriyeti, Anayasa Mahkemesi (Ústavní soud
České republiky), karar no. 9/2010, Coll. Ocak 2010’da yürürlüğe girmiştir.
178 ABAD, C-69/10, Samba Diouf / Ministre du Travail, de l’Emploi et de l’Immigration, 28 Temmuz 2011,
para. 67.
179 AİHM, Čonka / Belçika, no. 51564/99, 5 Şubat 2002.
180 AİHM, Kudła / Polonya [BD], no. 30210/96, 26 Ekim 2000.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım
101
4.1.3. Otomatik olarak askıya alma etkisine sahip temyiz başvuruları
AB hukuku kapsamında, Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 46. maddesi, bir mahkeme
ya da divan önünde etkili bir kanun yolu hakkı tanımaktadır. Burada AB Temel Haklar
Şartı’ndaki ifadeler kullanılmaktadır. Yönetmelik gereği, AB üye ülkelerinin, temyiz başvurusunda
bulunma süresi dolana kadar ve temyiz sonucu beklenirken başvuru sahiplerinin
kendi topraklarında kalmalarına izin vermeleri gerekmektedir. 46 (6). maddeye
göre, dayanaksız veya kabul edilemez sayılan bazı başvuru türleri için otomatik olarak
bu hak tanınmaz; bu durumda temyiz organına, başvuru sahibinin temyiz başvurusunun
değerlendirilmesi için gereken süre boyunca ülke topraklarında kalıp kalamayacağına
karar verme yetkisi tanınmalıdır. Benzer bir istisna, Dublin Tüzüğü ((EU) 604/2013 sayılı
Tüzük, 27 (2). madde) kapsamında alınan transfer kararları için de mevcuttur.
AİHS kapsamında, bir kişi sığınma talebinin reddedilmesine karşılık temyiz başvurusunda
bulunduğunda, söz konusu kişi hakkındaki geri dönüş kararının uygulanmasının 3. maddeye
aykırı olası geri döndürülemez etkileri var ise, temyiz başvurusu otomatik olarak
askıda bırakma etkisine sahip olmalıdır.
Örnek: Gebremedhin [Gaberamadhien] / Fransa davasında,181 AİHM, başvuru sahibinin
Eritre’de kötü muamele riskine ilişkin iddialarını, şikayetini AİHS’nin 3. maddesi
kapsamında «savunulabilir» kılmak için yeterince güvenilir olduğuna karar
vermiştir. Dolayısıyla başvuru sahibi 3. madde ile bağlantılı olarak 13. maddeyi ileri
sürebilirdi. 3. madde, yabancı vatandaşların, ihraç edilmeleri halinde, bu maddeye
aykırı şekilde kötü muameleye maruz kalma riski altında olacaklarına dair gerçek bir
sebep olması halinde, bu kararı askıya alma etkisine sahip bir yargı yoluna başvurulabilmelerini
şart koşuyordu. Bu riskten kaçtığını iddia eden ve hâlihazırda Fransız
topraklarına giriş izni verilmiş olan sığınmacılar için, fransız kanunları bu gereklerin
bazılarını yerine getiren bir prosedür öngörmekteydi. Ancak bu prosedür, vardığı
bir havaalanında sınırdan geçmek için bu tür bir risk altında olduğunu iddia edenler
için geçerli değildi. Yabancı uyrukluların sığınma başvurusunda bulunabilmesi için,
Fransız topraklarında bulunması gerekir. İlk olarak ülkeye giriş iznine sahip olmadıkları
sürece, sınırdakiler bu tür bir başvuru yapamazlar. Bu mealde gerekli belgeleri
yoksa, sığınma gerekçesiyle ülkeye giriş izni almak için başvuruda bulunmaları
zorunludur. Ardından, yetkili makamlar talep ettikleri sığınma başvurusunun «açıkça
dayanaktan yoksun» olup olmadığını incelerken, «bekleme alanında» tutulurlar.
181 AİHM, Gebremedhin [Gaberamadhien] / Fransa, no. 25389/05, 26 Nisan 2007.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

Yetkililer, başvurunun «açıkça dayanaktan yoksun» olduğunu kabul ederlerse, ilgili
kişiye ülkeye giriş izni vermeyi reddederler. Ardından, ilgili kişinin bir sığınma başvurusunda
bulunma fırsatına sahip olmadan ihraç edilmesi gerekir. Söz konusu kişi,
giriş izninin reddedilmesi kararının iptal edilmesi için idari mahkemelere başvurabilir;
ancak, bu başvurunun askıya alma etkisi olmadığı gibi herhangi bir zaman sınırlamasına
da tabi değildir. Kuşkusuz, olayda başvuru sahibinin olumlu bir sonuç alamadığı,
acil ara karar hakimine başvurulabilir. Ancak bu yargı yolunun otomatik askıya
alma etkisi yoktur, yani hakim karar vermeden kişi ülkeden çıkarılabilir. AİHS›nin 3.
maddesinin önemi ve işkence veya kötü muamelenin yarattığı zararın geri döndürülemez
doğası göz önüne alındığında, 13. madde gereğince, bir taraf devletin, kişinin
işkence ya da kötü muamele riskine maruz kalacağına inanmak için gerçek bir
neden bulunan bir ülkeye geri gönderilmesine karar verdiği durumlarda, ilgili kişinin
otomatik askıya alma etkisine sahip bir kanun yoluna başvurabilmesi gerekmektedir.
«Uygulamada» bu tür bir etki yeterli değildi. Başvuru sahibi «bekleme alanındayken
» bu tür bir yargı yoluna başvurabilme imkanına sahip olmadığı için, 3.
madde ile bağlantılı olarak AİHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
Örnek: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında,182 yetkili makamların başvuru sahibinin
sığınma talebini incelemede gösterdikleri eksiklikler ve sığınma başvurusunun
esasları ciddi şekilde incelenmeden ve etkili bir kanun yoluna başvurma imkanı sağlanmadan
kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak menşe ülkesine geri gönderilme riskine
maruz kalması nedeniyle, Mahkeme Yunanistan’ın AİHS’nin 13. maddesini ihlal
ettiğine karar vermiştir.
Örnek: Hirsi Jamaa ve diğerleri / İtalya davasında,183 bir İtalyan gemisi muhtemel
sığınmacıların yolunu kesmişti. İtalyan makamları, ilgili kişilerin İtalya’ya götürüldüklerine
inanmalarını sağladı ve Libya’ya geri gönderilmekten kaçınmak için takip
etmeleri gereken prosedür hakkında bilgi vermedi. Bu nedenle başvuru sahipleri,
AİHS’nin 3. maddesi ve 4 no’lu Protokol’ün 4. maddesi gereğince yetkili bir makama
şikayette bulunamadı ve ihraç tedbiri uygulanmadan önce talepleri kapsamlı şekilde
ve titizlikle değerlendirilmedi. Bu durumda, Mahkeme, 3. madde ve 4 no’lu Protokol’ün
4. maddesi ile bağlantılı olarak AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiştir.
182 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011, para. 293.
183 AİHM, Hirsi Jamaa ve diğerleri / İtalya [BD], no. 27765/09, 23 Şubat 2012, paras. 197–207.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

Büyük Daire’de görülen güncel bir davada, AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesi ile bağlantılı
olan 13. maddesinin ulusal bir yargı yolunun otomatik olarak askıya alma etkisine sahip
olmasını da gerektirip gerektirmediğini değerlendirmiştir.
Örnek: De Souza Ribeiro / Fransa davasında,184 Brezilya vatandaşı olan başvuru
sahibi, ailesi ile birlikte yedi yaşından beri Fransız Guyanası’nda (deniz aşırı bir Fransız
toprağı) ikamet ediyordu. Geçerli bir ikamet izni gösterememesi nedeniyle idari
olarak gözetim altına alınmasının ardından, yetkili makamlar onun ülkeden çıkarılmasına
karar verdi. Ertesi gün, ihraç kararı için temyiz başvurusunda bulunduktan
yaklaşık 50 dakika sonra ihraç edildi. AİHM Büyük Daire’si, ihraç emrinin uygulanmasında
acele edilmesinin, mevcut başvuru yollarını uygulamada etkisiz ve böylece
erişilemez kıldığını ifade etmiştir. Başvuru sahibi, sınır dışı edilmek üzereyken, Sözleşme›
nin 8. maddesi kapsamındaki şikayeti ile ilgili olarak uygulamada herhangi bir
etkili başvuru yoluna ulaşma imkanına sahip olamamıştır. Mahkeme, 8. madde ile
bağlantılı olarak 13. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
4.1.4. Hızlandırılmış sığınma prosedürü

 

AB hukuku kapsamında, Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 31 (8). maddesinde hızlandırılmış
prosedürün uygulanabileceği on durum listelenmektedir. Bunlar arasında;
başvuru sahibi güvenli bir menşe ülkeden geldiği için başvurunun dayanıksız bulunması
veya başvuru sahiplerinin parmak izlerini vermeyi reddetmeleri yer alır. Yönetmelikte
ortaya konulan temel ilkeler ve güvenceler uygulanabilir olmaya devam etse de temyiz
başvurusu otomatik askıya alma etkisine sahip olmayabilir; öyle ki, temyiz süresince
ülkede kalma hakkının açıkça talep edilmesi ve/veya vaka bazında verilmesi gerekir
(ayrıca bkz. 4.1.3. bölüm). Uygulamada, hızlandırılmış prosedür çerçevesinde de olumsuz
bir karara karşı temyiz başvurusunda bulunmak için daha kısa süreler öngörülmüş
olabilir.
AİHM kapsamında, Mahkeme, her sığınma talebinin bağımsız bir şekilde ve titizlikle
incelenmesinin gerekli olduğuna kadar vermektedir. Taleplerin bu şekilde incelenmediği
durumlarda, Mahkeme 3. madde ile bağlantılı olarak AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine
karar verir.
184 AİHM, De Souza Ribeiro / Fransa, no. 22689/07, 13 Aralık 2012.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

Örnek: I.M. / Fransa davasında,185 Sudan’a gönderilmesi halinde kötü muamele
riski altında olacağını iddia eden başvuru sahibi, Fransa’da sığınma başvurusunda
bulunur. Yetkili makamlar, sığınma başvurusunun kişinin ülkeden çıkarılmaya karar
verilmesinden sonra yapılmış olmasından dolayı bu başvurunun «kasten aldatmaya
» dayandığını veya «sığınma prosedürünün suistimal» edildiğini savunurlar.
Bu nedenle, sığınma başvurusunun ilk ve tek incelemesi, otomatik olarak, yeterli
koruma koşullarına sahip olmayan, hızlandırılmış prosedür kapsamında gerçekleştirilmiştir.
Örneğin, başvuru yapmak için zaman sınırı 21 günden 5 güne indirilmiştir.
Başvuru süresinin bu kadar kısa olması, başvuru sahibini, gözetim altına alınmamış
kişiler tarafından normal prosedür kapsamında yapılan başvurular için aranan
koşulların aynısını yerine getirecek şekilde, fransızca olarak, destekleyici belgelerle
birlikte kapsamlı bir başvuruda bulunması gerektiği için özel olarak zorlamaktadır.
Başvuru sahibi ihraç kararına itiraz etmek için idari mahkemeye başvurabiliyor olsa
bile, bunu yapmak için normal prosedürün aksine sadece 48 saati vardı. Böylelikle
başvuru sahibinin sığınma talebi, kendisine uygulamada, bir bütün olarak, etkili bir
başvuru yolu sunan yerel bir sistem olmadan reddedilmiştir. Bu nedenle, başvuru
sahibi, AİHS’nin 3. maddesi kapsamına giren bir şikayette bulunamamıştır. Mahkeme,
AİHS’nin 3. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiştir.
4.2. Dublin prosedürü
32 Avrupa ülkesi tarafından uygulanan Dublin Tüzüğü ((EU) 604/2013 sayılı Tüzük), bir
sığınma başvurusunun incelenmesinden hangi devletin sorumlu olduğunu belirlemektedir.
Yönetmeliğin belirlediği kriterlere dayanarak, başvurunun incelenmesinden bir başka
devlet sorumlu ise, yönetmelik kişinin bu devlete transfer edilmesini öngörmektedir.
AB hukuku kapsamında, Dublin Tüzüğü, devletlere, sığınmacıları geri alma ya da sığınmacıların
sorumluluğunu üstlenme ile ilgili taleplere cevap vermeleri için zaman dilimleri
sunmaktadır ( 21, 22, 25 ve 29. maddeler). Ayrıca, devletin başvuru sahibini transfer
etmeden önce belirli kanıtları toplamasını (22. madde), kişisel bilgilerin gizliliğini sağlamasını
(39. madde), kişiyi Dublin Tüzüğü ve niyet edilen Dublin transferi ve mevcut
hukuki başvuru yolları hakkında genel olarak bilgilendirmesini şart koşmaktadır. Yönetmelik,
idari işbirliğine ilişkin muhtemel gerekleri (Dublin Tüzüğü 34. madde) ve sorumluluğun
sona ermesine ilişkin güvenceleri (19. madde) öngörmektedir.
185 AİHM, I.M. / Fransa, no. 9152/09, 2 Şubat 2012, para. 136–160.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

Örnek: Kastrati davasında186 ABAD, Dublin Tüzüğü’nün, başvuruyu incelemekten
sorumlu AB üye ülkesinin başvuru sahibinin sorumluluğunu almayı kabul etmesinden
önce geri çekilen sığınma başvuruları için artık geçerli olmadığına karar vermiştir.
Başvurunun geri çekilmesine bağlı gerekli kararları almak ve bilhassa, incelemeyi
sürdürmemek ve bu bilgiyi başvuru sahibinin dosyasına işlemek, topraklarında başvuru
yapılan üye ülkenin sorumluluğundadır.
Dublin Tüzüğü’nün 5. maddesi normalde her bir başvuru sahibi ile kişisel mülakat yapılmasını
gerektirmektedir. Bu kişiler etkili bir başvuru yolu hakkına sahiptirler; ya temyiz
organı tarafından transfer kararı incelenirken ülkede kalmalarına izin verilmeli ya da
temyiz organına, ya kendi inisiyatifiyle ya da talep üzerine transferi askıya alma olanağı
tanınmalıdır (27 (3). madde).
Dublin Tüzüğü ayrıca refakatsiz küçükler için usuli güvenceler (daha fazla bilgi için bkz.
9.1. bölüm) ve aile birliğini idame ettirmeye ilişkin hükümler içermektedir. Yönetmeliğin
8.–11. ve 16. maddelerinde, çekirdek aile üyeleri (Yönetmeliğin 2 (g). maddesinde
tanımlanmıştır) konusunda sorumlu üye ülkeyi belirlemeye ilişkin kriterler yer almaktadır.
Buna ek olarak, üye ülke diğer aile fertlerini bir araya getirmek için bir diğer üye
ülkenin başvuruyu incelemesini talep edebilir (17 (2). madde «insani yardıma ilişkin
madde»). 7 (3). madde, üye ülkelerin başvuru sahibinin aile fertlerinin ve akrabalarının
bir başka AB üye ülke topraklarında bulunmasına ilişkin tüm kanıtları, eğer bunlar, bir
diğer üye ülkenin sığınma talebini inceleme sorumluluğunu kabul etmesinden ve önceki
başvurunun özüne ilişkin bir karar verilmesinden önce ortaya konmuş iseler, dikkate
almalarını gerektirmektedir.
Ciddi insani sorunlar söz konusuysa, üye ülke bazı koşullarda, bir kişi diğer bir kişiye
bağımlıysa ve bu iki kişi arasında aile bağları mevcut ise, sığınma başvurusunu incelemekten
sorumlu hale gelebilir.
Örnek: K davası187, gelini yeni doğum yapmış bir kadının Avusturya’dan Polonya’ya
transfer edilmesi ile ilgiliydi. Gelin ayrıca üçüncü bir ülkedeki travmatik bir olay
nedeniyle engelli ve ciddi bir hastalıktan muzdaripti. Başına gelenler ortaya çıktığı
takdirde, gelin muhtemelen kültürel gelenekler nedeniyle aile şerefini korumak
isteyen erkek aile fertleri tarafından şiddet görme riskiyle karşı karşıya kalacaktı.
Bu koşullar altında, ABAD, 15 (2). maddede [yönetmeliğin 2003 versiyonunda yer
alan bu madde, yönetmeliğin 2013 versiyonunun 16 (1). maddesi haline gelmiştir]
186 ABAD, C-620/10, Migrationsverket / Nurije Kastrati ve diğerleri, 3 Mayıs 2012, para. 49.
187 ABAD, C-245/11, K / Bundesasylamt, 6 Kasım 2012.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

belirtilen koşullar yerine getirildiği takdirde, bu hükümde bahsi geçen insani sebeplere
istinaden, sığınmacının sorumluluğunu üstlenmek zorunda olan üye ülkenin,
sığınma talebini incelemekten sorumlu üye ülke haline geleceğine karar vermiştir.
Dublin Tüzüğü kriterlerine göre, bir AB üye ülkesi sorumlu olmasa da bir başvuruyu yine
de incelemeye karar verebilir (Dublin Tüzüğü’nün 17 (1). maddesi kapsamında «egemenlik
maddesi»).188 Tüzüğün 3 (2). maddesine göre, eğer başvuru sahibinin Dublin
kriterleri uyarınca sorumlu bulunan üye ülkeye transferi bu kişiyi Şart’ın 4. maddesi ile
yasaklanan kötü muameleye maruz kalma riski ile karşı karşıya bırakacak ise, başvuru
sahibini transfer etmeye karar veren ülke tüzüğün diğer kriterlerini incelemeli ve makul
bir süre içinde, bu kriterlerin başka bir üye ülkenin sığınma başvurusunu incelemekten
sorumlu olmasına izin verip vermediklerini belirlemelidir. Bu durum, ilk bahsi geçen ülkenin,
başvuru sahibinin temel haklarının çiğnenmesi riskini önlemek için, başvuruyu incelemekten
sorumlu olmasına sebep olabilir (3 (2). madde).
Örnek: Ortak görülen N.S. ve M.E. davalarında189 ABAD, kişilerin Dublin Tüzüğü kapsamında
Yunanistan’a transfer edilmelerinin, AİHS’nin 3. maddesine tekabül eden
AB Temel Haklar Şartı’nın 4. maddesini ihlal edip etmeyeceğini incelemiştir. ABAD
davaları incelediği tarihte, zaten AİHM Yunanistan’da sığınmacılar için kabul koşullarının
ve diğer koşulların AİHS’nin 3. maddesini ihlal ettiğine ilişkin bir karar vermişti.
ABAD, üye ülkelerin, sığınmacıların Yunanistan’da insanlık dışı veya aşağılayıcı
muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk altında olmalarına neden
olan sığınma prosedürü ve kabul koşullarındaki sistemsel eksikliklerden «bihaber»
olamayacaklarına karar vermiştir. Dublin Tüzüğü’nün Şart kapsamındaki haklar ile
uyumlu şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmiştir. Bu – sorumlu başka bir üye
ülke olmaması durumunda – sığınmacıların taleplerini Yunanistan’da ibraz etmiş
olmasına rağmen, Birleşik Krallık’ın ve İrlanda’nın bu talepleri incelemek zorunda
oldukları anlamına gelmektedir.
188 Ayrıca bkz. ABAD, C-528/11, Zuheyr Frayeh Halaf / Darzhavna agentsia za bezhantsite pri Ministerskia
savet, 30 Mayıs 2013.
189 ABAD, Birleştirilmiş davalar, C-411/10 ve C-493/10, N. S. / Secretary of State for the Home Department
ve M. E. ve diğerleri / Refugee Applications Commissioner ve Minister for Justice, Equality and Law
Reform, 21 Aralık 2011. Ayrıca bkz. ABAD, C-4/11, Bundesrepublik Deutschland / Kaveh Puid,
14 Kasım 2013.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

AİHS kapsamında, Dublin Tüzüğü’nü yorumlamak AİHM’nin görevi değildir. Bununla
beraber, Mahkeme’nin içtihadında gösterildiği üzere, Sözleşme’nin 3. ve 13. maddeleri de
Dublin transferleri bağlamında uygulanabilir güvenceler sağlayabilirler.190
Örnek: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında,191 AİHM hem Yunanistan›ın hem
Belçika›nın, başvuru sahibinin 3. madde ile bağlantılı olarak AİHS’nin 13. maddesi
uyarınca etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Mahkeme, Yunanistan’da,
başvuru sahibini, sığınma mevzuatının uygulamaması ve sığınma prosedürüne ve
başvuru yollarına erişimdeki ciddi yapısal eksiklikler nedeniyle kötü muamele riski
altında olduğu Afganistan’a keyfi şekilde ihraç edilmekten koruyacak etkili güvencelerin
olmadığı sonucuna varmıştır. Belçika ile ilgili olarak, başka bir ülkeye doğru
sınır dışı edilmenin kişiyi Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca yasaklanmış bir muameleye
maruz bırakacak olduğu durumlarla ilgili AİHM içtihadına uygun olarak Yunanistan’a
Dublin transferiyle gönderilme kararına karşı Belçika’da yapılan itirazın bu
ülkede dikkatli ve titizlikle incelenmemiş olduğu tespit edilmiştir.
4.3. Sığınmacıların kabul koşullarına ilişkin prosedür
AB hukuku kapsamında, sığınma başvurusu yapıldıktan sonra 15 gün içinde, sığınmacılara
sahip oldukları avantajlar ve kabul koşulları gereği uymaları gereken yükümlülükler
hakkında bilgi verilmelidir (Kabul Koşulları Yönetmeliği (2013/33/EU), 5. madde). Mevcut
hukuki yardım ve destek hakkında da bilgi sağlanmalıdır. Kişi, verilen bilgiyi anlayabilmelidir.
Sığınmacılar, yetkili makamların kendilerine avantaj sağlamama kararlarına itiraz
etmek için temyiz hakkına sahiptirler (Kabul Koşulları Yönetmeliği 26. madde).
Kabul Koşulları Yönetmeliği kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, Francovich
içtihadından doğan tazminatın ödenmesini gerektirecek şekilde AB hukukunun
(bkz. bu el kitabının giriş kısmı) ve/veya AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmiş olmasından
dolayı dava konusu edilebilir.192
190 AİHM, Mohamed Hussein ve diğerleri / Hollanda ve İtalya (karar), no. 27725/10, 2 Nisan 2013; AİHM,
Mohamed / Avusturya, no. 2283/12, 6 Haziran 2013.
191 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011.
192 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

Örnek: Hem AİHM hem ABAD, sırasıyla M.S.S. ve N.S. ve M.E. davalarında, sorumlu
üye ülkelerdeki sığınma prosedürü ve kabul koşullarındaki sistemsel kusurların,
AİHS’nin 3. maddesine ve AB Temel Haklar Şartı’nın 4. maddesine aykırı insanlık dışı
ve aşağılayıcı muameleye yol açtığına karar vermiştir.193
4.4. Geri dönüş prosedürü
AB hukuku kapsamında, Geri Dönüş Yönetmeliği (2008/115/EC) geri dönüş kararları
ile ilgili bazı güvenceler sağlamakta (6., 12. ve 13. maddeler) ve zorla ülkeden çıkarma
yerine gönüllü şekilde ayrılmanın sağlanmasını teşvik etmektedir (7. madde).
Yönetmeliğin 12. maddesine göre, geri dönüş kararları gibi tekrar giriş yasağı kararları da
kişinin anlayabileceği ya da haklı olarak anladığı varsayılan bir dilde yazılı olmalı ve mevcut
başvuru yolları hakkında bilgi içermelidir. Bu amaçla, AB üye ülkeleri, bir üye ülkeye
özgü göçmen grupları için en yaygın en az beş dilde bilgi formları basmakla yükümlüdür.
Geri Dönüş Yönetmeliği’nin 13. maddesi, üçüncü ülke vatandaşlarının ihraç kararını, yetkili
bir yargı organı ya da idari organ veya sınır dışı edilmeyi, bu konuda herhangi bir itiraz
yapılmış ise geçici olarak askıya alma yetkisine sahip diğer yetkili bağımsız bir organ
huzurunda temyiz edebilme veya inceletebilme hakkına sahip olmalıdırlar. Üçüncü ülke
vatandaşı, ulusal kanunda belirtilen kurallara uygun olarak, hukuki yardım alma ve temsil
edilme ve gerekli ise, dil yardımı alma imkanına – ücretsiz olarak – sahip olmalıdır.
9. madde uyarınca, ihraç kararları eğer geri göndermeme ilkesini ihlal ediyorsa ve ilgili
kişiler bu kararlara karşı onları askıya alma etkisi olan bir yargı yolu nezdinde itirazda
bulunmuşlarsa ertelenmelidirler. İhraç, sağlık gibi kişiye özel sebepler ve buna engel olacak
teknik engeller nedeniyle de ertelenebilir. İhraç ertelenirse, AB üye ülkeleri bu kararı
yazılı olarak teyit etmelidirler (14. madde).
Geri Dönüş Yönetmeliği, başka bir AB üye ülkesine taşınmış AB vatandaşlarının ya da
durumları Serbest Dolaşım Yönetmeliği (2004/38/EC) ile düzenlenen diğer AEA/İsviçre
vatandaşlarının aile üyesi olan üçüncü ülke vatandaşları için geçerli değildir. Serbest
Dolaşım Yönetmeliği, kamu politikası, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gerekçeleriyle
bir ülkeye giriş yapmaya ve orada ikamet etmeye getirilen sınırlamalar konusunda
usuli güvenceler belirlemiştir. Bu tür kararlar alındığında hukuki ve, uygun olan hallerde,
idari prosedüre erişim sağlanmalıdır (27., 28. ve 31. maddeler). Kişilere kararlar yazılı
193 Ibid.; ABAD, Birleşen Davalar, C-411/10 and C-493/10, N. S. / Secretary of State for the Home
Department ve M.E. ve diğerleri / Refugee Applications Commissioner and Minister for Justice, Equality
and Law Reform, 21 Aralık 2011.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

olarak tebliğ edilmeli ve ilgili kişiler bu kararların içeriklerini ve bunlardan doğan sonuçları
kavrayabilmelidirler. Tebliğde temyiz başvuruları ile ilgili prosedüre ilişkin hususlar
ve ilgili süreler belirtilmelidir (30. madde). Türk vatandaşları karşılaştırılabilir korumadan
faydalanmaktadırlar.
AİHS kapsamında, AİHS›nin 13. maddesine ilişkin görüşlere ek olarak, yasal olarak ikamet
eden yabancıların sınır dışı edilmesinde uyulması gereken özel güvenceler, Sözleşme’nin
7 no’lu Protokolü’nün 1. maddesinde belirtilmektedir. AİHM ayrıca, 8. maddenin
özel hayata ve aile hakkına keyfi müdahaleyi engellemek için usuli güvenceler içerdiğine
karar vermiştir. Bu durum, bir ülkede bir süredir bulunan ve burada özel hayat veya
aile hayatı kurmuş olan ya da o ülkede yargısal süreçlere katılmış kişilerle ilgili olabilir.
8. madde kapsamına giren konularda alınan kararların prosedüre ilişkin kusurları, kararın
kanuna uygun şekilde verilmediği gerekçesiyle aynı maddenin ikinci fıkrasının ihlal edilmesi
ile sonuçlanabilir.
Örnek: C.G. / Bulgaristan davası194, gizli bir gözetim raporuna dayanarak ulusal
güvenlik nedeniyle ihraç edilen uzun süreli mukim konumundaki bir kişiyle ilgiliydi.
AİHM, başvuru sahibinin durumunda olduğu gibi şeffaf olmayan bir prosedürün
kullanılmasının, AİHS’nin 8. maddesi kapsamında gerekli olan eksiksiz ve etkili bir
değerlendirme sayılmadığına karar vermiştir. Ayrıca, bulgar mahkemeleri başvuru
sahibine yönelik iddiaları teyit etmek ya da yok etmek için kanıt toplamayı reddetmiş
ve şekilci bir karar almışlardı. Sonuç olarak, başvuru sahibinin davası 7 no’lu Protokol’ün
1. maddesinin 1 (b) paragrafında belirtilen şekilde gereğince ele alınmamış
ve incelememişti.
Örnek: Anayo ve Saleck Bardi davalarında,195 her ikisi de, içlerinde çocukların da
bulunduğu üçüncü ülke vatandaşlarının geri dönüşü ile ilgiliydi. AİHM, çocukların
çıkarlarının göz önünde bulundurulmaması veya bu çıkarların belirlenmesinde
makamlar arasında koordinasyon bulunmaması gibi karar verme sürecindeki kusurlar
sebebiyle AİHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
194 AİHM, C.G. ve diğerleri / Bulgaristan, no. 1365/07, 24 Nisan 2008.
195 AİHM, Anayo / Almanya, no. 20578/07, 21 Aralık 2010; AİHM, Saleck Bardi / İspanya, no. 66167/09,
24 Mayıs 2011.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
110
4.5. Sığınma ve geri dönüş prosedüründe adli yardım
Adli yardıma erişim, adalete erişimin mihenk taşıdır. Adalete erişim olmadan, bireylerin
hakları etkili şekilde korunamaz.196 Adli yardım, bilhassa, dil engellerinin ilgili kişilerin
genellikle karmaşık veya hızlıca uygulanan prosedürü anlamalarını zorlaştırdığı sığınma
ve geri dönüş davalarında önemlidir.
AİHS kapsamında, mahkemeye erişim hakkı – tüm demokrasilerde önemli bir yere sahip
– adil yargılanma hakkından doğmaktadır.197 AİHS›nin 6. maddesinde belirtilen hususlardan
biri olan mahkemeye erişim hakkı, davalar medeni hak veya yükümlülüklerin belirlenmesi
ya da cezai alanda yapılan bir suçlama söz konusu olmadığından, sığınma ve göç
davalarında uygulanamaz kabul edilmiştir.198 Bununla beraber, Mahkeme’nin, AİHS’nin
6. maddesi çerçevesindeki içtihadında geliştirdiği mahkemeye erişim ilkesinin 13. madde
ile ilgisiz olduğu sonucunu çıkartılmamalıdır. Usuli güvenceler açısından, 13. maddedeki
şartlar 6. maddede bulunan şartlardan daha az katıdır; ancak 13. madde çerçevesindeki
bir başvuru yolunun özü ilgili prosedürün erişilebilir olmasıdır.
Örnek: G.R. / Hollanda davasında,199 ikamet izni almak için idari prosedüre etkin
erişim sağlama hususunda AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.
Mahkeme «kanunda mevcut» olsa da, ikamet izni alma amaçlı idari prosedürün
ve yasal harçları ödemekten muafiyetin, “uygulamada”, başvuru sahibinin ailesinin
gerçek gelirine göre orantısız olan idari harçlar nedeniyle, « ulaşılabilir olmadığını»
belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, başvuru sahibinin fakirliğini tam olarak incelemeyen
yetkili bakanın şekilci tutumunun altını çizmiştir. AİHM, 6. madde kapsamında yer
alan «mahkemeye erişim» ilkelerinin 13. madde için de geçerli olduğunu tekrarlamıştır.
Bu nedenle, bu örtüşme, erişilebilir bir prosedürün gerekli olduğu şeklinde
yorumlanmalıdır.
AİHM, içtihadında, özellikle çok fakir olanlar için adalete erişimi kolaylaştırmak için adli
yardım ile ilgili olarak Avrupa Konseyi’nin tavsiyelerine atıfta bulunmuştur.200
196 Daha fazla bilgi için, bkz.: FRA (2010b).
197 AİHM, Airey / İrlanda, no. 6289/73, 9 Ekim 1979.
198 AİHM, Maaouia / Fransa, no. 39652/98, 5 Ekim 2000, para. 38.
199 AİHM. G.R. / Hollanda, no. 22251/07, 10 Ocak 2012, para. 49, 50.
200 Avrupa Konsey, Bakanlar Komitesi (1981), Bakanlar Komitesi’nin üye devletlere adalete erişimi
kolaylaştırıcı tedbirler hakkında tavsiyeleri no. R (81)7; AİHM, Siałkowska / Polonya, no. 8932/05,
22 March 2007.
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

Örnek: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında,201 AİHM, başvuru sahibinin geri
gönderildiği Yunanistan’da avukat tutacak gelire sahip olmadığını ve hukuki tavsiyelerde
ve yönlendirmelerde bulunan kuruluşlar hakkında bilgilendirilmediğini tespit
etmiştir. Bu duruma adli yardım çerçevesinde hizmet verecek avukatların olmaması
da eklenince Yunan adli yardım sisteminin uygulamada etkisiz olduğu ortaya
çıkmıştır. AİHM, 3. madde ile bağlantılı olarak AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edilmiş
olduğuna karar vermiştir.
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı, adli yardım ve destek hakkının geliştirilmesine
bir basamak teşkil etmektedir. 51. maddesine göre, Şart sadece AB üye ülkelerinin
AB hukukunu uyguladıkları durumlarda geçerlidir. Şart’ın 47. maddesine göre «[h]
erkes danışman, savunma ve temsil edilme imkanlarından yararlanır […]» ve «[y]asal
yardım, adalete etkili erişim amacıyla gerekli olduğu ölçüde, yeterli kaynağı olmayan
kişilere sağlanır […]”.
AB hukuku kapsamında adil yargılanma hakkı, AİHS’nin aksine, sığınma ve göç davalarında
da geçerlidir. Adli yardımın, AB Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesine eklenmesi
onun tarihi ve anayasal önemini yansıtmaktadır. Adli yardım hükmüne ilişkin olarak
“47. madde hakkında açıklayıcı rapor”, Strazburg içtihadından – özellikle Airey davasından
– bahsetmektedir.202 Sığınma ve göç davalarında adli yardım, etkili başvuru yolu ve adil
yargılanma ihtiyacının çok önemli bir parçasıdır.
4.5.1. Sığınma prosedüründe adli yardım
AB hukuku kapsamında, Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 22 (1). maddesi, başvuru
sahiplerine başvuruları ile ilgili meselelerde hukuk danışmanına başvurma hakkı tanımaktadır.
Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca, idarenin olumsuz karar vermesi durumunda,
AB üye ülkeleri, başvuru sahiplerine, temyiz başvurusunda bulunmak ve temyiz
duruşmasına katılmak için ücretsiz hukuki yardım ve kanuni temsil imkanı sağlayacaktır.
Ücretsiz hukuki yardım ve/veya kanuni temsil, somut başarı şansı olmayan temyiz
başvuruları için temin edilmez (20 (3). madde). Üye ülkeler, parasal konular veya zaman
sınırlaması gibi belirli koşulların yerine getirilmesini talep edebilirler (21. madde).
Yönetmeliğin 23. maddesi ayrıca adli yardımın ve temsilin kapsamına dair hüküm içermektedir.
Bu hüküm, hukuk danışmanının başvuru sahibinin dosyasındaki bilgelere
erişmesine ve gözetim birimleri ve transit bölgeler gibi kapalı alanlarda tutuluyorsa
201 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011, para. 319.
202 AİHM, Airey / İrlanda, no. 6289/73, 9 Ekim 1979.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı

müşterisine pratikte ulaşabilme hakkı tanımaktadır. Başvuru sahipleri, sığınma için yapılan
kişisel mülakata yanlarında bir hukuk danışmanı ya da ulusal yasalar kapsamında
atanan başka bir danışmanı getirebilirler.
Avrupa Konseyi Hızlandırılmış Sığınma Prosedürü Bağlamındaki İnsan Haklarının Korunmasına
İlişkin Rehber İlkeler203 de hukuki yardım ve destek hakkını tanımaktadır.
4.5.2. Geri dönüş kararlarında adli yardım
AB Hukuku kapsamında, adli yardım hükmü sığınma kararları ile sınırlı değildir, geri
dönüş kararlarını da içermektedir. Bireylerin geri dönüş kararı için yargı incelemesi istemesine
olanak tanıdığı için önemlidir. Geri Dönüş Yönetmeliği kapsamında geri dönüş
kararı verilen bazı kişiler, taleplerini hiç temyiz edememiş ya da talepleri hakkında yargısal
inceleme yapılmamış olabilir. Bu kişilerin bazıları, AB üye ülkesinde bulundukları süre
içinde aile kurmuş olabilirler. Bu durumda, geri dönüş kararının insan hakları ile uyumlu
olup olmadığının belirlenmesi için bir mahkemeye erişimleri olması gerekecektir. Bu itibarla,
Geri Dönüş Yönetmeliği’nin 13. maddesinde üye ülkelerin ilgili ulusal yasalar ve
2005/85/EC sayılı Yönetmeliğin 15 (3) (6). maddesi uyarınca, «talep edilirse ücretsiz olarak
gerekli adli yardım ve/veya kanuni temsili sağlayacağı» ifade edilmektedir.
Bu hükümlerde adli yardımın talep edilirse sağlanması gerektiği belirtilmektedir. Yani,
kişilere anladıkları bir dilde açık ve basit şekilde bir hukuki yardımdan faydalanabilecekleri
hakkında bilgi verilmesi gerektirmektedir; aksi takdirde, kurallar anlamsız hale gelir
ve adalete erişim engellenmiş olur.
Avrupa Konseyi’nin Zorla Geri Dönüş Hakkında Yirmi Rehber İlke’si de hukuki yardım
öngörmektedir.204
4.5.3. Sığınmacılara destek olma konusunda alınan kararlara itiraz etmek için adli yardım
AB hukuku kapsamında, Kabul Koşulları Yönetmeliği (2013/33/EU)’na göre sığınmacıya
destek olmayı reddeden bir karara, bundan etkilenen kişi tarafından itiraz edilebilir. Temyiz
ya da gözden geçirme durumunda, üye ülkeler, böyle bir yardım talep edilmesi ya da
adalete etkili şekilde erişimin sağlanması için gerekli olması halinde, başvuru sahibine
203 Avrupa Konseyi, Bakanlar Komitesi (2009), Hızlandırılmış sığınma prosedürü bağlanında insan haklarının
korunmasına ilişkin rehber ilkeler, 1 Temmuz 2009.
204 Avrupa Konseyi, Bakanlar Komitesi (2005).
Sığınma ve geri dönüş vakalarında usuli güvenceler ve hukuki yardım

ücretsiz adli yardım ve kanuni temsil imkanı sağlandığından emin olmaları gerekir. Üye
ülkeler, sığınma kararlarının gözden geçirilmesi için Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nde
öngörülen sınırlamaların benzerlerini Kabul Koşulları Yönetmeliği kapsamındaki hukuki
yardım için de uygulayabilirler.
Temel noktalar
• AB hukuku hem sığınma başvurusunun hem geri dönüşlerin incelenmesi bağlamında adil
ve etkili bir prosedür gerektirmektedir (bkz. 4.1.1. bölüm ve 4.4. bölüm).
• AİHS’nin 13. maddesi, Sözleşme’nin veya protokollerinin kapsamındaki tüm hükümlere
dayalı savunulabilir şikayetler için, ulusal bir makam huzurunda etkili bir başvuru yolu
gerektirmektedir. Özellikle, bu madde, kişinin sınır dışı veya iade edilmesi durumunda
AİHS’nin 2. veya 3. maddelerine aykırı muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir
risk altında bulunmaktan korkması için esaslı gerekçelerin olması halinde herhangi bir
talebin bağımsız şekilde ve titizlikle incelenmesini gerektirmektedir (bkz. 4.1.2. bölüm).
• AİHS’nin 13. maddesi, geri gönderilme tedbirinin kişi üzerinde potansiyel geri döndürülemez
etkiler yaratabilmesi halinde, bunu otomatik olarak askıya alma etkisi olan bir başvuru
yolunun bulunmasını gerektirmektedir (bkz. 4.1.3. bölüm).
• AB Temel Haklar Şartı’nın 47. maddesi bir kanun yolu gerektirmekte ve AİHS’nin 13. maddesindekilere
nazaran daha kapsamlı usuli güvenceler içermektedir (bkz. 4.1.2. bölüm).
• AB hukuku kapsamında, sığınmacılar için desteğin ve yardımların verilmesi ve geri çekilmesi
ile ilgili usuli güvenceler mevcuttur (bkz. 4.3. bölüm).
• Hukuki yardımın bulunmaması hem AİHS›nin 13. maddesi hem de AB Temel Haklar Şartı’nın
47. maddesi uyarınca tartışma yaratabilir (bkz. 4.5. bölüm).
İlave okuma ve içtihat:
Daha fazla içtihada erişmek için, lütfen bu el kitabının Avrupa mahkemelerinin içtihadını
nasıl bulabilirim? 245. sayfadaki rehber ilkeleri inceleyiniz. Bu bölümde ele alınan
konularla ilgili ilave materyalleri, 223. sayfadaki İlave okuma bölümünde İlave okuma
bulabilirsiniz.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Yunanistan Gülenistler İçin Güvenli Mi ?

Yunanistan Gülenistler İçin Güvenli Mi ? Son zamanlarda birkaç ülkeden Gülenistlerin iltica başvurularına Ret kararları geldiğini ve başvuru yapan kişilerin...

Ret Alanlar ve BAMF Kararı Bekleyenler İçin Bilgilendirme

İLTİCA SÜRECİ VE SONRASI İLE İLGİLİ HUKUKİ BİLGİLENDİRME RET ALANLAR VE BAMF KARARI BEKLEYENLER İÇİN 1- İltica eden kişinin Türkiye'deki dosyası kovuşturma aşamasında ise (iddianame kabul...

KHK ile Belgeleri İptal Edilenlerin Önemle Dikkatine

KHK’lar ile lisans belgeleri, pasaportları ve silah ruhsatı iptal edilenlerin ve rütbeleri alınanların dikkatine. Anayasa Mahkemesi 10 Mart 2020 tarihli kararında "8 Mart 2018 tarihli...

İkinci veya Çifte Pasaport Nedir Nasıl Alınır ?

Çift Pasaport Nedir ? Bir kişinin sahip olduğu, aynı anda ikisinin de geçerliliği olup kullanılabilen pasaportlardır. Çift Pasaport Niçin Gereklidir ? Farklı ülkelerce...

Okuduğunuz kuranları mevlaya uğurlarken, bu elim süreçte rahmeti rahmana uğurladığımız kardeşlerimizin ruhlarına da hediye etmek isterseniz, o kutlu isimleri burada paylaşıyoruz

Yaşadığımız elim ve şiddetli süreçte, Mevla'dan başka sığınacak hiçbir kimsemizin kalmadığını hissettiğimiz, vicdanların sükut ettiği, insafın adaletin unutulduğu bu ezici fırtınada, inançlarında, inandıkları değerlerde...
- Advertisement -

Daha faza içerik