Cumartesi, Kasım 28, 2020

Dublin 3 ve Ekonomik ve sosyal haklar

Göz atınız!

Avusturya’nın Mültecilere Sağladığı Sosyal Yardımlar

1- İlk iltica müracaatında toplama kampında kalan herkese aylık 40 Euro nakit veriyor. Giyim ve yiyecek, barınma, sabun, diş macunu...

BAMF Kararına İtiraz ve Şikayet Dilekçesi

Bu yazıda Almanya’da ilticaya başvurmuş bir takipçimizin, Federal Göçmen ve Mülteci Dairesinin verdiği red kararıyla ilgili itiraz ve şikayet...

Beyaz sandalyelerde ölüme “Artık yeter!” diyoruz

Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa'nın büyük şehirlerinde dün "Beyaz Sandalyede Ölüm" eylemleri düzenlendi. Adalet ve Kalkınma...

HABER ANALİZ: ALMANYA’NIN AZERBAYCAN’DAKİ HİZMET HAREKETİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

Erdoğan’ın, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasından Hizmet Hareketi’ni sorumlu tutması ve Hizmet Hareketi’ni yok edilmesi gereken bir düşman...

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...
- Advertisement -


Çoğu göçmen için, bir devlete girmelerine veya orada kalmalarına izin verilmesi, tam
ikamet hakkı elde edebilmeleri için atılan ilk adımdır. İstihdam, eğitim, barınma, sağlık,
sosyal güvenlik, sosyal yardım ve diğer sosyal haklara ulaşmak zorlu bir süreç olabilir.
Bir devlete girme veya orada kalma hakkının kabul edilmesi, normal olarak tüm sosyal
haklara ulaşmak için gereklidir.
Devletlerin, topraklarına girişe izin verme veya girişi reddetme egemenlik haklarını
uygularken genellikle yabancılar arasında ayrım yapmalarına izin verilir. Prensipte, devletlerin
topraklarına girişe veya topraklarında kalmaya dair bazı ülke vatandaşlarına ayrıcalıklı
haklar tanıyan antlaşmalar yapmaları veya ulusal yasaları kabul etmeleri yasadışı
değildir. Devletlerin bu nedenle normalde, istihdamdan edilmeme veya kamu fonlarından
yararlanmama gibi ülkeye giriş veya burada ikamete ilişkin farklı koşullar öngörmesine
izin verilir. Bununla birlikte devletler, uluslararası ve Avrupa insan hakları belgelerinin
uygulama alanlarında, vatandaşlığa ilişkin ayrımcılığı yasakladıklarını unutmamalıdırlar.346
Belli bir durum ne kadar çok bir devletin yabancıları kabul etme veya kabul etmeme
konusundaki egemenlik hakkı kapsamına girer, o devlet, farklılaştırılmış koşulları uygulamaya
koyma konusunda o kadar çok takdir yetkisini kullanır.347 Bir yabancının göçmenlik
durumu ne kadar çok devletin kendi vatandaşlarının durumuna yaklaşır, farklılaştırılmış
muamele o kadar az kabul görür.348 Yaşama hakkı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması
gibi temel haklar söz konusu olduğunda, farklılaştırılmış muamele yasaklanan
ayrımcılık anlamına gelir.349 Bu ilkeler, sosyal haklara ulaşma konusunda büyük önem
taşımaktadırlar.
Bu bölüm, ekonomik ve sosyal haklara, yani çalışma, eğitim, barınma, sağlık ve sosyal
korunma haklarına ulaşma ile ilgili hem AB hem de Avrupa Konseyi normlarına kısa bir
bakış sunmaktadır.
8.1. Başlıca hukuk kaynakları
AB hukuku kapsamında, AB serbest dolaşım hükümlerinin, Avrupa içinde serbest dolaşım
haklarını kullanan AB vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertlerinin durumu
346 EU Temel Haklar Şartı, madde 21; AİHS, madde 14 ve Protokol no. 12, madde 1; ASŞ, Bölüm V, madde E.
347 AİHM, Bah / Birleşik Krallık, no. 56328/07, 27 Eylül 2011.
348 AİHM, Gaygusuz / Avusturya, no. 17371/90, 16 Eylül 1996.
349 ASHK, Defence for Children International (DCI) / Hollanda, şikâyet no. 47/2008, esas, 20 Ekim 2009.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
180
üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Serbest Dolaşım Yönetmeliği (2004/38/EC),
AB vatandaşlarının, vatandaşlıkları ne olursa olsun aile fertlerinin durumunu düzenlemektedir.
Yönetmeliğin 2 (2). maddesi, yönetmelik kapsamında hangi aile fertlerinin
girdiğini belirtir. Yönetmelik ayrıca, İzlanda, Liechtenstein ve Norveç vatandaşı olanların
üçüncü ülke vatandaşı aile fertleri için de geçerlidir.350 İsviçre vatandaşlarının aile fertleri
de benzer bir durum yaşamaktadırlar.351 Söz konusu farklı hükümlerin kapsamında olan
aile fertleri, sadece çalışma piyasasına girme hakkı kazanmakla kalmazlar aynı zamanda,
sosyal yardımlardan da faydalanabilirler.
AB hukuku kapsamında, Türk vatandaşları, AEA vatandaşı olmasalar da, ve aile fertleri,
AB üye ülkelerinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptirler. Bu durum, Türkiye’nin 1985 yılına
kadar AB üyesi olacağını varsayan 1963 Ankara Antlaşması ve 1970 İlave Protokolünden
kaynaklanmaktadır. 2010 yılında, AB’de ikamet eden hemen hemen 2.5 milyon Türk
vatandaşı bulunmaktaydı ve bu durum, bunları AB’de ikamet eden en büyük üçüncü ülke
vatandaşları grubu haline getirdi. 352
Sığınmacılar, mülteciler ve uzun süreli mukimler gibi diğer üçüncü ülke vatandaşı kategorilerinin
çalışma piyasasına ulaşma derecesi belirli talimatlarla düzenlenmektedir.
2011 Aralık ayında AB, 2013 yılına kadar aktarılması gereken Tek İzin Yönetmeliği’ni
(2011/98/EU) kabul etmiştir. Üçüncü ülke vatandaşlarının bir AB üye ülkesinin topraklarında
ikamet etmeleri ve çalışmalarına dair tek bir uygulama prosedürü ve yasal olarak
ikamet eden üçüncü ülke vatandaşı işçiler için de bir takım ortak haklar öngörmektedir.
Ayrıca, Irk Eşitliği Yönetmeliği (2000/43/EC) istihdam bağlamında ve mal varlığı ve hizmetlere
ulaşma konusunda olduğu gibi refah ve sosyal güvenlik sistemine ulaşmada
da ırk ve etnik kökene dayanan ayrımcılığı yasaklar.353 Ayrıca, üçüncü ülke vatandaşlarına
da uygulanır; ancak, yönetmeliğin 3 (2). maddesi, “vatandaşlığa dayanarak yapılan
muamele farklarını kapsamaz ve üçüncü ülke vatandaşlarının ve devletsiz kişilerin yasal
durumuna bağlı muamelelerde […] herhangi bir zarar görmez”.
350 Avrupa Ekonomik Alanı Antlaşması , 2 Mayıs 1992, Bölüm III, Kişi, Hizmet ve Sermaye Serbest Dolaşımı,
OJ L 1, 3 Mart 1994.
351 Kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasında antlaşma, 21/06/1999, madde 7 – OJ L 114/7, 30 Nisan 2002 (akabinde AB
üye ülkelerine genişletilmiştir).
352 Avrupa Komisyonu, Eurostat (2010), “Yabancıların başlıca menşei ülkeleri, EU-27, 2010”, kaynağı: http://
epp.eurostat.ec.europa.eu/statistics_explained/index.php?title=File:Main_countries_of_origin_of_nonnationals,_
EU-27,_2010_(million).png&filetimestamp=20111125175250#file.
353 2000/43/EC Yönetmeliği, OJ L 180/22.
Ekonomik ve sosyal haklar
181
İşçi Temel Sosyal Hakları Bildirgesi, Birleşik Krallık haricinde tüm üye ülkeler tarafından
bir deklarasyon ile 9 Aralık 1989 tarihinde kabul edilmiştir. Avrupa iş hukuku modelinin
temelini oluşturan başlıca ilkeleri oluşturmuş ve bunu takip eden on yılda Avrupa sosyal
modelinin gelişimini şekillendirmiştir. Topluluk Bildirgesinde beyan edilen temel sosyal
haklar, daha sonra AB Temel Haklar Şartı’nda geliştirilmiş ve genişletilmiştir. Bildirge,
uygulamada AB hukuku kapsamına dâhil olan konularla sınırlıdır ve hükümleri, AB hukukunun
kapsamını genişletememektedir. AB Temel Haklar Şartı kapsamında, hakların
çoğu vatandaşlar ve/veya yasal olarak yerleşik olanlar ile sınırlı olduğu için, 14 (1)(2).
maddede eğitim hakkı gibi çok az sayıda sosyal hak tüm bireylere garanti edilir.
Avrupa Konseyi sistemi kapsamında, AİHS, başta sivil ve siyasal hakları garanti eder ve
bundan dolayı, ekonomik ve sosyal haklar konusunda sadece kısıtlı olarak yönlendirme
yapabilir.
Bununla birlikte ASŞ (1961’de kabul edilerek 1996’da düzeltilmiştir), AİHS’yi tamamlamaktadır
ve ekonomik ve sosyal haklar alanında insan haklarına ilişkin avrupa hukuku
için kilit bir referanstır. Temel hak ve özgürlükleri ortaya koyar ve üye ülkelerin ASŞ haklarına
saygı duymalarını garanti ederek, bir raporlama ve toplu şikayetler prosedürüne
dayanarak denetleyici bir mekanizma oluşturur. ASŞ, barınma, sağlık, eğitim, istihdam,
sosyal korunma, bireylerin serbest dolaşımı ve ayrımcılık yapmamayı kapsayan bir grup
hakkı kabul eder.
ASŞ’nin göçmenlerin korunmasına ilişkin hükümleri, karşılıklılık ilkesine dayanmadığı
halde, ASŞ’yi kabul eden üye ülkelerden yine ASŞ’yi kabul eden diğer üye ülkelere göçmen
olarak giden vatandaşlar için uygulanır. ASŞ’nin Ekine göre, özel olarak onlara atıfta
bulunmasa da, madde 1–17 ve 20–31, ASŞ’ye taraf olan üye ülkenin topraklarında yasal
olarak yerleşik olan veya düzenli olarak çalışan yine ASŞ’ye taraf olan başka bir üye ülkenin
vatandaşı olan yabancılara uygulanır. Bu maddeler, göçmen işçiler ve ailelerine dair
18. ve 19. maddeler ışığında yorumlanacaktır. 18. madde, ASŞ tarafı üye ülkelerin topraklarında
ücretli çalışma hakkını garanti altına alırken 19. madde de göçmen işçilerin ve
ailelerinin korunma ve yardım hakkını temin eder.
ASŞ’nin uygulama kapsamı bu şekilde kısıtlanmıştır. Ancak, ASHK bu konuda önemli bir
içtihat geliştirmiştir. Bazı temel haklar söz konusu olduğunda, ASHK içtihadı ASŞ’nin kişi
bakımından uygulama alanını düzensiz göçmenler dâhil olmak üzere ülke toprakları üzerindeki
herkesi kapsayacak şekilde genişletmiştir.354
354 ASHK, International Federation of Human Rights Leagues / Fransa, Şikayet no. 14/2003, esas,
8 Eylül 2004.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
182
ASŞ, ASHK içtihadına hatırı sayılır bir değer veren AİHS ile önemli bir ilişkiye sahiptir.
Tüm AB ve Avrupa Konseyi üye ülkeleri ASŞ’yi onaylamadıkları ve tüm hükümlerini
kabul etmedikleri halde, AİHM, bu tür bir onayın, Mahkeme’nin aynı zamanda ASŞ ile
de düzenlenen ve AİHS kapsamında ortaya konan bazı konuları yorumlaması için zaruri
olmadığını savunmuştur. 355
8.2. Ekonomik haklar
Bu bölüm, çalışma piyasasına ulaşma ve işyerinde eşit muamele hakkı dâhil, ekonomik
haklarla ilgilidir. Çalışma piyasasına ulaşma genellikle bir kişinin yasal durumuna bağlıdır.
Bununla birlikte her insan, çalışmaya başladığı andan itibaren, yasal olarak olsun yada
olmasın, temel çalışma haklarına saygı duyulmalıdır. Benzer şekilde, yasal durumlarına
bakılmaksızın, yaptıkları iş için ödeme almaya hak sahibidirler.
AİHS kapsamında, köleliğin ve zorla çalıştırmanın yasaklanması (madde 4) ve sendikalaşma
hakkı (madde 11) haricinde ekonomik ve sosyal haklar açıkça garanti edilmemiştir.
İlgili konulardaki davalar arasında AİHM, belirli bir mesleği öğrenmesi için eğitim almasına
izin verilen ve sonrasında mesleği icra etmesi reddedilen bir yabancının durumunu
incelemiştir.
Örnek: Bigaeva / Yunanistan davasında356 bir Rus vatandaşının, Yunan barosuna
kabul edilme niyetiyle 18 aylık staj eğitimine katılmasına izin verilmiştir. Eğitimin
tamamlanması üzerine baro konseyi, Yunan vatandaşı olmadığı gerekçesiyle baro
sınavlarına girmesi için kendisine izin vermemiştir. AİHM, tamamladığında Baro
sınavlarına girmeye izni olmayacağı açık olduğu halde, yetkililerin başvuranın stajına
başlamasına izin verdiklerini belirtmiştir. Mahkeme, yetkililerin bu tutumunun başvurana
karşı hem kişisel hem de profesyonel olarak tutarsızlık ve saygısızlık olduğunu
ve AİHS’nin 8. maddesi anlamında özel yaşamına yasaya uygun olmayan bir
şekilde müdahale ettiğini ortaya koymuştur. Ancak AİHM, yabancıların hukuk mesleği
dışında tutulmalarının ayrımcılık olduğuna hükmetmemiştir.
ASŞ kapsamında, Şart’ın 18. maddesi, ASŞ tarafı diğer üye ülkelerin topraklarında ücretli
çalışma hakkını temin eder. Bu hüküm, çalışma amacıyla bölgeye girişi düzenlemez ve
355 AİHM, Demir ve Baykara / Türkiye [BD], no. 34503/97, 12 Kasım 2008, para. 85–86. Bu alanda
uygulanan diğer ilgili uluslararası belge örnekleri arasında ESKHUS, BM Göçmen İşçiler Sözleşmesi ve ILO
Sözleşmesi 143 bulunmaktadır.
356 AİHM, Bigaeva / Yunanistan, no. 26713/05, 28 Mayıs 2009.
Ekonomik ve sosyal haklar
183
bazı durumlarda zorunlu olmak yerine teşvik niteliğindedir. Bununla birlikte, çalışma izni
reddi oranlarının çok yüksek olmamasını;357 çalışma ve ikamet izinlerinin tek bir başvuru
prosedürü ile ve aşırı harç ve ücretler olmadan elde edilebilir olmasını;358 verilen çalışma
izinlerinin coğrafi ve/veya mesleki olarak çok kısıtlayıcı olmamasını;359 ve istihdam kaybının
otomatik olarak ve derhal ikamet izninin kaybedilmesine yol açmamasını ve kişiye
başka bir iş aramak için zaman verilmesini gerektirir.360
ASŞ 19. maddesi, göçmen işçileri diğer taraf ülkelerin topraklarında, oralarda yasal olarak
bulunmaları şartıyla, desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir hükümler kataloğu içerir
(bununla birlikte 19 (8). madde detayları için bkz. bölüm 3).
ASŞ ayrıca makul çalışma saatleri hakkı, ücretli yıllık izin hakkı, işyerinde sağlık ve güvenlik
hakkı ve adil ücretlendirme hakkı gibi çalışma koşullarını da kapsar.361
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı’nda yüceltilen özgürlüklerden biri
“çalışma ve serbestçe seçilmiş veya kabul edilmiş bir meslek sahibi olma hakkıdır”
(madde 15 (1)). Bununla birlikte bu hak, yabancıların çalışma hakkını düzenleyen ulusal
yasaları kapsayan ulusal hukuk ile sınırlanmıştır. Şart, toplu sözleşme hakkını (madde 28)
ve sendikalaşma özgürlüğünü (madde 12) tanımaktadır. Ayrıca herkese serbest işe
yerleştirme hizmetlerinden faydalanma hakkını vermektedir (madde 29). AB vatandaşı
olmayanlar dâhil her işçi, haksız işten çıkarmalardan koruma (madde 30), adil ve
eşit çalışma koşulları hakkı, dinlenme ve ücretli yıllık izin haklarından yararlanmaktadır
(madde 31). Madde 16, çalışma özgürlüğünü garanti eder. Şart ayrıca, işyerinde sağlık
ve güvenlik koruması sağlar (madde 31). Ayrıca çocukların çalıştırılmasını yasaklar
(madde 32).
Belirli insan kategorilerine ilişkin ikincil AB mevzuatı, genellikle çalışma piyasasına ulaşımı
düzenler. Üçüncü ülke vatandaşları, hangi kategoriye ait olduklarına bağlı olarak çalışma
piyasasına ulaşım bakımından ayrı derecelere sahiptirler. 8.2.1 – 8.2.8 bölümleri, üçüncü
ülke vatandaşlarının ana kategorilerinin durumunu kısaca ele almaktadır.
357 ASHK, Sonuçlar XVII-2, İspanya, madde 18 (1).
358 ASHK, Sonuçlar XVII-2, Almanya, madde 18 (2).
359 ASHK, Sonuçlar V, Almanya, madde 18 (3).
360 ASHK, Sonuçlar XVII-2, Finlandiya, madde 18 (3).
361 ASHK, Marangopoulos İnsan Hakları Derneği / Yunanistan, Şikayet no. 30/2005, esas, 6 Aralık 2006,
maden işçileri ile ilgili olarak.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
184
8.2.1. AEA ve İsviçre vatandaşlarının aile fertleri
AB hukuku kapsamında, – hangi vatandaşlığa sahip olursa olsunlar – serbest dolaşım
haklarını kullanan AB vatandaşlarının belirlenmiş aile fertleri ile diğer AEA vatandaşlarının
ve İsviçre vatandaşlarının belirlenmiş aile fertleri, çalışma ve serbest meslek icra
etme amaçlarıyla Avrupa çapında serbestçe dolaşma hakkına ve bir üye ülkenin kendi
vatandaşları ile eşit muamele görme hakkına sahiptirler (AB vatandaşları için Serbest
Dolaşım Yönetmeliği’nin 24. maddesi).
İsviçre vatandaşlarının aile fertleri, bu bakımdan tam muamele eşitliği hakkına sahip
değildirler.362 2015 Haziran ayına kadar Hırvatistan vatandaşları için bazı AB üye ülkeleri
tarafından çalışma piyasasına ulaşma ile ilgili geçici kısıtlamalar konmuştur. Ancak, bazı
durumlarda bunun 2020 Haziran ayına kadar uzatılma olanağı da mevcuttur.
Vatandaşların ve hangi vatandaşlığa sahip olurlarsa olsunlar aile fertlerinin serbest dolaşımı
bağlamında, ABİHA’nın 45 (4). maddesi, üye ülkeler için kendi vatandaşlarına kamu
hizmetlerinde istihdam ayırma hükmünü ortaya koymuştur. ADD, bunu katı bir biçimde
yorumlamış ve üye ülkelerin, bir stajyer öğretmen363 veya yabancı dilde eğitim veren bir
üniversitesinde asistanlık gibi bazı pozisyonları sadece kendi vatandaşlarına ayırmasına
izin vermemiştir.364
AB, işçilerin gerçek anlamda serbest dolaşımını kolaylaştırmak için, AEA vatandaşlarını
olduğu gibi üçüncü ülke vatandaşı aile üyelerini de kapsayan, hem genel olarak hem
de sektör başına, niteliklerin karşılıklı kabulü ile ilgili karmaşık mevzuatları benimsemiştir.
Mesleki niteliklerin tanınmasına dair 2005/36/EC Yönetmeliği, son olarak 2011 Mart
ayında daha da pekiştirilmiştir (düzeltmeler ayrıca belirtilecektir). Nitelikleri hâlihazırda bir
AB üye ülkesinde tanınmış olsa bile, bunların tamamını veya bir kısmını AB dışında elde
elde etmiş olması ile ilgili karmaşık hükümler mevcuttur. AAD/ABAD, bu alanda 100’den
fazla karar vermiştir.365
362 ABAD, C-70/09 [2010] ECR I-07233, Alexander Hengartner ve Rudolf Gasser / Landesregierung
Vorarlberg, 15 Temmuz 2010, para. 39–43.
363 AAD, C-66/85 [1986] ECR I-02121, Deborah Lawrie-Blum / Land Baden-Württemberg, 3 Temmuz 1986,
para. 26, 27.
364 AAD, Birleştirilmiş davalar, C-259/91, C-331/91 ve C-332/91 [1993] I-04309, Pilar Allué ve Carmel Mary
Coonan ve diğerleri / Università degli studi di Venezia ve Università degli studi di Parma, 2 Ağustos 1993,
para. 15–21.
365 Özetleri ile birlikte hükümlerin bir listesi için bkz. Avrupa Komisyonu, mesleki tanımaya dair Adalet
Mahkemesi hükümlerinin listesi, 22 Aralık 2010, MARKT/D4/JMV/ 1091649 /5/2010-EN.
Ekonomik ve sosyal haklar
185
8.2.2. Yurtdışında görevli çalışan işçiler
Serbest dolaşım haklarını kullanmayan ancak yasal olarak bir işveren için bir üye ülkede
çalışan ve söz konusu işveren tarafından geçici olarak onun namına başka bir üye ülkeye
çalışmaya gönderilen üçüncü ülke vatandaşları, İşçilerin Atanması Yönetmeliği (96/71/
EC) kapsamındadır. Yönetmeliğin amacı, “sosyal dampingi” önlemek için Avrupa Birliği’ne
üye bir ülkeye atanan işçilerin haklarının ve çalışma koşullarının korunmasını garanti
etmektir. Daha açık olarak yönetmelik, ABİHA 56. maddesine göre sınır ötesi hizmet
sunma özgürlüğü ile bu amaçla geçici olarak yurtdışına atanan işçilerin haklarının uygun
şekilde korunmasını bağdaştırmayı hedeflemektedir.366 AAD’nin vurguladığı üzere, söz
konusu yönetmelik, bir işverenin hem gönderen ülkenin hem de kabul eden ülkenin ilgili
çalışma yasasına uymak zorunda olmasına yol açamaz.367 Bu durum, iki üye ülkedeki
koruma normlarının eşdeğer sayılabileceği anlamına gelmektedir.
Bu bağlamda yönetmelik, bir üye ülkeden başkasında çalışma için atanan çalışanlara
uygulanmaları gereken minimum normları ortaya koymaktadır. Özellikle, yönetmeliğin 3.
maddesi, bu kişilere, kabul eden ülkenin yasaları ve evrensel olarak kabul edilen toplu iş
sözleşmeleri ile ortaya konan özellikle, maximum çalışma süreleri ve minimum dinlenme
aralarɪ, molalar, yıllık tatiller ve ücret oranları ile ilgili olmak üzere, şart ve koşulların uygulanmasını
temin eder.
2012 Mart ayında Avrupa Komisyonu, mevcut İşçilerin Atanması Yönetmeliği’nin uygulanmasını
ve ifasını geliştirmeye çalışan bir yönetmelik368 önermiştir.
8.2.3. Mavi Kart sahipleri, araştırmacılar ve öğrenciler
İki yıl yasal olarak çalıştıktan sonra, AB Mavi Kartına sahip üçüncü ülke vatandaşları, ev
sahibi üye ülkede herhangi yüksek nitelikli bir işe sahip olma bakımından vatandaşlar ile
eşit muamele hakkına sahip olurlar. AB Mavi Kart sahibi, bir üye ülkede 18 ay yasal olarak
ikamet ettikten sonra yüksek nitelikli bir işe geçmek için başka bir üye ülkeye, burada
kabul edilen yabancı sayısı kısıtlamalarına tabi olarak, taşınabilir.
Mavi Kart Yönetmeliği’nin (2009/50/EC) 15 (6). maddesine göre, AB Mavi Kart sahiplerinin
aile fertleri, hangi uyruktan olurlarsa olsunlar, çalışma piyasasına ulaşma bakımından
366 AAD, C-346/06 [2008] I-01989, Dirk Rüffert / Land Niedersachsen, 3 Nisan 2008.
367 AAD, C-341/05 [2007] I-11767, Laval un Partneri Ltd / Svenska Byggnadsarbetareförbundet, Svenska
Byggnadsarbetareförbundets avdelning 1 Byggettan ve Svenska Elektrikerförbundet, 18 Aralık 2007.
368 Avrupa Komisyonu (2012), hizmet sağlanması çerçevesinde görevlendirilmiş işçiler için geçerli hükmün
uygulanmasına ilişkin talimat önerisi, COM(2012)131 final.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
186
otomatik bir genel hak elde ederler. Aile Birleşimi Yönetmeliği’nin (2003/86/EC) aksine,
Mavi Kart Yönetmeliği bu hakkın elde edilmesi için bir süre kısıtlaması koymaz.
Araştırmacılar, Bilimsel Araştırma Yönetmeliği’nin (2005/71/EC) kapsamındadır; (katılan
üye ülkeler listesi için bkz. Ek 1). Bir başvuru sahibi, geçerli bir seyahat belgesi, bir araştırma
kuruluşu tarafından imzalanmış bir kabul anlaşması ve bir mali sorumluluk beyanı
sunmak durumundadır; başvuru sahibinin ayrıca, kamu politikası, kamu güvenliği veya
kamu sağlığı için bir tehlike teşkil etmemesi gerekmektedir. Araştırmacıların aile fertlerinin
ikamet izinleri konusu, üye ülkelerin takdir yetkisindedir. Bu yönetmelik, Tek İzin
Yönetmeliği gibi, üçüncü ülkelerde yaşayan aile fertlerine aile birleşimi hakkı vermez.
Öğrenciler Yönetmeliği (2004/114/EC) eğitim, öğrenci değişimi, ücretsiz eğitim veya
gönüllü hizmetler için AB’ye kabul edilen üçüncü ülke vatandaşları için düzenlenmiştir.
Üye ülkeler, öğrencilerin eğitim dışında kalan zamanlarında üye ülke tarafından belirlenen
haftalık maksimum çalışma saati boyunca çalışmalarına izin vermelidirler. Ancak,
üye ülke, ayrıca bazı başka koşulların da yerine getirilmesini isteyebilir (madde 17).
2013 Mart ayında, Avrupa Komisyonu, kabul koşullarını iyileştirmek ve haklarını genişletmek
üzere, Bilimsel Araştırma Yönetmeliği’ni ve Öğrenci Yönetmeliği’ni düzeltmeyi
önermiştir.369 Öneri ayrıca ücretli stajyerler ve au pair’ler için de hükümler içermektedir.
8.2.4. Türk vatandaşları
Türk vatandaşları, 1963 Ankara Antlaşması ve 1970 İlave Protokolü ve AET-Türkiye
Ortaklık Konseyi tarafından bu belgelere dayanarak alınan kararlar ile özellikle ayrıcalıklı
bir pozisyona sahiptirler. Türk vatandaşları, çalışmak için doğrudan herhangi bir AB üye
ülkesine girme hakkına sahip değildirler. Ancak, bir üye ülkenin ulusal hukuku, onların
işe alınmasına izin veriyorsa, söz konusu işte bir yıl çalıştıkta sonra, aynı işte devam etme
hakkına sahip olacaklardır.370 Üç yıldan sonra, bazı koşullar altında, AET-Türkiye Ortaklık
Konseyi’nin 1/80 sayılı kararının 6 (1). maddesine göre başka bir iş arayabilirler. Türk işçiler,
AEA işçileri gibi geniş anlamda tanımlanmıştır.
Örnek: Tetik davasında,371 Alman makamları üç yılını tamamladıktan sonra başka
bir iş ararken Bay Tetik’e bir ikamet izni vermemişlerdir. AAD, ilgili kişinin yeni bir iş
369 Avrupa Komisyonu, COM (2013) 151 final, Brüksel, 25 Mart 2013.
370 AAD, C-386/95 [1997] I-02697, Süleyman Eker / Land Baden-Wüttemberg, 29 Mayıs 1997, para. 20–
22.
371 AAD, C-171/95, Recep Tetik / Land Berlin, 23 Ocak 1997, para. 30.
Ekonomik ve sosyal haklar
187
bulması halinde, o işte çalışabileceğinden dolayı, bu işi aramak için kendisine makul
süreyle yasal ikamet süresi tanınması gerektiğine karar vermiştir.
Örnek: ABAD, Genc372 davasında, icra edilen işin gerçek olması şartıyla, bir işveren
için, sadece kısıtlı saatler boyunca, yani haftada 5.5 saat olmak üzere, geçinmesi için
gerekli minimum miktarın sadece bir kısmını karşılayan bir ücret karşılığında çalışan
bir Türk vatandaşının Ortaklık Konseyi’nin 1/80 sayılı kararının 6 (1). maddesi anlamında
bir işçi olduğu sonucuna varmıştır.
1/80 sayılı kararın 7. maddesine göre, bir Türk işçinin aile fertleri, aile fertlerinin kendileri
Türk vatandaşı olmasalar bile, yasal olarak üç yıl boyunca ikamet ettikten sonra çalışma
piyasasına girebilirler. İlgili aile üyesinin Türk göçmen işçiden ayrı yaşadığına dair objektif
nedenler olabilir.373 Türk vatandaşının ev sahibi ülkede mesleki eğitimini tamamlamış
olan çocuğu, ebeveynlerinden birinin en az üç yıl süre ile ev sahibi ülkede yasal olarak
çalışması şartıyla iş başvurusunda bulunabilir.
Örnek: Derin davasında,374 AAD, Almanya’da yasal olarak çalışan Türk ebeveynlerinin
yanına çocuk olarak gelmiş olan bir Türk vatandaşının bu ülkede serbest çalışma
hakkıyla bağlantılı olarak burada ikamet etme hakkını, ancak kamu politikası, kamu
güvenliği veya kamu sağlığı gerekçeleri nedeniyle veya geçerli bir neden olmadan,
önemli bir süre için üye ülkenin topraklarından ayrılması halinde kaybedebileceğine
karar vermiştir.
İş kurma hakkı veya serbest hizmet sunma ile ilgili olarak, Türk vatandaşları, Ankara
Anlaşmasına Ek Protokolün 41. maddesinde yer alan standstill kuralından yararlanmaktadırlar.
Belirli bir üye ülkede Protokolün 41. maddesi yürürlüğe girdiği zamanda Türk
vatandaşlarına yüklenen bir vize veya çalışma izni şartı yoksa, söz konusu üye ülkenin
bundan sonra bir vize veya çalışma izni araması yasaklanmıştır (bkz. ayrıca bölüm 2.8).
372 ABAD, C-14/09 [2010] I-00931, Hava Genc / Land Berlin, 4 Şubat 2010, para. 27–28.
373 AAD, C-351/95 [1997] ECR I-02133, Kadiman / Freistaat Bayern, 17 Nisan 1997, para. 44.
374 AAD, C-325/05 [1997] ECR I-00329, Ismail Derin / Landkreis Darmstadt-Dieburg, 18 Temmuz 2007,
para. 74–75.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
188
8.2.5. Uzun süreli mukimler ve Aile Birleşimi
Yönetmeliği’nden yararlananlar
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği’nin (2003/109/EC) 11 (a) maddesi uyarınca uzun süreli
mukim statüsü elde eden kişiler, ücretli ve ücretsiz çalışma; işe alım ve çalışma koşulları
(çalışma saatleri, sağlık ve güvenlik normları, tatil izinleri, ücretlendirme ve işten çıkarılma
dâhil); ve örgütlenme ve sendika üyeliği özgürlüğü ve bir sendikayı veya bir meslek
birliğini temsil etme özgürlüğü bakımından ilgili ülkenin vatandaşları ile eşit muameleye
sahip olurlar.
Aile Birleşimi Yönetmeliği’nden (ayrıca bkz. bölüm 5) yararlananlar için, yasal olarak ikamet
eden üçüncü ülke vatandaşı olan sponsorun aile üyesi, işe alınma ve serbest meslek
faaliyetinde bulunma hakkına sahip olurlar (madde 14). Çalışma piyasasına girme,
ev sahibi ülkeye vardıktan sonra 12 ayı geçemeyecek olan bir süre sınırlamasına tabidir.
Bu süre boyunca ev sahibi ülke, çalışma piyasasının bu kişiyi kabul edip edemeyeceğini
inceler.
8.2.6. Örgütlenme veya işbirliği antlaşmaları olan
diğer ülkelerin vatandaşları
ABİHA’nın 216. maddesi, özellikle örgütlenme antlaşmalarını öngören 217. maddesi ile,
üçüncü ülkeler ile AB arasında sözleşmeler yapılmasını öngörür. AB’nin örgütlenme,
istikrar, işbirliği, ortaklık ve/veya diğer türlerde antlaşmalar yaptığı belirli ülkelerin vatandaşları375
birçok bakımdan eşit muamele görmektedirler. Ancak, AB vatandaşlarına göre
tam eşit bir muamele hakkına sahip değildirler. 2012 yılı sonuna kadar AB 100’den fazla
devlet ile antlaşmalar yapmıştır.376
Söz konusu örgütlenme ve işbirliği antlaşmaları, bunlara taraf olan ülkenin vatandaşları
için doğrudan AB’ye girme ve AB’nde çalışma hakkı yaratmaz. Belirli bir AB üye ülkesinde
yasal olarak çalışan söz konusu ülke vatandaşları, bununla birlikte, söz konusu üye
ülkenin vatandaşları ile eşit muamele ve aynı çalışma koşulları elde ederler. Bu duruma,
Fas ve Tunus ile yapılan Avrupa-Akdeniz Antlaşmalarının 64 (1). maddesi gösterilebilir.
375 İstikrar ve Örgütlenme Antlaşmaları, Arnavutluk, eski Yugoslav, Makedonya Cumhuriyeti, Bosna Hersek,
Karabağ ve Sırbistan ile mevcuttur. Ortaklık ve işbirliği antlaşmaları, 13 Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkesi
ile mevcuttur; Fas, Tunus ve Cezayir ile olan orijinal antlaşmalar, artık Avrupa-Akdeniz antlaşmaları ile
değiştirilmiştir (yedi devleti kapsamaktadır). 79 Afro-Karayip Pasifik devleti (Cotonou Antlaşmaları) ve
Şili ile antlaşmalar imzalanmıştır.
376 Söz konusu antlaşmaların bu devletlerin vatandaşları ve aile fertleri üzerindeki etkisi ile ilgili güncel ve
kapsamlı bilgiler için bkz. Rogers, N. ve ark. (2012), bölümler 14–21.
Ekonomik ve sosyal haklar
189
Bu madde, “her bir üye ülkenin, kendi topraklarında çalışan Fas [veya Tunus] vatandaşı
işçilere, kendi vatandaşlarından farklı olarak, çalışma koşulları, ücretlendirme ve
işten çıkarma kapsamında vatandaşlığa dayalı bir ayrımcılık yapmaktan uzak durmasını
gerektiğini” öngörür.377 Geçici istihdam için, ayrımcılık yapılmaması, çalışma koşulları ve
ücretlendirme ile sınırlıdır (madde 64 (2)). Her iki antlaşmanın 65 (1). maddesi de sosyal
güvenlik alanında ayrımcılık yapılmamasını gerektirmektedir.378
AAD/ABAD, bu antlaşmalar ile ilgili birkaç dava ile ilgilenmiştir.379 Bunlardan bazıları, özel
hayatlarında yaşadıkları ilişkilerin sona ermesi nedeniyle bu ilişkiye bağlı olarak sahip
oldukları ikamet haklarının kaybedilmesinden sonra, çalışma amacıyla, üçüncü ülke
vatandaşının ikamet izninin yenilenmesi olasılığı ile ilgilidir.
Örnek: El Yassini380 davası, ülkede asıl kalış nedeninin ortadan kalması nedeniyle,
iyi bir kazanç sağladığı bir işte çalışıyor olmasına rağmen, ikamet izninin uzatılmayan
bir Fas vatandaşı ile ilgilidir. Bu davada, Divan, Türk vatandaşları ile ilgili içtihatta
kabul edilen381 yaklaşımın Faslı vatandaşlara da analoji yöntemiyle uygulanıp uygulanamayacağını
ve bu nedenle, AEA-Fas Antlaşmasının (daha sonra yerine Fas ile
Avrupa-Akdeniz Antlaşması yapılmıştır) 40. maddesinin, işveren ve işçi arasındaki
sözleşme ile belirlenen çalışma süresinde, iş güvenliğini kapsayıp kapsamayacağını
tespit etmek durumunda kalmıştır. AAD, AEA-Fas Antlaşmasının, çalışma koşulları ve
ücretlendirme alanında açık, koşulsuz ve yeterli ölçüde pratik ilkeleri belirlediği için
doğrudan uygulanabilir olduğuna karar vermiştir. Divan yine de, Ankara Antlaşması
ile ilgili içtihadın mevcut davaya uygulanabilir olabileceği gerçeğini kapsam dışında
bırakmıştır. Ankara Antlaşması ve AEA-Fas Antlaşması esasen farklıdır ve Türkiye
ile olanın aksine, AEA-Fas Antlaşması, Fas’ın Topluluğa katılma olanağını temin
etmemiştir ve işçiler için hareket serbestliğini güvenceye almayı amaçlamamıştır.
377 1 Mart 2000 tarihinde yürürlüğe giren, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta
Fas Krallığı arasında bir birlik oluşturan Avrupa-Akdeniz Antlaşması, OJ 2000 L70 s. 2, ve 1 Mart 1998
tarihinde yürürlüğe giren, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta Tunus Cumhuriyeti
arasında bir birlik oluşturan Avrupa-Akdeniz Antlaşması (OJ 1998 L97, s. 2).
378 AAD, C-18/90 [2009] ECR I-00199, Office National de l’emploi / Bahia Kziber, 31 Ocak 1991.
379 Antlaşmalar ile ilgili bazı davalar: AAD, C-18/90 [2009] ECR I-00199, Office National de l’emploi v.
Bahia Kziber, 31 Ocak 1991; (Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Fas Krallığı arasında İşbirliği Antlaşması,
madde 41 (1) allocation d’atteinte, OJ 1978 L 264 s. 2–118, yerini alan Ab-Fas Avrupa-Akdeniz
Birlik Antlaşması); AAD, C-416/96 [1999] ECR I-01209, El Yassini / Secretary of State for the Home
Department, 2 Mart 1999 (Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Fas Krallığı arasında İşbirliği Antlaşması); AAD,
C-438/00 [2003] I-04135, Deutscher Handballbund / Kolpak, 8 Mayıs 2003 (Slovak Cumhuriyeti).
380 AAD, C-416/96 [1999] ECR I-01209, El Yassini / Secretary of State for the Home Department,
2 Mart 1999, para. 64, 65 ve 67.
381 AAD, C-237/91 [1992] ECR I-6781, Kazim Kus / Landeshauptstadt Wiesbaden, 16 Aralık 1992,
para. 21–23 ve 29.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
190
Dolayısıyla, Divan, Birleşik Krallığın, iş sözleşmesinin sona ermesinden önce işine son
verilmesi anlamına gelecek olsa bile, başvuranın ikamet izninin uzatılmasını reddedebileceğine
karar vermiştir. Ayrıca, Divan, üye ülkenin, Fas vatandaşına “ikamet
haklarından daha kapsamlı olan iş ile ilgili özel haklar” tanıması halinde durumun
daha farklı olacağına dikkat çekmiştir.
Örnek: Gattoussi davasında,382 Mahkeme’den benzer bir davada karar vermesi
istenmiştir. Ancak, bu davada, AB ve Tunus arasındaki Avrupa-Akdeniz Antlaşması
Ortaklığının 64 (1). maddesinde öngörülen ayrımcılığın yasaklanması söz konusudur.
Bununla birlikte bu davada, başvuru sahibine açık bir şekilde süresiz çalışma izni
verilmiştir. Divan, bu koşullar altında, AB-Tunus Ortaklık Antlaşmasının 64 (1). maddesinin,
“üye ülkenin, bir Tunus vatandaşına o ülkede kalma izni süresini aşan bir
süre boyunca çalışmasına izin verdiği bir davada, bu kişinin o ülke topraklarında
kalma hakkı üzerinde etkisi olabileceği” sonucuna varmıştır. Aslında Divan, AB-Tunus
Ortaklık Antlaşmasının bir üye ülkenin, bir Tunus vatandaşına daha önce giriş
yapma ve çalışma izni vermiş olmasına rağmen, bu izinleri sonradan kaldırmasını
yasaklamadığını belirtmiştir. Ancak, Tunus vatandaşına ikamet haklarından daha
kapsamlı olarak özel çalışma hakları verildiğinde, ikamet hakkını uzatmayı reddedebilmek
için, o ülkenin, kamu politikası, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gibi meşru
ulusal çıkarların korunması gerekçesine dayanması gerekmektedir.
Benzer şekilde AB üye ülkeleri ile Arnavutluk arasındaki İstikrar ve Örgütlenme Antlaşmasının
80. maddesi383, “göçmenlik ile ilgili olarak tarafların, topraklarında yasal olarak
ikamet eden başka ülke vatandaşlarına adil muamele yapılmasının kabul edilmesini ve
onlara, kendi vatandaşlarınınkiler ile karşılaştırılabilir hak ve yükümlülükler temin etmek
amacıyla bir entegrasyon politikasını teşvik etmelerini” öngörmüştür.
Daha az kapsamlı bir biçimde, çalışma koşulları ile ilgili olarak, Rusya ile yapılan Ortaklık
ve İşbirliği Antlaşmasının 23. maddesi384, “her bir üye ülkede geçerli yasalara, koşullara
ve prosedüre ilişkin olarak, Topluluğun ve üye ülkelerin, bir üye ülkede yasal olarak çalıştırılan
Rus vatandaşlarına, çalışma koşulları, ücretlendirme ve işten çıkarma ile ilgili olarak
ve ilgili ülkenin kendi vatandaşlarına mukayesen yapılan muamelenin, vatandaşlığa
382 AAD, C-97/05 [2006] ECR I-11917, Mohamed Gattoussi / Stadt Rüsselsheim, 14 Aralık 2006, para. 39.
383 Bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta Arnavutluk Cumhuriyeti arasında İstikrar ve
Örgütlenme Antlaşması (1 Nisan 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir), OJ 2009 L107, s. 166.
384 Bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye devletleri ve diğer tarafta Rusya Federasyonu arasında ortaklık
kurmak için ortaklık ve işbirliği Anlaşması (1 Aralık 1997 tarihinde yürürlüğe girmiştir),OJ 1997 L327, p. 3.
Ekonomik ve sosyal haklar
191
dayalı her türlü ayrımcılıktan uzak olarak gerçekleştirildiğini temin etmeleri gerektiğini”
belirtmektedir.
Örnek: Simutenkov davası385 İspanya’da bir İspanyol spor kulübünde profesyonel
futbol oyuncusu olarak çalışan ve vatandaşlığı nedeniyle yarışmalara katılımı İspanyol
kurallarına göre kısıtlanan bir Rus vatandaşı ile ilgilidir. AAD, bir üye ülkenin spor
federasyonu tarafından hazırlanan ve ulusal seviyede organize edilen yarışmalarda,
kulüplerin sahaya AEA Antlaşması tarafı olmayan ülkelerden sadece kısıtlı sayıda
oyuncu çıkarabileceğini belirten bir kuralı değerlendirirken, 23. maddede belirtilen
ayrımcılık yapılmaması hükmünü yorumlamıştır. Divan, bu kuralın 23 (1). maddenin
amacına uygun olmadığına karar vermiştir.
8.2.7. Sığınmacılar ve mülteciler
Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 15. maddesi, sığınma başvurusundan itibaren
dokuz ay içinde, veya İrlanda ve Birleşik Krallık için bir yıl içinde, başvuru yapılan ilk
mercide bu konu hakkında herhangi bir karar verilmediyse ve yönetmeliğin 2003 versiyonunun
11. maddesinin (2003/9/EC) halen geçerli olması halinde – söz konusu gecikme
başvurana atfedilemiyorsa – üye ülkelerin sığınmacılara çalışma piyasasına girme izni
vermeleri gerektirmektedir. Çalışma piyasasına girme ile ilgili koşullar, ulusal hukuka
uygun olacak şekilde tespit edilmelidir; ancak, söz konusu koşullar sığınmacıların etkili
şekilde çalışma piyasasına girebilmelerini sağlamalıdırlar. Ancak, AEA vatandaşlarına ve
diğer yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşlarına öncelik verilebilir.
Vasıflandırma Yönetmeliği’nin (2011/95/EU) 26 (1). ve (3). maddeleri mültecilerin ve
kendilerine tamamlayıcı koruma verilenlerin iş ve serbest meslek sahibi olma haklarını
kabul eder. Bu kişiler, vasıfların tanınması prosedüründe de vatandaşlarla aynı erişim
hakkına sahip olmalıdırlar. Ayrıca, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 28. maddesi, birey tarafından
önceden elde ettiği nitelikleri belgelerle kanıtlanamıyor ise, önceki eğitim değerlendirmesinin
yapılması için uygun tedbirlere ulaşmasını sağlar. Söz konusu hükümler,
Mültecilerin Statüsüne dair Cenevre Sözleşmesinin 17, 18, 19 ve 22 (2). maddelerini yansıtmaktadır.
Yönetmelik ayrıca, üye ülkenin, vatandaşlar ile aynı koşullar altında mesleki
eğitime erişimi garanti etmelerini öngörür.
385 AAD, C-265/03 [2005] I-02579, Igor Simutenkov v. Ministerio de Educación y Cultura ve Real Federación
Española de Fútbol, 12 Nisan 2005, para. 41.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
192
8.2.8. Düzensiz göçmenler
Birçok sosyal hakka erişim, ev sahibi ülkede yasal olarak bulunmaya veya ikamet
etmeye bağlıdır. AB, izinsiz ekonomik göçmenlerin gelişini ve varlığını bertaraf etmeye
çalışmaktadır. Kilit ölçüt, İşverenlere Yönelik Yaptırımlar Yönetmeliği’nin (2009/52/EC):
işverenleri para cezaları ile hatta çoğu ciddi davada cezai yaptırımlar ile cezalandırarak
AB dışından gelen düzensiz göçmenlerin çalıştırılmasını yasaklamaktadır. Danimarka,
İrlanda ve Birleşik Krallık haricindeki tüm AB üye ülkeleri yönetmelik ile bağlıdırlar. Ayrıca,
düzensiz göçmen işçileri kötü işverenlerden korumayı amaçlamaktadır.
İşverenlerin, yönetmeliğe göre, bir üçüncü ülke vatandaşını işe almadan önce, kalmaya
izinleri olduklarını kontrol etmeleri ve izinleri yoksa ilgili ulusal makamı haberdar etmeleri
gereklidir. Bu yükümlülüklere uyduklarını ve iyi niyet ile hareket ettiklerini gösterebilen
işverenler, yaptırımlara karşı sorumlu olmazlar. Birçok düzensiz göçmen, aile yanında
çalıştığı için yönetmelik aynı zamanda işveren olarak özel bireyler için de geçerlidir.
Bu tür kontrolleri yapmayan ve düzensiz göçmenleri çalıştırdığı tespit edilen işverenler,
düzensiz üçüncü ülke vatandaşlarının anavatanlarına geri gönderilme masrafları dâhil,
para cezalarına çarptırılacaklardır. Ayrıca ödenmemiş ücret, vergi ve sosyal güvenlik katkı
paylarını yeniden ödemek durumunda kalacaklardır. İşverenler, yasaların birçok defa ihlal
edilmesi, çocukların yasadışı olarak çalıştırılması veya önemli sayıda düzensiz göçmenin
çalıştırılması gibi en ciddi vakalarda cezai yaptırımlar ile karşı karşıya kalacaklardır.
Yönetmelik, işverenlerden ödenmemiş ücretlerini almalarını sağlayarak ve sendikalar
veya sivil toplum kuruluşları gibi üçüncü taraflardan destek temin ederek göçmenleri
korumaktadır. Yönetmelik, kuralların uygulanmasını özellikle vurgular. Özellikle, istismarcı
çalışma koşullarının kurbanı olan ve adalet sistemi ile işbirliği yapanlara ikamet izinlerinin
verilmesine dair 2.4. bölüme bkz.
8.3. Eğitim
Çocuklar için eğitim hakkı, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Uluslararası Sosyal ve Ekonomik
Haklar Sözleşmesi ve Uluslararası Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesine dair Sözleşme
gibi birçok uluslararası insan hakları belgesi ve bunların uygulanmasını sağlayan
komiteler ile korunmaktadır. Söz konusu komiteler, sürekli olarak, bu belgelerde öngörülen
ayrımcılık yapılmamasına ilikşkin hükümlerin aynı zamanda mülteciler, sığınmacılar
ve özellikle düzenli göçmenler ile düzensiz göçmenler için de geçerli olduğunu
savunmaktadırlar.
Ekonomik ve sosyal haklar
193
AİHS kapsamında, 1 no’lu Protokolün 2. maddesi, eğitim hakkını öngörmektedir. 12 no’lu
Protokolün 14. maddesi, “ulusal köken” gerekçesiyle ayrımcılığı yasaklamaktadır. 1 no’lu
Protokolün 2. maddesi prensipte, ilköğretim ve ortaöğretim hakkını garanti eder. Ancak,
üçüncü derece eğitim düzeyinde tespit edilen muamele farkları çok daha kolay bir
şekilde haklı gösterilebilir.
Örnek: Timishev / Rusya386 davası, teknik olarak yabancı olmasalar da, çocuklarını
okula göndermek için gerekli yerel göçmenlik kaydına sahip olmayan Çeçen göçmenler
ile ilgiliydi. Mahkeme, çocukların eğitim alma hakkının “Avrupa Konseyi’ni
oluşturan demokratik toplumların en temel değeri olduğuna” ve Rusya’nın 1 no’lu
Protokolün 2. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.
Örnek: Ponomaryovi / Bulgaristan davasında,387 AİHM, başvuranların göçmenlik
durumuna ve sahip oldukları vatandaşlığa dayanarak belirlenen ortaöğretim okul
ücretlerini ödeme gereğinin yasal olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, başvuranların
ülkeye gelişlerinin ve serbest eğitim dâhil kamu hizmetlerinden yararlanma
talebinde bulunmalarının yasadışı olmadığını belirtmiştir. Başvuranlar, yanlışlıkla,
sürekli ikamet izinleri olmayan yabancılar durumuna düştüklerinde bile, yetkililerin
onların Bulgaristan’da kalmalarına karşı kesin olarak itiraz etmedikleri gibi, açıkçası
onların sınır dışı edilmelerine dair de hiçbir ciddi niyetleri olmamıştır. Düzensiz göç
akışının durdurulması veya tersine çevrilmesi ihtiyacı ile ilgili olarak dikkate alınacak
hususlar açıkçası başvuranlar ile ilgili olmamıştır.
Örnek: Karus / İtalya davasında,388 önceki İnsan Hakları Avrupa Komitesi, yabancı
üniversite öğrencilerinden daha yüksek ücretler alınmasının eğitim haklarını ihlal
etmediğine, çünkü, bu fark gözeten muamelenin, İtalyan hükümetinin, kendi ekonomisinin
üçüncü derecedeki eğitimin olumlu etkillerinden faydalanmasına izin vermek
istemesi gerekçesine dayandığına karar vermiştir.
ASŞ kapsamında, eğitim hakkı, 17. maddede düzenlenmiş olup, göçmenler ile ilgili
18. ve 19. maddelerin hükümlerine bağlıdır. ASHK, 17 (2). madde ile ilgili şu yorumda
bulunmuştur:
386 AİHM, Timishev / Rusya, no. 55762/00 ve 55974/00, 13 Aralık 2005, para. 64.
387 AİHM, Ponomaryovi / Bulgaristan, no. 5335/05, 21 Haziran 2011, para. 59–63.
388 Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Karus / İtalya (karar), no. 29043/95, 20 Mayıs 1998.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
194
“Taraf devlet, yasadışı olarak bulunan çocukların işbu Ek kapsamında Şart’ın
uygulama alanına girip girmediği konusunda, Komite, 47/2008 Şikayet
numaralı Uluslararası Çocukları Savunma Hareketi (DCI) / Hollanda davası için
verilen 20 Kasım 2009 tarihli dava esası kararında uyguladığı muhakemeye
atıfta bulunmaktadır (bkz., diğerlerinin yanı sıra, 47 ve 48. paragraflar) ve
eğitime erişimin her çocuğun yaşamı ve gelişimi için hayati değer taşıdığını
savunmuştur. Eğitime erişimin reddedilmesi, düzensiz olarak bir ülkede bulunan
çocuğun korunmasız durumunu daha da vahimleştirecektir. Bu nedenle, ikamet
durumları ne olursa olsun, çocuklar, 17 (2). maddenin kişisel olarak uygulma
alanına girmektedir. Ayrıca Komite, bir çocuğun yaşamının eğitime erişimin
reddedilmesinden olumsuz yönde etkileneceğini düşünmektedir. Komite bu
nedenle taraf devletlerin, Şart’ın 17 (2). maddesine göre, topraklarında bulunan
düzensiz çocuk göçmenlerin diğer çocuklar gibi eğitime etkin şekilde erişim
hakkına sahip olmasını sağlamaları gerektiğine karar vermiştir.”389
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı 14. maddesinde, herkesin eğitim hakkına
ve ücretsiz zorunlu eğitim alma “olanağına” sahip olduğunu öngörmektedir. İkincil
AB hukuku kapsamında, AB’de bulunan tüm üçüncü ülke vatandaşı çocuklar, sadece
kısa süreyle bulunanlar haricinde, temel eğitime erişme hakkına sahiptirler. Bu durum
ayrıca, ülkeden çıkarılmaları ertelenen düzensiz çocuk göçmenler için de geçerlidir.390
AEA vatandaşlarının, mültecilerin veya uzun süreli mukimlerin aile fertleri gibi diğer kategoriler
için, daha geniş haklar düzenlenmiştir.
Bazı koşullar altında, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı çocukları, AEA vatandaşı
öldükten veya taşındıktan sonra bile, o ülkede eğitimlerini devam ettirmek veya
eğitimlerini tamamlamak için kalma hakkına sahiptirler (Serbest Dolaşım Yönetmeliği
12 (3). madde). Söz konusu çocuklar ayrıca, velayet hakkına sahip ebeveynle kalma hakkına
sahiptirler (madde 12 (3)).391 Buna ilaveten, kendi ülkesi dışında bir başka üye ülkede
çalışan veya çalışmış olan AEA işçilerinin çocukları, Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin
389 ASHK, Sonuçlar 2011, Genel Giriş, Ocak 2012.
390 2008/115/EC Yönetmeliği, OJ L 348/98, madde 14 (1).
391 Bkz.: 2004/38/EC Yönetmeliğinin 12 (3) maddesi, OJ L 158/77, 1612/68 sayılı Tüzüğün 12. maddesine
dair AAD dava hukukuna dayanır, OJ 1968 L 257/2 (bugün 492/2011 sayılı (AB) Tüzüğün, 10. maddesi,
OJ L 141/1, 5 Nisan 2011) ve özellikle AAD, C-389/87 ve C-390/87 [1989] ECR I-00723, Birleştirilmiş
davalar, G. B. C. Echternach ve A. Moritz / Minister van Onderwijs en Wetenschappen, 15 Mart 1989,
ve AAD, C-413/99 [2002] ECR I-07091, Baumbast ve R / Secretary of State for the Home Department,
17 Eylül 2002.
Ekonomik ve sosyal haklar
195
hükümlerinden bağımsız olarak uygulanan 492/2011 sayılı (AB) Tüzüğün (önceki
1612/68 sayılı Tüzüğü) 10. maddesinde yer alan hükümden yararlanırlar.392
Mülteci Sözleşmesinin 22 (1). maddesi ve AB sığınma müktesebatı, sığınmacı çocukların
ve mülteci statüsü veya ikincil koruma almış çocukların eğitim hakkını öngörmektedir. 393
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği kapsamında (bkz. bölüm 2.7) uzun süreli mukimler
olarak kabul edilen üçüncü ülke vatandaşları, eğitime ve mesleki eğitime erişim, ve eğitim
bursları ile niteliklerinin tanınması bakımdan AB üye ülke vatandaşları ile eşit muamele
görmektedirler (madde 11). Ayrıca eğitim ve mesleki eğitim için diğer AB üye ülkelerine
taşınma hakkına sahiptirler (madde 14).
8.4. Barınma
Uygun barınma hakkı, herkesin Uluslararası ESKHUS’nin 11. maddesinde ortaya konan
uygun yaşam standardı hakkının bir parçasıdır.
AİHS kapsamında, bir ev sahibi olma hakkı yoktur, sadece mevcut olana saygı hakkı
vardır.394 Bir bireyin kendi evine erişimini kısıtlatan göçmenlik kontrolleri, AİHM huzuruna
getirilen birçok davanın konusu olmuştur.
Örnek: Gillow / Birleşik Krallık davasında,395 AİHM, yıllarca yurtdışında çalışan bir
İngiliz çiftin Guernsey’de sahip oldukları ve 20 yıl öncesinde inşa ettikleri evlerinde
yaşamaya geri dönmelerine olanak sağlayacak ikamet izninin verilmemesi nedeniyle
8. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bir eve sahip olma gibi bir hakkı tanımasa bile AİHM, üye ülkelerin yasa gereğince
yükümlü olduklarında barınak sağlamadıklarınan dolayı hatalı olduklarını varsaymıştır.
Ayrıca, aşırı durumlarda, Mahkeme, reddin insaniyetsiz ve aşağılayıcı muamelelerin
yasaklanmasına dair AİHS 3. maddesini ihlal edecek kadar şiddetli olduğuna karar
vermiştir.
392 AAD, C-480/08, [2010] ECR I-01107, Maria Teixeira / London Borough of Lambeth ve Secretary of State
for the Home Department, 23 Şubat 2010.
393 Sığınmacılar ile ilgili bilgiler için, Kabul Koşullarına dair 2013/33/EU Yönetmeliğine bkz.,
OJ 2013 L 180/96, madde 14; mülteciler ve tamamlayıcı korunma statüsü sahipleri ile ilgili bilgi için,
Vasıflandırma Yönetmeliği 2011/95/EU’ya bkz., OJ 2011 L 337/9, madde 27.
394 AİHM, Chapman / Birleşik Krallık [BD], no. 27238/95, 18 Ocak 2001.
395 AİHM, Gillow / Birleşik Krallık, no. 9063/80, 24 Kasım 1986, para. 55–58.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
196
Örnek: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında,396 AİHM, Yunanistan’ın AB yasalarınca
öngörülen yükümlülüklerinden ötürü sığınmacılara uygun şartları sağlayamamasının
başvuranın yoksul bir duruma düşmesine neden olduğuna ve AİHS 3. maddesinin
ihlal edilemesi için gerekli görülen eşiği geçtiğine karar vermiştir.
Mahkeme, yeni gelen göçmenleri sosyal konut yardımları dışında tutan kurallar gibi, üye
ülkenin ülkeye kabul koşullarına ilişkin kurallar koyma hakkına müdahale etmeme konusunda
dikkatli olmuştur.
Örnek: Bah / Birleşik Devletler davası397 bir anne ve 14 yaşındaki oğlunun, bu çocuğun
henüz yeni yurtdışından aile birleşimi çerçevesinde, kamu yardımlarına başvurmaması
şartıyla ülkeye kabul edilmiş olmasından dolayı, “öncelikli barınma ihtiyacı”
olan kişiler olarak kabul edilmemeleri ile ilgilidir. Başvuran, öncelikli barınma
ihtiyacına erişimin reddedilmesinin ayrımcılık olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme
başvuruyu reddetmiştir. Bu öncelikli ihtiyaç talebinin, sadece Birleşik Krallığa girişi
açık şekilde kamu yardımlarına başvurma hakkı olmaması şartıyla kabul edilen başvuranın
oğlunun varlığına dayalı olarak reddedilmesinde keyfi herhangi bir durum
olmadığını belirtmiştir. Başvuran, giriş koşullarından tamamen bilgisi varken oğlunu
Birleşik Krallığa getirterek bu koşulu kabul etmiş ve bunu sağlamak için de kamu
yardımlarına başvurmamayı açık bir şekilde kabul etmiştir. Bu davada ilgili içtihat,
farklı kategorilerde bulunan kişilere sınırlı kaynakları adil bir şekilde dağıtma meşru
amacını izlemiştir. Bah davasında başvuru sahiplerinin muhtaç bırakılmadıklarını ve
kendilerine alternatif barınma imkanı temin edildiğini belirtmek önem taşımaktadır.
Bazı istisnai davalarda AİHM’in sığınmacı ailelerin AİHM huzurundaki davaları görülürken
kendilerine barınabilecekleri bir yerin sağlanması için 39. madde uyarınca geçici tedbirler
ortaya koyduğu belirtilmelidir. (ayrıca bkz. bölüm 2.4).398
ASŞ kapsamında, 19 (4) (c) maddesi, devletlerin göçmen işçilere uygun bir barınma
imkanı sağlanmasını öngörür. Ancak bu hak, ASŞ tarafı olan ülkeler arasında gidip gelenler
ile sınırlıdır.
Barınma hakkı (ASŞ’nin 31. maddesi) bir seri ilave ASŞ (düzeltilmiş) haklarıyla yakından
ilgilidir: sağlık hakkı (11. madde); sosyal ve tıbbi yardım hakkı (13. madde); aile için uygun
396 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011.
397 AİHM, Bah / Birleşik Krallık, no. 56328/07, 27 Eylül 2011.
398 AİHM, Afif / Hollanda (karar), no. 60915/09, 24 Mayıs 2011; AİHM, Abdilahi Abdulwahidi / Hollanda
(karar), no. 21741/07, 12 Kasım 2013.
Ekonomik ve sosyal haklar
197
sosyal, yasal ve ekonomik koruma hakkı (16. madde); çocukların ve gençlerin sosyal,
yasal ve ekonomik korunmasına (17. madde); ve tek başına veya ayrımcılık yapılmamasına
dair E maddesi ile birlikte dikkate alınabilen yoksulluk ve sosyal dışlanmaya karşı
korunma hakkı (30. madde).
Örnek: COHRE / Hırvatistan davasında, ASHK, “taraf devletlerin çok ciddi derece
korunmasız olan gruplar üzerinde yaptıkları seçimlerin etkisi konusunda özellikle
dikkatli olmaları gerektiğini” vurgulamıştır.399
Örnek: COHRE / Fransa davasında, ASHK, Romanların evlerinden tahliye ve Fransa’dan
sınır dışı edilmelerinin 19 (8). maddesi ile birlikte okunduğunda E maddesini
ihla ettiğine karar vermiştir.400 Benzer şekilde COHRE / İtalya davasında, ASHK,
İtalya’nın çingenelere yaptıkları muamelenin, ASŞ’nin diğer maddeleri ile birlikte E
maddesinin ihlal ettiğine karar vermiştir.401
Her ne kadar ASŞ’nin Eki, Şart’ın uygulama alanını sadece, yasal olarak ikamet eden taraf
devlet vatandaşlarına uygulanacak şekilde kısıtlıyor ise de, ASHK, düzeltilmiş ASŞ’nin bazı
hükümlerinin düzensiz çocuk göçmenlere de uygulanacağını varsaymış, Şart’ın uluslararası
insan hakları hukuku ışığında yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Örnek: Uluslararası Çocuk Hareketi (DCI) / Hollanda davasında,402 Hollanda mevzuatının,
düzensiz olarak Hollanda’da ikamet eden çocukları barınma hakkından ve
böylece diğer ASŞ haklarından mahrum bıraktığı iddia edilmiştir. ASHK, ASŞ’nin tek
başına değil, mümkün olan en ileri düzeyde, ihtiyacı olan herkese, üye ülke topraklarında
usulüne uygun bir şekilde olup olmadıklarına bakılmaksızın, uygun barınma
imkanı sağlanmasını öngören kurallar dahil olmak üzere, parçası olduğu diğer tüm
uluslararası hukuk kuralları ile uyumlu bir biçimde yorumlanması gerektiğini savunmuştur.
31 (2). maddesine göre, ASŞ’ye üye ülkeler, evsizliği önlemek için tedbirler
almalıdırlar. Bu durum, üye ülkenin, ikamet durumları ne olursa olsun, çocuklar
kendi yargı yetkisi altında olduğu sürece onlara barınma imkanı sunmasını gerektirir.
Ayrıca, düzensiz göçmen olarak ülke topraklarında bulunan kişilerin barınma
yerinden tahliye edilmesi yasaklanmalıdır; çünkü, bu durum, ilgili kişileri, özellikle
399 ASHK, COHRE / Hırvatistan, Şikayet no. 52/2008, esas, 22 Haziran 2010.
400 ASHK, COHRE / Fransa, Şikayet no. 63/2010, esas, 28 Haziran 2011.
401 ASHK, COHRE / İtalya, Şikayet no. 58/2009, esas, 25 Haziran 2010.
402 ASHK, Defence for Children International (DCI) / Hollanda, şikâyet no. 47/2008, esas, 20 Ekim 2009.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
198
çocukları, insan onuruna aykırı olacak şekilde savunmasız bir durumuna sokacaktır.
ASHK ayrıca, Şart’ın çocukları koruyan 17 (1) (c) maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiştir.
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı’nın 1. maddesi, haysiyet hakkını,
34. madde, barınma ile ilgili olarak sosyal yardım hakkını öngörmektedir. Barınma ile ilgili
hükümler, AEA ve İsviçre vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertleri, uzun süreli
mukimler, uluslararası korunmaya ihtiyacı olan kişiler ve insan ticareti kurbanlarına dair
ikincil AB hukukunda da bulunabilir. Üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin diğer kategoriler
için AB hukuku, bunların üye ülkelerin sosyal yardım sistemleri için bir yük oluşturmamalarını
sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle, araştırmacılar (Bilimsel Araştırma Yönetmeliği,
madde 6 (2) (b)) ve öğrenciler (Öğrenciler Yönetmeliği, madde 7 (1) (b)) AB’ye
girmelerine izin verilmeden önce, barınma ihtiyaçlarının karşılandığına dair kanıt sunmalıdırlar.
Üye ülkeler, üçüncü ülke vatandaşı sponsorların aile fertleri için de benzer gerekler
temin edebilir (Aile Birleşimi Yönetmeliği 7 (1) (a) maddesi ).
Örnek: Kamberaj davasında,403 ABAD, üçüncü ülke vatandaşlarına barınma yardımları
ile ilgili olarak AB vatandaşlarından farklı muamele gösteren bir ulusal hukukun
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği’nin 11 (1) (d) maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.
Özellikle, Divan, direktifin 11 (4). maddesine göre, üye ülkelerin sosyal yardım
ve korumayı kısıtlayabileceğini savunurken, 13. fıkrasında yer alan minimum
temel yardımlar listesinin kapsamlı olmadığını belirtmiştir. ABAD, temel yardımları
barınma yardımlarını kapsayacak şekilde genişletmiştir. Bunu yaparak Divan, sosyal
dışlanma ve yoksullukla mücadele etmek için, “yeterli kaynakları olmayan herkesin
haysiyetli bir şekilde var olması için sosyal ve barınma yardımı hakkını tanıyan ve
buna saygı duyan” AB Temel Haklar Şartı’nın 34. maddesini tekrarlamıştır.
Serbest Hareket Yönetmeliği’nin 24. maddesine göre, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke
vatandaşı olan aile fertleri, vatandaşlar ile aynı sosyal avantajlara ve vergi avantajlarına
ulaşabilme hakkına sahip olmalıdırlar. AEA ve İsviçre vatandaşlarının aile fertleri, sosyal
konutlar dahil olmak üzere, bir konuta girme hakları üzerinde kısıtlamalara tabi olamazlar404.
Bu yönetmelik, durumları AB hukuku düzenlemesine tabi olmayan, serbest dolaşım
haklarını kullanmamış olan AB vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertlerine
403 ABAD, C-571/10, [2012] ECR 00000, Servet Kamberaj / Istituto per l’Edilizia sociale della Provincia
autonoma di Bolzano (IPES) ve diğerleri, 24 Nisan 2012.
404 21 Haziran 1999 günü Lüksemburg’da imzalanan, 1 Haziran 2002 tarihinde yürürlüğe giren,
kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşma, OJ 2002 L 114/6,
Ekonomik ve sosyal haklar
199
uygulanmaz; onlar için, yerel yasalar ile ortaya konan kurallar geçerlidir. Ekonomik olarak
kendilerine yetebildiklerini göstermeleri gereken, ekonomik olarak aktif olmayan AEA
vatandaşları ve onların aile fertleri, barınma ihtiyaçları için mali yardıma uygun olmayabilirler
(Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin 7 (1) (b) maddesi).
Uzun süreli mukimler, barınma elde etmeye ilişkin prosedür bakımından vatandaşlar
ile eşit muamele görme hakkına sahiptirler (Uzun süreli Mukimler Yönetmeliği’nin
11 (1) (f) maddesi). İnsan ticareti mağdurları, kendilerine “uygun ve güvenli bir şekilde
barınma imkanı tanıyarak özel ihtiyaçlarını giderebilecekleri asgari bir hayat standardı
sağlamayı kapsayan özel yardım ve destek tedbirlerine hak kazanmaktadırlar (İnsan
Ticaretini Önleme Yönetmeliği’nin 11 (5) maddesi).
Kabul Koşulları Yönetmeliği’ne (2013/33/EU) göre, sığınmacılar, uluslararası korunmaya
başvurur başvurmaz destek görme hakkına sahip olurlar. Yönetmeliğin 17. maddesine
göre, üye ülkeler, uluslararası korunma talep edenlere geçimlerini sağlayacak ve fiziksel
ve ruhsal sağlıklarını güvenceye alacak uygun bir yaşam standardı sunan maddi kabul
koşulları sağlamaları gerekmektedir. 18. maddeye göre devletler, sundukları evlerde saldırı
ve cinsiyete dayanan şiddeti önleyen tedbirler de almalıdırlar. Destek sağlama görevi
ayrıca Dublin Tüzüğüne (604/2013 sayılı (EU) Tüzüğü) göre işlem gören kişiler için de
geçerlidir.
Örnek: CIMADE davasında,405 ABAD, Dublin Tüzüğü altında transfer talepleri olması
durumunda Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin nasıl uygulanacağını açıklamıştır. ABAD,
Dublin Tüzüğü altında bir sığınmacıyı transfer etmek isteyen bir üye ülkenin, bu kişi
fiziksel olarak transfer edilene kadar Kabul Koşulları Yönetmeliği’nden tam olarak
yararlanmasını sağlamak için sorumlu olduğuna karar vermiştir. Buna fınansal
sorumluluğu da dahildir. Yönetmelik, insan onuruna tam olarak saygı gösterilmesini
sağlamayı ve AB Temel Haklar Şartı’nın 1.ve 18. maddelerinin uygulanmasını teşvik
etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bir Dublin Tüzüğü kararını bekleyen sığınmacılara
minimum kabul koşulları da uygulanmalıdır.
Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 32. maddesine göre (İrlanda ve Birleşik Krallık için, aynı
yönetmeliğin 2004/83/EC versiyonunun 31. maddesi), üye ülkelerin, mülteci veya ikincil
koruma statüsünden yararlananlara, üye ülkenin topraklarında yasal olarak ikamet eden
405 ABAD, C-179/11 [2012], Cimade, Groupe d’information et de soutien des immigrés (GISTI) / Ministre
de l’Intérieur, de l’Outre-mer, des Collectivités territoriales et de l’Immigration, 27 Eylül 2012; ABAD,
Birleştirilmiş davalar, C-411/10 ve C-493/10, N. S. / Secretary of State for the Home Department ve M.
E. ve diğerleri / Refugee Applications Commissioner ve Minister for Justice, Equality and Law Reform,
21 Aralık 2011.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
200
diğer üçüncü ülke vatandaşlarına yüklenenlerle eşdeğer olan koşullar altında barınma
imkanı tanımaları gerekmektedir.
8.5. Sağlık
AİHS kapsamında, sağlık hakkı muhtemelen, özel yaşama saygıyı garanti eden 8. madde
çerçevesinde incelenebilecek “psikolojik ve fiziksel bütünlük” konusu ile ilgili olmasına
rağmen, Sözleşme’de açıkça bu haktan bahsedilmemiştir.406 AİHS ayrıca herhangi bir
belirli tıbbi hizmet standardı hakkını veya tıbbi tedaviye erişim hakkını garanti etmez.407
Belirli koşullar altında bir üye ülkenin AİHS kapsamındaki sorumluluğu, üye ülkenin yetkililerinin
ülkenin genelinde sağlanan bireysel sağlık hizmetinden bir kişiyi yoksun bırakacak
şekilde gerçekleştirdikleri eylemler veya ihmaller nedeniyle, o kişinin yaşamını riske
soktukları kanıtlandığında ortaya konabilir.408 Göçmenlik ile ilgili olarak sağlık konuları,
sınır dışı etmeye engel olacak sağlık ihtiyaçları şeklinde ortaya çıkmıştır. Sıra dışı davalarda,
bu durum, olayın AİHS’nin 3. maddesi çerçevesinde incelenmesine neden olabilir
(bkz. bölüm 3).
ASŞ kapsamında, ASŞ’nin 13. maddesi, tıbbi yardım hakkını öngörür.409 ASHK, bu hakkın
düzensiz göçmenlere uygulanabilir olduğunu düşünmektedir.
Örnek: İnsan Hakları Uluslararası Federasyonu (FIDH) / Fransa davasında,410 FIDH
Fransa’nın düzensiz ve çok düşük gelirleri olan göçmenlerin sağlık ve hastane hizmetleri
için gerekli ücretten muafiyetlerine son vererek bu kişilerin tıbbi yardım
alma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir (ASŞ’nin düzeltilmiş 13. maddesi). Ayrıca,
davacı düzensiz göçmen çocuklar için tıbbi hizmetlere erişimi kısıtlayan 2002
mevzuat reformu ile çocukların korunma hakkının çiğnendiğini ileri sürmüştür
(madde 17). ASŞ hakları, prensipte, sadece ASŞ’ye taraf olan diğer üye ülkelerin
vatandaşları olan ve yasal olarak devlet içinde ikamet eden veya çalışan yabancıları
kapsayacak şekilde genişletilebilir. ASHK, bununla birlikte, ASŞ’nin insan onuru
406 AİHM, Bensaid / Birleşik Krallık, no. 44599/98, 6 Şubat 2001.
407 AİHM, Wasilewski / Polonya (karar), no. 32734/96, 20 Nisan 1999.
408 AİHM, Powell / Birleşik Krallık (karar), no. 45305/99, 4 Mayıs 2000.
409 Ayrıca bkz., taraf devletlerin topraklarında diğer taraf devletlerin vatandaşlarına sosyal ve tıbbi yardım
sağlamaya dair karşılıklı hüküm sunan Sosyal ve Tıbbi Yardım Avrupa Sözleşmesi. Söz konusu Avrupa
Konseyi Sözleşmesi, sadece 18 tarafa sahiptir, Türkiye dışında hepsi aynı zamanda AB’nin bir parçasıdır,
11 Aralık 1953 tarihinde imzaya açılmıştır, 1 Temmuz 1954 günü yürürlüğe girmiştir, ETS no. 014.
410 ASHK, International Federation of Human Rights Leagues / Fransa, Şikayet no. 14/2003, esas,
8 Eylül 2004.
Ekonomik ve sosyal haklar
201
ilkeleri ile tutarlı olarak amaca yönelik bir biçimde yorumlanması ve dolayısıyla
kısıtlamaların dar anlamda okunması gerektiğini vurgulamıştır. Divan, her ne kadar,
ASŞ’de öngörülen tüm haklar düzensiz göçmenler lehine genişletilemeyecek olsa
bile, bir taraf ülkenin topraklarında bulunan yabancı vatandaşların, bunlar düzenli
bir şekilde o ülkede bulunmasalar bile, tıbbi yardım haklarını reddeden herhangi bir
mevzuatın veya uygulamanın ASŞ’ye aykırı olduğunu savunmuştur. Ancak, ASHK,
olayda, düzensiz yetişkin göçmenlerin, tüm yabancı vatandaşlar gibi her koşulda
“acil ve yaşamı tehdit eden durumlar” söz konusu olduğunda tedavi edildiklerini ve
üç ay ikamet ettikten sonra bazı tıbbi yardım biçimlerinden faydalanabildiklerini göz
önünde bulundurarak, 4’e 9 çoğunluk ile, tıbbi yardım hakkına dair 13. maddenin
ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu konudan etkilenen çocukların sağlık hizmetlerine
ulaşma konusunda yetişkinlerle aynı haklara sahip olmalarına rağmen, ASHK,
bu davada, tıbbi yardım hakkına dair 13. maddeden daha kapsamlı olan çocukların
korunma hakkına dair 17. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar, Çocukların
Uluslararası Korunması davasında çocuklar ile ilgili daha sonra alınan yaklaşıma
rehberlik etmiştir (bkz. bölüm 8.4).
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı, sağlık hakkını içermez ancak insan onurunun
korunması (madde 1) ve fiziksel bütünlük (madde 3) gibi ilgili hakları tanır. Şart
ayrıca 35. maddesi çerçevesinde sağlık hakkını içerir. Bu maddeye göre, “ulusal yasa ve
uygulamalar ile oluşturulan koşullar altında herkes, önleyici sağlık yardımından ve tıbbi
tedaviden yararlanma hakkına” sahiptir. Şartın uygulanması, AB hukuku kapsamına
giren konular ile sınırlıdır. Şart, vatandaşlık gerekçesine dayanarak herhangi bir ayrım
yapmaz ancak sağlık hakkını ulusal yasa ve uygulamalara tabi olarak uygular.
İkincil AB hukuku, üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin farklı kategoriler için sağlığa erişimi
düzenler ve bunlardan bazılarından, kendilerine belirli bir statü verilmeden veya üye ülke
topraklarına kabul edilmeden önce bir hastalık sigortasına sahip olmaları beklenir. En
yaygın üçüncü ülke vatandaşı kategorileri kısaca belirtilecektir.
Vatandaşlıkları ne olursa olsun, serbest dolaşım haklarını kullanan AEA ve İsviçre vatandaşlarının
çalışan veya serbest meslek sahibi aile fertleri, vatandaşlar ile eşit muameleye
sahiptir (AB vatandaşları için Serbest DolaşımYönetmeliği’nin 24. maddesi).411 Ekonomik
olarak kendilerine yeter olduklarına dayanarak başka bir üye ülkesinde ikamet etmek
411 Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması, 2 Mayıs 1992, Kısım III, Kişi, Hizmet ve Sermaye Serbest Dolaşımı;
21 Haziran 1999 günü Lüksembourg’da imzalanan, 1 Haziran 2002 tarihinde yürürlüğe giren,
kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşma, OJ 2002 L 114/6.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
202
isteyenler, hem kendileri hem de aile fertleri için tüm riskleri kapsayan sağlık sigortasına
sahibi oldukları ispatlama durumundadırlar. (madde 7 (1) (b)).
Bir AEA vatandaşı veya bir üçüncü ülke vatandaşı olsun ya da olmasın, ikamet ettiği AEA
devletinde ulusal bir sağlık sistemine bağlı olan bireyler, diğer AEA üye ülkeleri ve İsviçre’yi412
ziyaret ettiklerinde gerekli tedaviyi almaya yetkilidirler.413 Kamusal olarak temin
edilen tıbbi tedaviyi almak için başka bir üye ülkeye seyahat etmek, karmaşık kurallara
tabidir.414
Aile Birleşimi Yönetmeliği’nin kapsamında, sponsorun özellikle, “kendisi ve aile fertleri
için, üye ülkenin normalde kendi vatandaşları için öngördüğü hastalık sigortasının kapsadığı
tüm riskleri kapsayan bir sigortaya” sahip olduğunu ve “ilgili üye ülkenin sosyal
yardım sistemine başvurmadan, kendisini ve aile fertlerini geçindirmeye yeterli sabit ve
düzenli kaynakları olduğunu” kanıtlaması gerekebilir (madde 7 (1) (b) (c)).
Benzer şekilde, üçüncü ülke vatandaşları ve aile fertlerinin, uzun süreli mukim statüsü
kazanmadan önce, ev sahibi üye ülkenin normalde kendi vatandaşları için öngördüğü
hastalık sigortasının kapsadığı tüm riskleri kapsayan bir sigortaya sahip olduğunun
kanıtını temin etmeleri gereklidir (Uzun süreli Mukimler Yönetmeliği 5 (1) (b) maddesi).
Ayrıca, bu kişilerin üye ülkenin sosyal yardım sistemine başvurmadan kendisi ve aile
fertlerinin geçimini sağlamak için yeterli olan sabit ve düzenli kaynakları olduğunu
göstermeleri gerekebilir (madde 5 (1) (a)). Uzun süreli mukim statüsü elde eden kişiler,
“ulusal yasa ile belirlenen sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal korunma” ile
ilgili olarak ev sahibi üye ülkenin vatandaşları ile eşit muamele alma hakkına sahiptirler
(madde 11 (1) (d)). Yönetmeliğin 13. paragrafı, sosyal yardım ile ilgili olarak, “uzun
süreli mukim statüsüne sahip olanlara sağlanan yararların temel yararlar ile sınırlandırılmasından,
bu kavramın en azından minimum gelir desteği, hastalık, hamilelik durumunda
yardım, ebeveyn yardımı ve uzun süreli bakımı kapsaması şeklinde anlaşılacağını”
belirtmektedir. Söz konusu yardımların verilmesine dair yöntemler, ulusal yasa ile
belirlenmelidir.
412 Tüzük (EC) 883/2004, 29 Nisan 2004, OJ 2004 L 166/1, madde 19 (1); ABAD, Avrupa Komisyonu /
İspanya Krallığı, C-211/08 [2010] ECR I-05267,15 Haziran 2010, para. 58 ve 61.
413 Sosyal güvenlik planlarının koordinasyonuna dair Antlaşmanın II. Ekinin yerini alan, 31 Mart 2012 tarihli
kişilerin serbest dolaşımına dair, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşmaya göre oluşturulan Ortak Komitenin 2012/195/EU sayılı Kararı,
OJ 2012 L 103/51.
414 Bkz. madde 22 (1) (c), Tüzük (AEA) no. 1408/71, AAD, C-368/98, [2001] ECR I-05363, Abdon
Vanbraekel ve diğerleri / Alliance nationale des mutualités chrétiennes (ANMC), 12 Temmuz 2011 ve
AAD, C-372/04 [2010] ECR I-04325, The Queen / Bedford Primary Care Trust ve Secretary of State for
Health, Yvonne Watts’un başvurusu, 16 Mayıs 2006.
Ekonomik ve sosyal haklar
203
Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 19. maddesine göre, sığınmacıların gerekli
yardımı almaya hakkı bulunmaktadır. Buna en az acil durum yardımı ve hastalık için
temel tedavi ile özel ihtiyaçları olanlar için gerekli tıbbi yardım veya diğer yardımlar
dâhil olmalıdır. Geri Dönüş Yönetmeliği (2008/115/EC) benzer şekilde beyanda bulunur:
“korunmasız olan kişilerin durumuna özel bir dikkat gösterilmesi gerekir. Ülkeden çıkarılmaları
askıya alınanlara veya gönüllü olarak ülkeyi terk etmeleri için kendilerine zaman
tanınan kişilere acil sağlık hizmeti ve temel hastalık tedavisi temin edilecektir”.
Kabul edilen mülteciler ve ikincil korumaya sahip olanlar, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin
30. maddesine göre üye ülkenin kendi vatandaşları ile eşit sağlık hizmeti hakkına sahiptir.
Ayrıca özel ihtiyaçları olanlar için özel hükümler bulunmaktadır. İnsan ticareti mağdurlarına
verilecek yardım ve destek tedbirleri zorunlu olarak tıbbi tedaviyi kapsamaktadır:
Buna psikolojik yardım, danışmanlık ve bilgilendirme de dahildir (İnsan Ticaretini Önleme
Yönetmeliği 11 (5) maddesi).
8.6. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım, emeklilik maaşları gibi, ulusal sosyal güvenlik sistemine
yapılan katkılara dayanan veya engellilere olduğu gibi devlet tarafından yardıma
ihtiyacı olan kişilere temin edilen yardımlar ile ilgilidir. Genellikle finansal olan çok geniş
bir yardım yelpazesini içerirler.
AİHS kapsamında, açık bir sosyal güvenlik veya sosyal yardım hakkı bulunmamaktadır.
Örnek: Wasilewski / Polonya davasında,415 Mahkeme, “başvuranın şikayetleri kötü
olan mali durumu ilgili olmasından dolayı, Sözleşme’nin 2. maddesinin yada diğer bir
hükmünün, bir bireye herhangi bir belirli yaşam standardından yararlanma hakkını
veya devletten finansal yardım elde etme hakkını verir şeklinde yorumlanamayacağını”
hatırlatmıştır.
Bazı durumlarda, ilgili kişinin söz konusu sisteme finansal katkı sağlayıp sağlamadığına
bakılmaksızın, sosyal güvenlik ve sosyal yardım alanında bir ayrımcılık sorunu yaşanabilir.
AİHM, vatandaş olmamalarına dayanan ayrımcı bir gerekçeyle bir ülkede düzenli
415 AİHM, Wasilewski / Polonya (karar), no. 32734/96, 20 Nisan 1999.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
204
olarak yerleşik olan kişilere yardım etmeyi reddeden devletler konusunda hassas
davranmaktadır.416
Örnekler: Gaygusuz / Avusturya davası417 Avusturya uyruklu olmadığı için bir Türk
vatandaşına işsizlik yardımlarının verilmemesi ile ilgilidir. Koua Poirrez / Fransa
davası418 Fransız veya Fransa ile karşılıklı bir anlaşması olan bir ülkenin vatandaşı
olmadığı için usulüne uygun olarak ülkede yerleşik olan bir göçmene engelli olmasından
dolayı yardım yapılmasının reddedilmesi ile ilgilidir. Her iki davada, Mahkeme,
başvuranların ayrımcılığa mağruz kaldıklarını ve bu durumda, malvarlığından
yararlanma hakkına dair 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ile bağlantılı olarak AİHS
14. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Örnek: Andrejeva / Letonya davası419 katkıya dayalı yardımlar ile ilgilidir. Başvuru
sahibi, yaşamının çoğunda Letonya’da, burasının Sovyetler Birliği’nin bir parçası
olduğu dönemde, çalışmıştır. Letonya dışında çalıştığı ve Letonya vatandaşı olmadığı
için emekliliğinin bir kısmı reddedilmiştir. AİHM, hükümetin başvuranın talep edilen
tam emeklilik tutarını almak için vatandaşlığa kabul edilmiş bir Letonya vatandaşı
haline gelmesinin yeterli olacağına dair iddiasını kabul etmemiştir. AİHS 14. maddesinde
belirtilen ayrımcılığın yasaklanması, her bir davada, ancak başvuranın kişisel
durumunun bu hükümde listelenen kriterlere göre, olduğu gibi ve değiştirilmeden
dikkate alınması halinde bir anlam kazanacaktır. Oysa bunun tam aksine, mağdurun
iddialarını söz konusu faktörlerden birini değiştirerek – örneğin, bir vatandaşlık elde
ederek – ayrımcılıktan kaçınabileceği gerekçesiyle reddetmek, 14. maddeyi özünden
mahrum bırakmak anlamına gelecektir. AİHM, 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ile
birlikte ele alınan Sözleşme’nin 14. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu örneklerde, başvuru sahipleri her bakımdan bir devletin kendi vatandaşına benzer
durumdadırlar; başvuru sahiplerinden hiçbiri düzensiz göçmen veya kamu fonlarına başvurma
konusunda kısıtlanmış değildir.
416 AİHM, Luczak / Polonya, no. 77782/01, 27 Kasım 2007; AİHM, Fawsie / Yunanistan, no. 40080/07,
28 Ekim 2010.
417 AİHM, Gaygusuz / Avusturya, no. 17371/90, 16 Eylül 1996, para. 46–50.
418 AİHM, Koua Poirrez / Fransa, no. 40892/98, 30 Eylül 2003, para. 41.
419 AİHM, Andrejeva / Letonya [BD], no. 55707/00, 18 Şubat 2009, para. 91.
Ekonomik ve sosyal haklar
205
Örnek: Weller / Macaristan davası420 Macar bir baba ve Romanyalı bir anne ile ilgilidir.
Romanya’nın AB’ye kabulünden önceki bir dönem yapılan başvuruya göre,
annenin Macaristan’da ikamet izni vardır ancak bir yerleşme izni yoktur. Macaristan
yasalarına göre, sadece Macaristan vatandaşlığına veya yerleşme iznine sahip
anneler hamilelik yardımına başvurabilirler. Başvuran, yabancı eşleri olan erkeklerin,
Macar eşleri olanlar ile karşılaştırıldığında, yardımlardan daha az yararlanabildikleri
konusunda şikayette bulunmuştur. Mahkeme, 14. madde ile birlikte ele alındığında
AİHS 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
ASŞ kapsamında, sosyal güvenlik hakkı (madde 12), sosyal ve tıbbi yardım hakkı
(madde 13) ve sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkı (madde 14) bulunmaktadır.
İlave olarak, engelli olan kişiler (madde 15), çocuklar ve gençler (madde 17) ve yaşlılar
için özel hükümler bulunmaktadır (madde 23). Madde 30, yoksulluk ve sosyal dışlanmaya
karşı korunma hakkını içerir. Sosyal yardım söz konusu olduğu sürece, ASŞ’nin
13. maddesi, düzensiz göçmenlere uygulanabilir.
AB hukuku kapsamında, üçüncü ülke vatandaşları ile ilgili iki durum ayırt edilmelidir. İlk
olarak, AB içinde hareket eden üçüncü ülke vatandaşları için üye ülkeler arasında bir yardımlar
koordinasyonu sistemi bulunmaktadır. İkinci olarak, belirli üçüncü ülke vatandaşları
kategorileri, ikincil AB hukuku kapsamında, AB içerisinde hareket edip etmediklerine
bakılmaksızın bazı yardımlardan yararlanma hakkına sahiptir.
a) AB içinde yardımların koordinasyonu
Bir AB üye ülkesi içinde yer değiştiren AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı olan
aile üyeleri, Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin 24. maddesi çerçevesinde (AB vatandaşı
olmayanlar için AB-AEA anlaşması altında) ev sahibi üye ülkenin kendi vatandaşlarının
sahip olduğu aynı sosyal ve vergi avantajlarından yararlanma hakkına sahiptir. Ancak
aynı yönetmeliğin 14. maddesi’ne (1) göre, çalışmadan serbest dolaşım hakkını kullanan
kişiler ev sahibi üye ülkenin sosyal yardım sistemi üzerinde aşırı bir yük haline gelmemelidirler.
Serbest dolaşım hakkını kullanan kişilere sosyal güvenlik ve sosyal yardımı koordine
etmek için yıllar içinde karmaşık bir kanun organı oluşturulmuştur. (EC) 883/2004
sayılı Tüzükte (değiştirilmiş şekliyle)421AB çapındaki sistemin uyumlaştırma değil de, bir
420 AİHM, Weller / Macaristan, no. 44399/05, 31 Mart 2009, para. 36–39.
421 Bu tüzük (EC) 988/2009 sayılı Tüzük, OJ 2009 L 284/43, (EU) 1231/2010 sayılı Tüzük , OJ 2010 L 344/1
ve son olarak 2012’de (EU) 465/2012 sayılı Tüzük, OJ 2012 L 149/4 tarafından değiştirilmiştir.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
206
koordinasyon sistemi olduğu basit bir ilkeyle belirtilmiştir.422 Buradaki amaç, idari prosedürü
sadeleştirip, üye ülkelerde yer değiştirenlerle üye ülkenin vatandaşları arasında
eşit bir muamele yapılmasını sağlayarak, üye ülkeler arasında göçün negatif etkilerini en
aza indirmektir. Bazı haklar ülke dışında da kullanılabilirken, bazıları kullanılamaz. 987/09
sayılı Tüzük ((EU) 465/2012 sayılı Tüzük tarafından değiştirilmiş şekliyle), (EC) 883/2004
sayılı Tüzüğü uygulamak için gereken prosedürü belirler.
AB üye ülkeleri arasında yer değiştiren ve çalışan üçüncü ülke vatandaşlarının yanı
sıra onların aile üyeleri ve mirasçılarının, sosyal güvenlik yardımlarının bir araya getirilmesine
ve koordinasyonuna ilişkin sınır ötesi mevzuattan yararlanma hakkı vardır
((EC) 859/2003 ve (EU) 1231/2010 sayılı Tüzükler). Bu durum için, çalışan üçüncü ülke
vatandaşlarının üye ülke topraklarında yasal olarak ikamet etmeleri ve kurdukları bağlantıların
menşe üçüncü ülke ile tek bir üye ülkenin ötesinde olması gerekmektedir. İşbu
tüzükler, sadece menşe üçüncü ülke ile tek bir üye ülke arasında bağlantı kurarak çalışan
üçüncü ülke vatandaşlarını kapsamaz.
b) Üçüncü ülke vatandaşlarının belirli kategorileri için yetkiler
Sığınmacıların Kabul Koşulları Yönetmeliği (2013/33/EU sayılı) kapsamında belirli bir sosyal
yardıma erişme hakları yoktur. Ancak 17. madde, somut kabul koşullarının geçerliliğine
ilişkin genel kurallar belirler ve 17. madde (5) (İrlanda ve Birleşik Krallık’a uygulanmaz)
mali ödenek miktarının nasıl kararlaştırılacağını belirtir.
Örnek: 18 Temmuz 2012 tarihinde, Alman Federal Anayasa Mahkemesi (Bundesverfassungsgericht)
Almanya’nın sığınmacılara verilen 19 yıldır arttırmadığı ve
Alman Anayasası’nın 1. maddesi altındaki onurlu bir yaşam sürdürmek için gereken
en az miktarı kapsamayan yardımı arttırması gerektiği kararına varmıştır.423
Gözden geçirilmiş Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 29. maddesi altında, bir üye ülke kendi
vatandaşına sağladığı “gerekli sosyal yardımı” eşit bir şekilde ülkesindeki mültecilere
ve ikincil korumaya sahip kişilere de sağlamalıdır. Ancak ikincil koruma statüsüne sahip
olanlar için bu “temel yardımlarla” sınırlanabilir. 23. madde (2), yardımları ikincil korumadan
faydalananların aile üyelerini içine alacak şekilde genişletir. İnsan Ticareti ile Mücadele
Yönetmeliği’nin 11. maddesine (7) göre, üye ülkelerin özel ihtiyaçları bulunan insan
422 AAD, C-21/87 [1988] ECR I-03715, Borowitz / Bundesversicherungsanstalt für Angestellte,
5 Temmuz 1988, para. 23; AAD, C-331/06 [2008] ECR I-01957, Chuck / Raad van Bestuur van de
Sociale Verzekeringsbank, 3 Nisan 2008, para. 27.
423 Almanya, Bundesverfassungsgericht, no. 1 BvL 10/10 and 1 BvL 2/11, 18 Temmuz 2012.
Ekonomik ve sosyal haklar
207
ticareti mağdurlarıyla ilgilenmesi gerekmektedir ve insan ticareti mağduru çocuklar için
özel şartlar belirlenmiştir (13. madde).
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği altında, uzun süreli mukim statüsüne sahip kişilerin,
11. madde (1) (d) altında sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal koruma hususunda ev
sahibi ülkenin vatandaşlarıyla eşit muamele görme hakları vardır. Ancak sosyal yardım
ve sosyal koruma hakları, temel hizmetlerle sınırlandırılabilir.
Aile Birleşimi Yönetmeliği üçüncü ülke vatandaşı sponsorlarının aile üyelerine sosyal
yardım erişimi sağlamaz. Sponsorların, üye ülkenin sosyal yardım sistemine müracaat
etmeden aile üyelerinin yanı sıra kendilerine bakmaya yetecek sabit ve düzenli kaynaklara
sahip olduklarını göstermeleri gerekir (Yönetmeliğin 7. maddesi (1) (c)).
Temel noktalar
AB hukuku ve ASŞ kapsamındaki genel noktalar
• Ekonomik ve sosyal haklardan faydalanmak için doğal olarak, ülkeye giriş veya orada
kalma için tanınmış bir hak gereklidir (bkz. bu bölümün girişi).
• Sosyal hakların temel unsurları, bir ülkede bulunan herkese sağlanır (bkz. 8.2 – 8.6 bölümlerindeki
düzensiz göçmenlerle ilgili referanslar).
• Bir göçmenin durumu ne kadar çok bir devletin kendi vatandaşına yakınsa, vatandaşlık
gerekçesiyle yapılan ayrımcılığın o kadar fazla haklı gösterilmesi gerekecektir (bkz. bu
bölümün girişi).
• AB Temel Haklar Şartı kapsamındaki birçok hak sadece vatandaşlarla ve bir AB üye ülkesinde
düzenli bir şekilde ikamet edenlerle sınırlıdır (bkz. 8.1. bölüm).
• ASŞ önemli bir grup ekonomik ve sosyal hakkı kapsamaktadır; bu haklardan sadece,
ASŞ’ye taraf olan başka bir ülkenin topraklarında bulunan ASŞ’ye taraf olan ülke vatandaşları
faydalanabilir. Ancak ASHK, çocukların barınması (bkz. 8.4. bölüm) ve sağlık hizmeti
(bkz. 8.5. bölüm) konusunda bazı istisnalar öngörmüştür.
AB yasası kapsamında ekonomik haklar
• İşgücü piyasasına erişim sınırlanabilir; ancak yasaya uygun bir biçimde olsun veya olmasın
bir kişi çalışmaya başladığı andan itibaren temel iş haklarına riayet edilmelidir (bkz.
8.2. bölüm).
• Üçüncü ülke vatandaşlarının işgücü piyasasına olan erişiminin derecesi, ait oldukları kategoriye
göre değişiklik gösterir (bkz. 8.1. bölüm).
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
208
• AEA vatandaşlarının nitelikli aile üyeleri, bir üye ülkenin vatandaşıyla aynı işgücü piyasasına
erişim hakkına sahiptirler (bkz. 8.2.1. bölüm).
• Türk vatandaşları, devletlerin onların durumu ile ilgili yeni sınırlamalar koymasını engelleyen
Ankara Anlaşması’na Ek Protokol’ün 41. maddesinin standstill kuralarından yararlanabilirler
(bkz. 8.2.4. bölüm).
• Yaptıkları sığınma talebini inceleyen ilk derece makamının bu konu hakkında karar vermemesi
üzerine, sığınma telebinde bulunanlar uluslararası korunma elde etmek için yaptıkları
bu başvurdan itibaren en geç dokuz ay içinde (İrlanda ve Birleşik Krallık’ta bir sene)
işgücü piyasasına erişim hakkına sahip olabilirler (bkz. 8.2.7. bölüm).
• İşverenlere Yönelik Yaptırımlar Yönetmeliği, düzensiz göçmenleri çalıştıranları cezalandırır.
Ayrıca, bu kişilerin istismar edilmiş olmaları halinde, onlara ödenmemiş
maaşlarını talep etme hakkını temin ettiği gibi bazı başka korunma hakları da sağlar
(bkz. 8.2.8. bölüm).
Eğitim (bkz. 8.3. bölüm)
• AİHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 2. maddesi çerçevesinde, hiç kimse eğitim hakkından yoksun
bırakılamaz. Ancak üye ülkeler, yüksek öğretim hususunda belirli sınırlamaları uygulama
konusunda daha geniş kapsamlı bir takdir yetkisine sahiptirler.
• Sınır dışı edilmeleri ertelenmiş düzensiz göçmenler gibi AB’de kalan tüm üçüncü ülke
vatandaşı çocuklar, ikincil AB yasası kapsamında temel eğitime erişme hakkına sahiptir.
Barınma (bkz. 8.4. bölüm)
• AB hukuku, barınma hakkını AB Temel Haklar Şartı kapsamında değerlendirir; ayrıca
ikincil AB mevzuatı, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile üyeleri, uzun süreli
mukimleri, uluslararası korunmaya muhtaç kişiler ve insan ticareti mağdurları için belli
hükümleri içerir.
• AB üye ülkeleri, sığınma talebinde bulunanlar için sağlıklı bir yaşam standardı ve geçinebilecekleri
şartları sağlamak konusunda sorumludurlar.
• Yetkili makamların kişinin barınma hakkına saygı göstermemeleri, AİHS’nin 8. maddesi
altında bir tartışma yaratabilir. Sıra dışı durumlarda, barınma imkanı sunamama AİHS’nin
3. maddesi altında sorun oluşturabilir.
• ASŞ, bir dizi ek hakla bağlantılı olan barınma hakkını tanır.
Sağlık hizmeti (bkz. 8.5. bölüm)
• İkamet ettikleri AEA devletindeki ulusal sağlık sistemine bağlı kişiler, diğer AEA üye ülkelerini
ve İsviçre’yi ziyaret ettiklerinde buradaki sağlık hizmetinden faydalanabilirler.
Ekonomik ve sosyal haklar
209
• AB hukukuna göre, mülteciler vatandaşlar ile eşit bir şekilde aynı sağlık hizmetlerine
erişme hakkına, sınır dışı edilmeleri ertelenmiş düzensiz göçmenler ile sığınma talebinde
bulunmuş olanlar ise acil bakım ve temel tedavi hakkına sahiptirler.
• AİHS sağlık hizmeti hususunda belirli bir hüküm içermese de, Sözleşme’nin 2., 3. veya
8. maddeleri altında bu tarz şikayetler AİHM tarafından incelenebilir.
• ASŞ, düzensiz göçmenlere tıbbi yardım temin eder.
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım (bkz. 8.6. bölüm)
• AB hukuku, serbest dolaşım hükümleri çerçevesinde üye ülkeler arasında yer değiştiren
üçüncü ülke vatandaşları için yıllar içinde sosyal güvenlik ve sosyal yardım konularına ilişkin
karmaşık bir mevzuat oluşturulmuştur.
• AİHS kapsamında, bir yabancıyı sosyal yardım veya diğer yardımlardan mahrum bırakmak,
o kişinin kendisine para yardımında bulunacak bu sisteme katkıda bulunup bulunmamasından
bağımsız olarak ayrımcılık sorunu oluşturabilir.
• ASŞ, düzensiz göçmen olanlar dâhil, muhtaç durumdakilere sosyal yardımın temin edilmesini
gerektirir.
İlave okuma ve içtihat:176
İlave okuma ve içtihat:
Daha fazla içtihada erişmek için, lütfen bu el kitabının Avrupa mahkemelerinin içtihadını
nasıl bulabilirim? 245. sayfadaki rehber ilkeleri inceleyiniz. Bu bölümde ele alınan
konularla ilgili ilave materyalleri, 223. sayfadaki İlave okuma bölümünde İlave okuma
bulabilirsiniz.
Temel noktalar
• İhraçlar güvenli ve insani şekilde yapılmalı ve bireyin onuru korunmalıdır (bkz. 7.1).
• Bireyler, fiziksel ve ruhsal sağlıkları gereğince seyahate uygun olmalıdırlar (bkz.
bölüm 7.1).
• Çocuklar hatta intihar etme ve kendine zarar verme riski olanlar gibi korumasız sayılan
kişilere özel dikkat gösterilmelidir (bkz. bölüm 7.1).
• AB hukuku kapsamında, üye ülkeler, zorla geri göndermeyi etkili bir şekilde kontrol etme
sistemleri oluşturmalıdırlar (bkz. bölüm 7.1).
• Geri Dönüş Yönetmeliği refakatsiz çocukların sadece aile üyelerine, tayin edilen velilerine
veya uygun bir kabul birimine geri gönderilmelerini gerektirir (bkz. bölüm 7.1).
• Sığınma sürecinde elde edilen bilgilerin gizliliği sağlanmalıdır (bkz. bölüm 7.2).
• Hem AB hukuku hem de AİHS kapsamında, zorlayıcı tedbirlerin kullanılması makul,
gerekli ve orantılı olmalıdır (bkz. bölüm 7.3).
• AİHS kapsamında, yetkililerin, aşırı kuvvet kullanımına dair gerçekçi iddiaları soruşturması
gerekmektedir (bkz. bölüm 7.4).
177
Avrupa Birliği Kapsamdaki
konular
Avrupa Konseyi
AB Temel Haklar Şartı, madde 12
(toplanma ve örgütlenme özgürlüğü),
15 (1) (bir meslek seçme ve çalışma
hakkı), 16 (iş ticari faaliyette bulunma
özgürlüğü), 28 (toplu sözleşme
görüşmeleri yapma ve eylem hakkı),
29 (işe yerleştirme hizmetlerinden
yararlanma hakkı), 30 (haksız işten
çıkarmaya karşı koruma), 31 (adil ve
hakkaniyete uygun çalışma koşulları)
ve 32 (çocuk işçi çalıştırmanın
yasaklanması ve çalışan gençlerin
korunması)
İkincil AB mevzuatı, her bir kategori
için çalışma piyasasına erişim ile ilgili
hükümler düzenlenmiştir.
Ekonomik haklar AİHS, madde 4 (kölelik ve zorla
çalıştırma yasağı)
AİHS, madde 11 (toplantı ve dernek
kurma özgürlüğü)
AİHM, Bigaeva / Yunanistan, 2009
(yabancı bir vatandaşın mesleki
eğitimini tamamlamasına izin
verilmiş ancak sınava girmesine
izin verilmemiştir)
AB Temel Haklar Şartı, madde 14
(herkes için eğitim hakkı)
Geri Dönüş Yönetmeliği
(2008/115/EC), Madde 14 (1)
(düzensiz göçmenler)
Kabul Koşulları Yönetmeliği
(2013/33/EU), madde 14
(sığınmacılar)
Eğitim AİHS, Protokol no. 1, madde 2
(eğitim hakkı)
ASŞ, madde 17 (çocukların sosyal,
yasal ve ekonomik korunma hakkı),
18 (ücretli çalışma hakkı) ve 19
(göçmen işçilerin ve ailelerinin
korunma ve yardım hakkı)
AİHM, Ponomaryovi Bulgaristan,
2011 (düzensiz göçmenler orta
öğretim için daha yüksek okul harcı
ödemişlerdir)
Ekonomik ve sosyal
haklar
8
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
178
Avrupa Birliği Kapsamdaki
konular
Avrupa Konseyi
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu,
Karus / İtalya, 1998 (yabancılar,
yüksek öğretim için daha yüksek
harç ödemişlerdir)
AB Temel Haklar Şartı, madde 34 (3)
(sosyal güvenlik ve sosyal yardım)
Avrupa Ekonomik Alanında (AEA)
yerleşik üçüncü ülke vatandaşının
aile fertleri, uzun süreli mukimler,
sığınmacılar, mülteciler, ikincil
koruma statüsü sahipleri ve insan
ticareti kurbanları için barınmaya
dair kurallar, ikincil AB yasasında yer
almaktadır.
Barınma AİHM, Gillow / Birleşik Krallık, 1986
(konuta saygı hakkı)
AİHM, M.S.S. / Belçika, 2011
(konut tahsis etmeme, AİHS’nin
3. maddesinin ihlal edilmesi
anlamına gelebilir)
ASŞ, madde 31 (konut hakkı)
ASHK, DCI / Hollanda, 2009
(düzensiz çocuk göçmenler için
barınma)
AB Temel Haklar Şartı, madde 35
(sağlık hizmetleri)
Sağlık, her bir belirli kategori için
ikincil AB yasası ile düzenlenmiştir
Sağlık ASŞ, madde 13 (sosyal ve tıbbi
yardım hakkı)
ASHK, FIDH / Fransa, 2004
AEA vatandaşlarının üçüncü ülke
aile fertleri için:
Serbest Dolaşım Yönetmeliği
(2004/38/EC), madde 24 ve 14
Sosyal Güvenlik Koordinasyonu
Tüzüğü (EC) 883/2004, düzelten:
465/2012 (AB) Tüzüğü
AB içerisinde hareket eden üçüncü
ülke vatandaşları için:
859/2003 (AT) ve 1231/2010 (EU)
Mevzuatları
Diğer kategoriler:
Sığınmacılar, mülteciler, ikincil
koruma alan kişiler, insan ticareti
kurbanları ve uzun süreli mukimler
için ikincil AB mevzuatı tarafından
sağlanan belirli haklar bulunmaktadır
Sosyal güvenlik ve
yardım
AİHM, Wasilewski / Polony, 1999
(para yardımı hakkına sahip
olmama)
AİHM, Gaygusuz / Avusturya, 1996
(işsizlik yardımları bakımından
yabancılara ayrımcılık yapılması)
AİHM, Koua Poirrez / Fransa, 2003
(maluliyet yardımları bakımından
yabancılara ayrımcılık yapılması)
AİHM, Andrejeva / Letonya, 2009
(emeklilik bakımından yabancılara
ayrımcılık yapılması)
ASŞ, madde 12 (sosyal güvenlik
hakkı), 13 (sosyal ve tıbbi
yardım hakkı), 14 (sosyal refah
hizmetlerinden yararlanma
hakkı), 15 (engellilerin hakları),
17 (çocukların sosyal, yasal ve
ekonomik korunma hakkı), 23
(yaşlıların sosyal korunma hakkı)
ve 30 (toplumsal dışlanma ve
yoksulluğa karşı korunma)
Ekonomik ve sosyal haklar
179
Giriş
Çoğu göçmen için, bir devlete girmelerine veya orada kalmalarına izin verilmesi, tam
ikamet hakkı elde edebilmeleri için atılan ilk adımdır. İstihdam, eğitim, barınma, sağlık,
sosyal güvenlik, sosyal yardım ve diğer sosyal haklara ulaşmak zorlu bir süreç olabilir.
Bir devlete girme veya orada kalma hakkının kabul edilmesi, normal olarak tüm sosyal
haklara ulaşmak için gereklidir.
Devletlerin, topraklarına girişe izin verme veya girişi reddetme egemenlik haklarını
uygularken genellikle yabancılar arasında ayrım yapmalarına izin verilir. Prensipte, devletlerin
topraklarına girişe veya topraklarında kalmaya dair bazı ülke vatandaşlarına ayrıcalıklı
haklar tanıyan antlaşmalar yapmaları veya ulusal yasaları kabul etmeleri yasadışı
değildir. Devletlerin bu nedenle normalde, istihdamdan edilmeme veya kamu fonlarından
yararlanmama gibi ülkeye giriş veya burada ikamete ilişkin farklı koşullar öngörmesine
izin verilir. Bununla birlikte devletler, uluslararası ve Avrupa insan hakları belgelerinin
uygulama alanlarında, vatandaşlığa ilişkin ayrımcılığı yasakladıklarını unutmamalıdırlar.346
Belli bir durum ne kadar çok bir devletin yabancıları kabul etme veya kabul etmeme
konusundaki egemenlik hakkı kapsamına girer, o devlet, farklılaştırılmış koşulları uygulamaya
koyma konusunda o kadar çok takdir yetkisini kullanır.347 Bir yabancının göçmenlik
durumu ne kadar çok devletin kendi vatandaşlarının durumuna yaklaşır, farklılaştırılmış
muamele o kadar az kabul görür.348 Yaşama hakkı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması
gibi temel haklar söz konusu olduğunda, farklılaştırılmış muamele yasaklanan
ayrımcılık anlamına gelir.349 Bu ilkeler, sosyal haklara ulaşma konusunda büyük önem
taşımaktadırlar.
Bu bölüm, ekonomik ve sosyal haklara, yani çalışma, eğitim, barınma, sağlık ve sosyal
korunma haklarına ulaşma ile ilgili hem AB hem de Avrupa Konseyi normlarına kısa bir
bakış sunmaktadır.
8.1. Başlıca hukuk kaynakları
AB hukuku kapsamında, AB serbest dolaşım hükümlerinin, Avrupa içinde serbest dolaşım
haklarını kullanan AB vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertlerinin durumu
346 EU Temel Haklar Şartı, madde 21; AİHS, madde 14 ve Protokol no. 12, madde 1; ASŞ, Bölüm V, madde E.
347 AİHM, Bah / Birleşik Krallık, no. 56328/07, 27 Eylül 2011.
348 AİHM, Gaygusuz / Avusturya, no. 17371/90, 16 Eylül 1996.
349 ASHK, Defence for Children International (DCI) / Hollanda, şikâyet no. 47/2008, esas, 20 Ekim 2009.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
180
üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Serbest Dolaşım Yönetmeliği (2004/38/EC),
AB vatandaşlarının, vatandaşlıkları ne olursa olsun aile fertlerinin durumunu düzenlemektedir.
Yönetmeliğin 2 (2). maddesi, yönetmelik kapsamında hangi aile fertlerinin
girdiğini belirtir. Yönetmelik ayrıca, İzlanda, Liechtenstein ve Norveç vatandaşı olanların
üçüncü ülke vatandaşı aile fertleri için de geçerlidir.350 İsviçre vatandaşlarının aile fertleri
de benzer bir durum yaşamaktadırlar.351 Söz konusu farklı hükümlerin kapsamında olan
aile fertleri, sadece çalışma piyasasına girme hakkı kazanmakla kalmazlar aynı zamanda,
sosyal yardımlardan da faydalanabilirler.
AB hukuku kapsamında, Türk vatandaşları, AEA vatandaşı olmasalar da, ve aile fertleri,
AB üye ülkelerinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptirler. Bu durum, Türkiye’nin 1985 yılına
kadar AB üyesi olacağını varsayan 1963 Ankara Antlaşması ve 1970 İlave Protokolünden
kaynaklanmaktadır. 2010 yılında, AB’de ikamet eden hemen hemen 2.5 milyon Türk
vatandaşı bulunmaktaydı ve bu durum, bunları AB’de ikamet eden en büyük üçüncü ülke
vatandaşları grubu haline getirdi. 352
Sığınmacılar, mülteciler ve uzun süreli mukimler gibi diğer üçüncü ülke vatandaşı kategorilerinin
çalışma piyasasına ulaşma derecesi belirli talimatlarla düzenlenmektedir.
2011 Aralık ayında AB, 2013 yılına kadar aktarılması gereken Tek İzin Yönetmeliği’ni
(2011/98/EU) kabul etmiştir. Üçüncü ülke vatandaşlarının bir AB üye ülkesinin topraklarında
ikamet etmeleri ve çalışmalarına dair tek bir uygulama prosedürü ve yasal olarak
ikamet eden üçüncü ülke vatandaşı işçiler için de bir takım ortak haklar öngörmektedir.
Ayrıca, Irk Eşitliği Yönetmeliği (2000/43/EC) istihdam bağlamında ve mal varlığı ve hizmetlere
ulaşma konusunda olduğu gibi refah ve sosyal güvenlik sistemine ulaşmada
da ırk ve etnik kökene dayanan ayrımcılığı yasaklar.353 Ayrıca, üçüncü ülke vatandaşlarına
da uygulanır; ancak, yönetmeliğin 3 (2). maddesi, “vatandaşlığa dayanarak yapılan
muamele farklarını kapsamaz ve üçüncü ülke vatandaşlarının ve devletsiz kişilerin yasal
durumuna bağlı muamelelerde […] herhangi bir zarar görmez”.
350 Avrupa Ekonomik Alanı Antlaşması , 2 Mayıs 1992, Bölüm III, Kişi, Hizmet ve Sermaye Serbest Dolaşımı,
OJ L 1, 3 Mart 1994.
351 Kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasında antlaşma, 21/06/1999, madde 7 – OJ L 114/7, 30 Nisan 2002 (akabinde AB
üye ülkelerine genişletilmiştir).
352 Avrupa Komisyonu, Eurostat (2010), “Yabancıların başlıca menşei ülkeleri, EU-27, 2010”, kaynağı: http://
epp.eurostat.ec.europa.eu/statistics_explained/index.php?title=File:Main_countries_of_origin_of_nonnationals,_
EU-27,_2010_(million).png&filetimestamp=20111125175250#file.
353 2000/43/EC Yönetmeliği, OJ L 180/22.
Ekonomik ve sosyal haklar
181
İşçi Temel Sosyal Hakları Bildirgesi, Birleşik Krallık haricinde tüm üye ülkeler tarafından
bir deklarasyon ile 9 Aralık 1989 tarihinde kabul edilmiştir. Avrupa iş hukuku modelinin
temelini oluşturan başlıca ilkeleri oluşturmuş ve bunu takip eden on yılda Avrupa sosyal
modelinin gelişimini şekillendirmiştir. Topluluk Bildirgesinde beyan edilen temel sosyal
haklar, daha sonra AB Temel Haklar Şartı’nda geliştirilmiş ve genişletilmiştir. Bildirge,
uygulamada AB hukuku kapsamına dâhil olan konularla sınırlıdır ve hükümleri, AB hukukunun
kapsamını genişletememektedir. AB Temel Haklar Şartı kapsamında, hakların
çoğu vatandaşlar ve/veya yasal olarak yerleşik olanlar ile sınırlı olduğu için, 14 (1)(2).
maddede eğitim hakkı gibi çok az sayıda sosyal hak tüm bireylere garanti edilir.
Avrupa Konseyi sistemi kapsamında, AİHS, başta sivil ve siyasal hakları garanti eder ve
bundan dolayı, ekonomik ve sosyal haklar konusunda sadece kısıtlı olarak yönlendirme
yapabilir.
Bununla birlikte ASŞ (1961’de kabul edilerek 1996’da düzeltilmiştir), AİHS’yi tamamlamaktadır
ve ekonomik ve sosyal haklar alanında insan haklarına ilişkin avrupa hukuku
için kilit bir referanstır. Temel hak ve özgürlükleri ortaya koyar ve üye ülkelerin ASŞ haklarına
saygı duymalarını garanti ederek, bir raporlama ve toplu şikayetler prosedürüne
dayanarak denetleyici bir mekanizma oluşturur. ASŞ, barınma, sağlık, eğitim, istihdam,
sosyal korunma, bireylerin serbest dolaşımı ve ayrımcılık yapmamayı kapsayan bir grup
hakkı kabul eder.
ASŞ’nin göçmenlerin korunmasına ilişkin hükümleri, karşılıklılık ilkesine dayanmadığı
halde, ASŞ’yi kabul eden üye ülkelerden yine ASŞ’yi kabul eden diğer üye ülkelere göçmen
olarak giden vatandaşlar için uygulanır. ASŞ’nin Ekine göre, özel olarak onlara atıfta
bulunmasa da, madde 1–17 ve 20–31, ASŞ’ye taraf olan üye ülkenin topraklarında yasal
olarak yerleşik olan veya düzenli olarak çalışan yine ASŞ’ye taraf olan başka bir üye ülkenin
vatandaşı olan yabancılara uygulanır. Bu maddeler, göçmen işçiler ve ailelerine dair
18. ve 19. maddeler ışığında yorumlanacaktır. 18. madde, ASŞ tarafı üye ülkelerin topraklarında
ücretli çalışma hakkını garanti altına alırken 19. madde de göçmen işçilerin ve
ailelerinin korunma ve yardım hakkını temin eder.
ASŞ’nin uygulama kapsamı bu şekilde kısıtlanmıştır. Ancak, ASHK bu konuda önemli bir
içtihat geliştirmiştir. Bazı temel haklar söz konusu olduğunda, ASHK içtihadı ASŞ’nin kişi
bakımından uygulama alanını düzensiz göçmenler dâhil olmak üzere ülke toprakları üzerindeki
herkesi kapsayacak şekilde genişletmiştir.354
354 ASHK, International Federation of Human Rights Leagues / Fransa, Şikayet no. 14/2003, esas,
8 Eylül 2004.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
182
ASŞ, ASHK içtihadına hatırı sayılır bir değer veren AİHS ile önemli bir ilişkiye sahiptir.
Tüm AB ve Avrupa Konseyi üye ülkeleri ASŞ’yi onaylamadıkları ve tüm hükümlerini
kabul etmedikleri halde, AİHM, bu tür bir onayın, Mahkeme’nin aynı zamanda ASŞ ile
de düzenlenen ve AİHS kapsamında ortaya konan bazı konuları yorumlaması için zaruri
olmadığını savunmuştur. 355
8.2. Ekonomik haklar
Bu bölüm, çalışma piyasasına ulaşma ve işyerinde eşit muamele hakkı dâhil, ekonomik
haklarla ilgilidir. Çalışma piyasasına ulaşma genellikle bir kişinin yasal durumuna bağlıdır.
Bununla birlikte her insan, çalışmaya başladığı andan itibaren, yasal olarak olsun yada
olmasın, temel çalışma haklarına saygı duyulmalıdır. Benzer şekilde, yasal durumlarına
bakılmaksızın, yaptıkları iş için ödeme almaya hak sahibidirler.
AİHS kapsamında, köleliğin ve zorla çalıştırmanın yasaklanması (madde 4) ve sendikalaşma
hakkı (madde 11) haricinde ekonomik ve sosyal haklar açıkça garanti edilmemiştir.
İlgili konulardaki davalar arasında AİHM, belirli bir mesleği öğrenmesi için eğitim almasına
izin verilen ve sonrasında mesleği icra etmesi reddedilen bir yabancının durumunu
incelemiştir.
Örnek: Bigaeva / Yunanistan davasında356 bir Rus vatandaşının, Yunan barosuna
kabul edilme niyetiyle 18 aylık staj eğitimine katılmasına izin verilmiştir. Eğitimin
tamamlanması üzerine baro konseyi, Yunan vatandaşı olmadığı gerekçesiyle baro
sınavlarına girmesi için kendisine izin vermemiştir. AİHM, tamamladığında Baro
sınavlarına girmeye izni olmayacağı açık olduğu halde, yetkililerin başvuranın stajına
başlamasına izin verdiklerini belirtmiştir. Mahkeme, yetkililerin bu tutumunun başvurana
karşı hem kişisel hem de profesyonel olarak tutarsızlık ve saygısızlık olduğunu
ve AİHS’nin 8. maddesi anlamında özel yaşamına yasaya uygun olmayan bir
şekilde müdahale ettiğini ortaya koymuştur. Ancak AİHM, yabancıların hukuk mesleği
dışında tutulmalarının ayrımcılık olduğuna hükmetmemiştir.
ASŞ kapsamında, Şart’ın 18. maddesi, ASŞ tarafı diğer üye ülkelerin topraklarında ücretli
çalışma hakkını temin eder. Bu hüküm, çalışma amacıyla bölgeye girişi düzenlemez ve
355 AİHM, Demir ve Baykara / Türkiye [BD], no. 34503/97, 12 Kasım 2008, para. 85–86. Bu alanda
uygulanan diğer ilgili uluslararası belge örnekleri arasında ESKHUS, BM Göçmen İşçiler Sözleşmesi ve ILO
Sözleşmesi 143 bulunmaktadır.
356 AİHM, Bigaeva / Yunanistan, no. 26713/05, 28 Mayıs 2009.
Ekonomik ve sosyal haklar
183
bazı durumlarda zorunlu olmak yerine teşvik niteliğindedir. Bununla birlikte, çalışma izni
reddi oranlarının çok yüksek olmamasını;357 çalışma ve ikamet izinlerinin tek bir başvuru
prosedürü ile ve aşırı harç ve ücretler olmadan elde edilebilir olmasını;358 verilen çalışma
izinlerinin coğrafi ve/veya mesleki olarak çok kısıtlayıcı olmamasını;359 ve istihdam kaybının
otomatik olarak ve derhal ikamet izninin kaybedilmesine yol açmamasını ve kişiye
başka bir iş aramak için zaman verilmesini gerektirir.360
ASŞ 19. maddesi, göçmen işçileri diğer taraf ülkelerin topraklarında, oralarda yasal olarak
bulunmaları şartıyla, desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir hükümler kataloğu içerir
(bununla birlikte 19 (8). madde detayları için bkz. bölüm 3).
ASŞ ayrıca makul çalışma saatleri hakkı, ücretli yıllık izin hakkı, işyerinde sağlık ve güvenlik
hakkı ve adil ücretlendirme hakkı gibi çalışma koşullarını da kapsar.361
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı’nda yüceltilen özgürlüklerden biri
“çalışma ve serbestçe seçilmiş veya kabul edilmiş bir meslek sahibi olma hakkıdır”
(madde 15 (1)). Bununla birlikte bu hak, yabancıların çalışma hakkını düzenleyen ulusal
yasaları kapsayan ulusal hukuk ile sınırlanmıştır. Şart, toplu sözleşme hakkını (madde 28)
ve sendikalaşma özgürlüğünü (madde 12) tanımaktadır. Ayrıca herkese serbest işe
yerleştirme hizmetlerinden faydalanma hakkını vermektedir (madde 29). AB vatandaşı
olmayanlar dâhil her işçi, haksız işten çıkarmalardan koruma (madde 30), adil ve
eşit çalışma koşulları hakkı, dinlenme ve ücretli yıllık izin haklarından yararlanmaktadır
(madde 31). Madde 16, çalışma özgürlüğünü garanti eder. Şart ayrıca, işyerinde sağlık
ve güvenlik koruması sağlar (madde 31). Ayrıca çocukların çalıştırılmasını yasaklar
(madde 32).
Belirli insan kategorilerine ilişkin ikincil AB mevzuatı, genellikle çalışma piyasasına ulaşımı
düzenler. Üçüncü ülke vatandaşları, hangi kategoriye ait olduklarına bağlı olarak çalışma
piyasasına ulaşım bakımından ayrı derecelere sahiptirler. 8.2.1 – 8.2.8 bölümleri, üçüncü
ülke vatandaşlarının ana kategorilerinin durumunu kısaca ele almaktadır.
357 ASHK, Sonuçlar XVII-2, İspanya, madde 18 (1).
358 ASHK, Sonuçlar XVII-2, Almanya, madde 18 (2).
359 ASHK, Sonuçlar V, Almanya, madde 18 (3).
360 ASHK, Sonuçlar XVII-2, Finlandiya, madde 18 (3).
361 ASHK, Marangopoulos İnsan Hakları Derneği / Yunanistan, Şikayet no. 30/2005, esas, 6 Aralık 2006,
maden işçileri ile ilgili olarak.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
184
8.2.1. AEA ve İsviçre vatandaşlarının aile fertleri
AB hukuku kapsamında, – hangi vatandaşlığa sahip olursa olsunlar – serbest dolaşım
haklarını kullanan AB vatandaşlarının belirlenmiş aile fertleri ile diğer AEA vatandaşlarının
ve İsviçre vatandaşlarının belirlenmiş aile fertleri, çalışma ve serbest meslek icra
etme amaçlarıyla Avrupa çapında serbestçe dolaşma hakkına ve bir üye ülkenin kendi
vatandaşları ile eşit muamele görme hakkına sahiptirler (AB vatandaşları için Serbest
Dolaşım Yönetmeliği’nin 24. maddesi).
İsviçre vatandaşlarının aile fertleri, bu bakımdan tam muamele eşitliği hakkına sahip
değildirler.362 2015 Haziran ayına kadar Hırvatistan vatandaşları için bazı AB üye ülkeleri
tarafından çalışma piyasasına ulaşma ile ilgili geçici kısıtlamalar konmuştur. Ancak, bazı
durumlarda bunun 2020 Haziran ayına kadar uzatılma olanağı da mevcuttur.
Vatandaşların ve hangi vatandaşlığa sahip olurlarsa olsunlar aile fertlerinin serbest dolaşımı
bağlamında, ABİHA’nın 45 (4). maddesi, üye ülkeler için kendi vatandaşlarına kamu
hizmetlerinde istihdam ayırma hükmünü ortaya koymuştur. ADD, bunu katı bir biçimde
yorumlamış ve üye ülkelerin, bir stajyer öğretmen363 veya yabancı dilde eğitim veren bir
üniversitesinde asistanlık gibi bazı pozisyonları sadece kendi vatandaşlarına ayırmasına
izin vermemiştir.364
AB, işçilerin gerçek anlamda serbest dolaşımını kolaylaştırmak için, AEA vatandaşlarını
olduğu gibi üçüncü ülke vatandaşı aile üyelerini de kapsayan, hem genel olarak hem
de sektör başına, niteliklerin karşılıklı kabulü ile ilgili karmaşık mevzuatları benimsemiştir.
Mesleki niteliklerin tanınmasına dair 2005/36/EC Yönetmeliği, son olarak 2011 Mart
ayında daha da pekiştirilmiştir (düzeltmeler ayrıca belirtilecektir). Nitelikleri hâlihazırda bir
AB üye ülkesinde tanınmış olsa bile, bunların tamamını veya bir kısmını AB dışında elde
elde etmiş olması ile ilgili karmaşık hükümler mevcuttur. AAD/ABAD, bu alanda 100’den
fazla karar vermiştir.365
362 ABAD, C-70/09 [2010] ECR I-07233, Alexander Hengartner ve Rudolf Gasser / Landesregierung
Vorarlberg, 15 Temmuz 2010, para. 39–43.
363 AAD, C-66/85 [1986] ECR I-02121, Deborah Lawrie-Blum / Land Baden-Württemberg, 3 Temmuz 1986,
para. 26, 27.
364 AAD, Birleştirilmiş davalar, C-259/91, C-331/91 ve C-332/91 [1993] I-04309, Pilar Allué ve Carmel Mary
Coonan ve diğerleri / Università degli studi di Venezia ve Università degli studi di Parma, 2 Ağustos 1993,
para. 15–21.
365 Özetleri ile birlikte hükümlerin bir listesi için bkz. Avrupa Komisyonu, mesleki tanımaya dair Adalet
Mahkemesi hükümlerinin listesi, 22 Aralık 2010, MARKT/D4/JMV/ 1091649 /5/2010-EN.
Ekonomik ve sosyal haklar
185
8.2.2. Yurtdışında görevli çalışan işçiler
Serbest dolaşım haklarını kullanmayan ancak yasal olarak bir işveren için bir üye ülkede
çalışan ve söz konusu işveren tarafından geçici olarak onun namına başka bir üye ülkeye
çalışmaya gönderilen üçüncü ülke vatandaşları, İşçilerin Atanması Yönetmeliği (96/71/
EC) kapsamındadır. Yönetmeliğin amacı, “sosyal dampingi” önlemek için Avrupa Birliği’ne
üye bir ülkeye atanan işçilerin haklarının ve çalışma koşullarının korunmasını garanti
etmektir. Daha açık olarak yönetmelik, ABİHA 56. maddesine göre sınır ötesi hizmet
sunma özgürlüğü ile bu amaçla geçici olarak yurtdışına atanan işçilerin haklarının uygun
şekilde korunmasını bağdaştırmayı hedeflemektedir.366 AAD’nin vurguladığı üzere, söz
konusu yönetmelik, bir işverenin hem gönderen ülkenin hem de kabul eden ülkenin ilgili
çalışma yasasına uymak zorunda olmasına yol açamaz.367 Bu durum, iki üye ülkedeki
koruma normlarının eşdeğer sayılabileceği anlamına gelmektedir.
Bu bağlamda yönetmelik, bir üye ülkeden başkasında çalışma için atanan çalışanlara
uygulanmaları gereken minimum normları ortaya koymaktadır. Özellikle, yönetmeliğin 3.
maddesi, bu kişilere, kabul eden ülkenin yasaları ve evrensel olarak kabul edilen toplu iş
sözleşmeleri ile ortaya konan özellikle, maximum çalışma süreleri ve minimum dinlenme
aralarɪ, molalar, yıllık tatiller ve ücret oranları ile ilgili olmak üzere, şart ve koşulların uygulanmasını
temin eder.
2012 Mart ayında Avrupa Komisyonu, mevcut İşçilerin Atanması Yönetmeliği’nin uygulanmasını
ve ifasını geliştirmeye çalışan bir yönetmelik368 önermiştir.
8.2.3. Mavi Kart sahipleri, araştırmacılar ve öğrenciler
İki yıl yasal olarak çalıştıktan sonra, AB Mavi Kartına sahip üçüncü ülke vatandaşları, ev
sahibi üye ülkede herhangi yüksek nitelikli bir işe sahip olma bakımından vatandaşlar ile
eşit muamele hakkına sahip olurlar. AB Mavi Kart sahibi, bir üye ülkede 18 ay yasal olarak
ikamet ettikten sonra yüksek nitelikli bir işe geçmek için başka bir üye ülkeye, burada
kabul edilen yabancı sayısı kısıtlamalarına tabi olarak, taşınabilir.
Mavi Kart Yönetmeliği’nin (2009/50/EC) 15 (6). maddesine göre, AB Mavi Kart sahiplerinin
aile fertleri, hangi uyruktan olurlarsa olsunlar, çalışma piyasasına ulaşma bakımından
366 AAD, C-346/06 [2008] I-01989, Dirk Rüffert / Land Niedersachsen, 3 Nisan 2008.
367 AAD, C-341/05 [2007] I-11767, Laval un Partneri Ltd / Svenska Byggnadsarbetareförbundet, Svenska
Byggnadsarbetareförbundets avdelning 1 Byggettan ve Svenska Elektrikerförbundet, 18 Aralık 2007.
368 Avrupa Komisyonu (2012), hizmet sağlanması çerçevesinde görevlendirilmiş işçiler için geçerli hükmün
uygulanmasına ilişkin talimat önerisi, COM(2012)131 final.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
186
otomatik bir genel hak elde ederler. Aile Birleşimi Yönetmeliği’nin (2003/86/EC) aksine,
Mavi Kart Yönetmeliği bu hakkın elde edilmesi için bir süre kısıtlaması koymaz.
Araştırmacılar, Bilimsel Araştırma Yönetmeliği’nin (2005/71/EC) kapsamındadır; (katılan
üye ülkeler listesi için bkz. Ek 1). Bir başvuru sahibi, geçerli bir seyahat belgesi, bir araştırma
kuruluşu tarafından imzalanmış bir kabul anlaşması ve bir mali sorumluluk beyanı
sunmak durumundadır; başvuru sahibinin ayrıca, kamu politikası, kamu güvenliği veya
kamu sağlığı için bir tehlike teşkil etmemesi gerekmektedir. Araştırmacıların aile fertlerinin
ikamet izinleri konusu, üye ülkelerin takdir yetkisindedir. Bu yönetmelik, Tek İzin
Yönetmeliği gibi, üçüncü ülkelerde yaşayan aile fertlerine aile birleşimi hakkı vermez.
Öğrenciler Yönetmeliği (2004/114/EC) eğitim, öğrenci değişimi, ücretsiz eğitim veya
gönüllü hizmetler için AB’ye kabul edilen üçüncü ülke vatandaşları için düzenlenmiştir.
Üye ülkeler, öğrencilerin eğitim dışında kalan zamanlarında üye ülke tarafından belirlenen
haftalık maksimum çalışma saati boyunca çalışmalarına izin vermelidirler. Ancak,
üye ülke, ayrıca bazı başka koşulların da yerine getirilmesini isteyebilir (madde 17).
2013 Mart ayında, Avrupa Komisyonu, kabul koşullarını iyileştirmek ve haklarını genişletmek
üzere, Bilimsel Araştırma Yönetmeliği’ni ve Öğrenci Yönetmeliği’ni düzeltmeyi
önermiştir.369 Öneri ayrıca ücretli stajyerler ve au pair’ler için de hükümler içermektedir.
8.2.4. Türk vatandaşları
Türk vatandaşları, 1963 Ankara Antlaşması ve 1970 İlave Protokolü ve AET-Türkiye
Ortaklık Konseyi tarafından bu belgelere dayanarak alınan kararlar ile özellikle ayrıcalıklı
bir pozisyona sahiptirler. Türk vatandaşları, çalışmak için doğrudan herhangi bir AB üye
ülkesine girme hakkına sahip değildirler. Ancak, bir üye ülkenin ulusal hukuku, onların
işe alınmasına izin veriyorsa, söz konusu işte bir yıl çalıştıkta sonra, aynı işte devam etme
hakkına sahip olacaklardır.370 Üç yıldan sonra, bazı koşullar altında, AET-Türkiye Ortaklık
Konseyi’nin 1/80 sayılı kararının 6 (1). maddesine göre başka bir iş arayabilirler. Türk işçiler,
AEA işçileri gibi geniş anlamda tanımlanmıştır.
Örnek: Tetik davasında,371 Alman makamları üç yılını tamamladıktan sonra başka
bir iş ararken Bay Tetik’e bir ikamet izni vermemişlerdir. AAD, ilgili kişinin yeni bir iş
369 Avrupa Komisyonu, COM (2013) 151 final, Brüksel, 25 Mart 2013.
370 AAD, C-386/95 [1997] I-02697, Süleyman Eker / Land Baden-Wüttemberg, 29 Mayıs 1997, para. 20–
22.
371 AAD, C-171/95, Recep Tetik / Land Berlin, 23 Ocak 1997, para. 30.
Ekonomik ve sosyal haklar
187
bulması halinde, o işte çalışabileceğinden dolayı, bu işi aramak için kendisine makul
süreyle yasal ikamet süresi tanınması gerektiğine karar vermiştir.
Örnek: ABAD, Genc372 davasında, icra edilen işin gerçek olması şartıyla, bir işveren
için, sadece kısıtlı saatler boyunca, yani haftada 5.5 saat olmak üzere, geçinmesi için
gerekli minimum miktarın sadece bir kısmını karşılayan bir ücret karşılığında çalışan
bir Türk vatandaşının Ortaklık Konseyi’nin 1/80 sayılı kararının 6 (1). maddesi anlamında
bir işçi olduğu sonucuna varmıştır.
1/80 sayılı kararın 7. maddesine göre, bir Türk işçinin aile fertleri, aile fertlerinin kendileri
Türk vatandaşı olmasalar bile, yasal olarak üç yıl boyunca ikamet ettikten sonra çalışma
piyasasına girebilirler. İlgili aile üyesinin Türk göçmen işçiden ayrı yaşadığına dair objektif
nedenler olabilir.373 Türk vatandaşının ev sahibi ülkede mesleki eğitimini tamamlamış
olan çocuğu, ebeveynlerinden birinin en az üç yıl süre ile ev sahibi ülkede yasal olarak
çalışması şartıyla iş başvurusunda bulunabilir.
Örnek: Derin davasında,374 AAD, Almanya’da yasal olarak çalışan Türk ebeveynlerinin
yanına çocuk olarak gelmiş olan bir Türk vatandaşının bu ülkede serbest çalışma
hakkıyla bağlantılı olarak burada ikamet etme hakkını, ancak kamu politikası, kamu
güvenliği veya kamu sağlığı gerekçeleri nedeniyle veya geçerli bir neden olmadan,
önemli bir süre için üye ülkenin topraklarından ayrılması halinde kaybedebileceğine
karar vermiştir.
İş kurma hakkı veya serbest hizmet sunma ile ilgili olarak, Türk vatandaşları, Ankara
Anlaşmasına Ek Protokolün 41. maddesinde yer alan standstill kuralından yararlanmaktadırlar.
Belirli bir üye ülkede Protokolün 41. maddesi yürürlüğe girdiği zamanda Türk
vatandaşlarına yüklenen bir vize veya çalışma izni şartı yoksa, söz konusu üye ülkenin
bundan sonra bir vize veya çalışma izni araması yasaklanmıştır (bkz. ayrıca bölüm 2.8).
372 ABAD, C-14/09 [2010] I-00931, Hava Genc / Land Berlin, 4 Şubat 2010, para. 27–28.
373 AAD, C-351/95 [1997] ECR I-02133, Kadiman / Freistaat Bayern, 17 Nisan 1997, para. 44.
374 AAD, C-325/05 [1997] ECR I-00329, Ismail Derin / Landkreis Darmstadt-Dieburg, 18 Temmuz 2007,
para. 74–75.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
188
8.2.5. Uzun süreli mukimler ve Aile Birleşimi
Yönetmeliği’nden yararlananlar
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği’nin (2003/109/EC) 11 (a) maddesi uyarınca uzun süreli
mukim statüsü elde eden kişiler, ücretli ve ücretsiz çalışma; işe alım ve çalışma koşulları
(çalışma saatleri, sağlık ve güvenlik normları, tatil izinleri, ücretlendirme ve işten çıkarılma
dâhil); ve örgütlenme ve sendika üyeliği özgürlüğü ve bir sendikayı veya bir meslek
birliğini temsil etme özgürlüğü bakımından ilgili ülkenin vatandaşları ile eşit muameleye
sahip olurlar.
Aile Birleşimi Yönetmeliği’nden (ayrıca bkz. bölüm 5) yararlananlar için, yasal olarak ikamet
eden üçüncü ülke vatandaşı olan sponsorun aile üyesi, işe alınma ve serbest meslek
faaliyetinde bulunma hakkına sahip olurlar (madde 14). Çalışma piyasasına girme,
ev sahibi ülkeye vardıktan sonra 12 ayı geçemeyecek olan bir süre sınırlamasına tabidir.
Bu süre boyunca ev sahibi ülke, çalışma piyasasının bu kişiyi kabul edip edemeyeceğini
inceler.
8.2.6. Örgütlenme veya işbirliği antlaşmaları olan
diğer ülkelerin vatandaşları
ABİHA’nın 216. maddesi, özellikle örgütlenme antlaşmalarını öngören 217. maddesi ile,
üçüncü ülkeler ile AB arasında sözleşmeler yapılmasını öngörür. AB’nin örgütlenme,
istikrar, işbirliği, ortaklık ve/veya diğer türlerde antlaşmalar yaptığı belirli ülkelerin vatandaşları375
birçok bakımdan eşit muamele görmektedirler. Ancak, AB vatandaşlarına göre
tam eşit bir muamele hakkına sahip değildirler. 2012 yılı sonuna kadar AB 100’den fazla
devlet ile antlaşmalar yapmıştır.376
Söz konusu örgütlenme ve işbirliği antlaşmaları, bunlara taraf olan ülkenin vatandaşları
için doğrudan AB’ye girme ve AB’nde çalışma hakkı yaratmaz. Belirli bir AB üye ülkesinde
yasal olarak çalışan söz konusu ülke vatandaşları, bununla birlikte, söz konusu üye
ülkenin vatandaşları ile eşit muamele ve aynı çalışma koşulları elde ederler. Bu duruma,
Fas ve Tunus ile yapılan Avrupa-Akdeniz Antlaşmalarının 64 (1). maddesi gösterilebilir.
375 İstikrar ve Örgütlenme Antlaşmaları, Arnavutluk, eski Yugoslav, Makedonya Cumhuriyeti, Bosna Hersek,
Karabağ ve Sırbistan ile mevcuttur. Ortaklık ve işbirliği antlaşmaları, 13 Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkesi
ile mevcuttur; Fas, Tunus ve Cezayir ile olan orijinal antlaşmalar, artık Avrupa-Akdeniz antlaşmaları ile
değiştirilmiştir (yedi devleti kapsamaktadır). 79 Afro-Karayip Pasifik devleti (Cotonou Antlaşmaları) ve
Şili ile antlaşmalar imzalanmıştır.
376 Söz konusu antlaşmaların bu devletlerin vatandaşları ve aile fertleri üzerindeki etkisi ile ilgili güncel ve
kapsamlı bilgiler için bkz. Rogers, N. ve ark. (2012), bölümler 14–21.
Ekonomik ve sosyal haklar
189
Bu madde, “her bir üye ülkenin, kendi topraklarında çalışan Fas [veya Tunus] vatandaşı
işçilere, kendi vatandaşlarından farklı olarak, çalışma koşulları, ücretlendirme ve
işten çıkarma kapsamında vatandaşlığa dayalı bir ayrımcılık yapmaktan uzak durmasını
gerektiğini” öngörür.377 Geçici istihdam için, ayrımcılık yapılmaması, çalışma koşulları ve
ücretlendirme ile sınırlıdır (madde 64 (2)). Her iki antlaşmanın 65 (1). maddesi de sosyal
güvenlik alanında ayrımcılık yapılmamasını gerektirmektedir.378
AAD/ABAD, bu antlaşmalar ile ilgili birkaç dava ile ilgilenmiştir.379 Bunlardan bazıları, özel
hayatlarında yaşadıkları ilişkilerin sona ermesi nedeniyle bu ilişkiye bağlı olarak sahip
oldukları ikamet haklarının kaybedilmesinden sonra, çalışma amacıyla, üçüncü ülke
vatandaşının ikamet izninin yenilenmesi olasılığı ile ilgilidir.
Örnek: El Yassini380 davası, ülkede asıl kalış nedeninin ortadan kalması nedeniyle,
iyi bir kazanç sağladığı bir işte çalışıyor olmasına rağmen, ikamet izninin uzatılmayan
bir Fas vatandaşı ile ilgilidir. Bu davada, Divan, Türk vatandaşları ile ilgili içtihatta
kabul edilen381 yaklaşımın Faslı vatandaşlara da analoji yöntemiyle uygulanıp uygulanamayacağını
ve bu nedenle, AEA-Fas Antlaşmasının (daha sonra yerine Fas ile
Avrupa-Akdeniz Antlaşması yapılmıştır) 40. maddesinin, işveren ve işçi arasındaki
sözleşme ile belirlenen çalışma süresinde, iş güvenliğini kapsayıp kapsamayacağını
tespit etmek durumunda kalmıştır. AAD, AEA-Fas Antlaşmasının, çalışma koşulları ve
ücretlendirme alanında açık, koşulsuz ve yeterli ölçüde pratik ilkeleri belirlediği için
doğrudan uygulanabilir olduğuna karar vermiştir. Divan yine de, Ankara Antlaşması
ile ilgili içtihadın mevcut davaya uygulanabilir olabileceği gerçeğini kapsam dışında
bırakmıştır. Ankara Antlaşması ve AEA-Fas Antlaşması esasen farklıdır ve Türkiye
ile olanın aksine, AEA-Fas Antlaşması, Fas’ın Topluluğa katılma olanağını temin
etmemiştir ve işçiler için hareket serbestliğini güvenceye almayı amaçlamamıştır.
377 1 Mart 2000 tarihinde yürürlüğe giren, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta
Fas Krallığı arasında bir birlik oluşturan Avrupa-Akdeniz Antlaşması, OJ 2000 L70 s. 2, ve 1 Mart 1998
tarihinde yürürlüğe giren, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta Tunus Cumhuriyeti
arasında bir birlik oluşturan Avrupa-Akdeniz Antlaşması (OJ 1998 L97, s. 2).
378 AAD, C-18/90 [2009] ECR I-00199, Office National de l’emploi / Bahia Kziber, 31 Ocak 1991.
379 Antlaşmalar ile ilgili bazı davalar: AAD, C-18/90 [2009] ECR I-00199, Office National de l’emploi v.
Bahia Kziber, 31 Ocak 1991; (Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Fas Krallığı arasında İşbirliği Antlaşması,
madde 41 (1) allocation d’atteinte, OJ 1978 L 264 s. 2–118, yerini alan Ab-Fas Avrupa-Akdeniz
Birlik Antlaşması); AAD, C-416/96 [1999] ECR I-01209, El Yassini / Secretary of State for the Home
Department, 2 Mart 1999 (Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Fas Krallığı arasında İşbirliği Antlaşması); AAD,
C-438/00 [2003] I-04135, Deutscher Handballbund / Kolpak, 8 Mayıs 2003 (Slovak Cumhuriyeti).
380 AAD, C-416/96 [1999] ECR I-01209, El Yassini / Secretary of State for the Home Department,
2 Mart 1999, para. 64, 65 ve 67.
381 AAD, C-237/91 [1992] ECR I-6781, Kazim Kus / Landeshauptstadt Wiesbaden, 16 Aralık 1992,
para. 21–23 ve 29.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
190
Dolayısıyla, Divan, Birleşik Krallığın, iş sözleşmesinin sona ermesinden önce işine son
verilmesi anlamına gelecek olsa bile, başvuranın ikamet izninin uzatılmasını reddedebileceğine
karar vermiştir. Ayrıca, Divan, üye ülkenin, Fas vatandaşına “ikamet
haklarından daha kapsamlı olan iş ile ilgili özel haklar” tanıması halinde durumun
daha farklı olacağına dikkat çekmiştir.
Örnek: Gattoussi davasında,382 Mahkeme’den benzer bir davada karar vermesi
istenmiştir. Ancak, bu davada, AB ve Tunus arasındaki Avrupa-Akdeniz Antlaşması
Ortaklığının 64 (1). maddesinde öngörülen ayrımcılığın yasaklanması söz konusudur.
Bununla birlikte bu davada, başvuru sahibine açık bir şekilde süresiz çalışma izni
verilmiştir. Divan, bu koşullar altında, AB-Tunus Ortaklık Antlaşmasının 64 (1). maddesinin,
“üye ülkenin, bir Tunus vatandaşına o ülkede kalma izni süresini aşan bir
süre boyunca çalışmasına izin verdiği bir davada, bu kişinin o ülke topraklarında
kalma hakkı üzerinde etkisi olabileceği” sonucuna varmıştır. Aslında Divan, AB-Tunus
Ortaklık Antlaşmasının bir üye ülkenin, bir Tunus vatandaşına daha önce giriş
yapma ve çalışma izni vermiş olmasına rağmen, bu izinleri sonradan kaldırmasını
yasaklamadığını belirtmiştir. Ancak, Tunus vatandaşına ikamet haklarından daha
kapsamlı olarak özel çalışma hakları verildiğinde, ikamet hakkını uzatmayı reddedebilmek
için, o ülkenin, kamu politikası, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gibi meşru
ulusal çıkarların korunması gerekçesine dayanması gerekmektedir.
Benzer şekilde AB üye ülkeleri ile Arnavutluk arasındaki İstikrar ve Örgütlenme Antlaşmasının
80. maddesi383, “göçmenlik ile ilgili olarak tarafların, topraklarında yasal olarak
ikamet eden başka ülke vatandaşlarına adil muamele yapılmasının kabul edilmesini ve
onlara, kendi vatandaşlarınınkiler ile karşılaştırılabilir hak ve yükümlülükler temin etmek
amacıyla bir entegrasyon politikasını teşvik etmelerini” öngörmüştür.
Daha az kapsamlı bir biçimde, çalışma koşulları ile ilgili olarak, Rusya ile yapılan Ortaklık
ve İşbirliği Antlaşmasının 23. maddesi384, “her bir üye ülkede geçerli yasalara, koşullara
ve prosedüre ilişkin olarak, Topluluğun ve üye ülkelerin, bir üye ülkede yasal olarak çalıştırılan
Rus vatandaşlarına, çalışma koşulları, ücretlendirme ve işten çıkarma ile ilgili olarak
ve ilgili ülkenin kendi vatandaşlarına mukayesen yapılan muamelenin, vatandaşlığa
382 AAD, C-97/05 [2006] ECR I-11917, Mohamed Gattoussi / Stadt Rüsselsheim, 14 Aralık 2006, para. 39.
383 Bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta Arnavutluk Cumhuriyeti arasında İstikrar ve
Örgütlenme Antlaşması (1 Nisan 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir), OJ 2009 L107, s. 166.
384 Bir tarafta Avrupa Topluluğu ve üye devletleri ve diğer tarafta Rusya Federasyonu arasında ortaklık
kurmak için ortaklık ve işbirliği Anlaşması (1 Aralık 1997 tarihinde yürürlüğe girmiştir),OJ 1997 L327, p. 3.
Ekonomik ve sosyal haklar
191
dayalı her türlü ayrımcılıktan uzak olarak gerçekleştirildiğini temin etmeleri gerektiğini”
belirtmektedir.
Örnek: Simutenkov davası385 İspanya’da bir İspanyol spor kulübünde profesyonel
futbol oyuncusu olarak çalışan ve vatandaşlığı nedeniyle yarışmalara katılımı İspanyol
kurallarına göre kısıtlanan bir Rus vatandaşı ile ilgilidir. AAD, bir üye ülkenin spor
federasyonu tarafından hazırlanan ve ulusal seviyede organize edilen yarışmalarda,
kulüplerin sahaya AEA Antlaşması tarafı olmayan ülkelerden sadece kısıtlı sayıda
oyuncu çıkarabileceğini belirten bir kuralı değerlendirirken, 23. maddede belirtilen
ayrımcılık yapılmaması hükmünü yorumlamıştır. Divan, bu kuralın 23 (1). maddenin
amacına uygun olmadığına karar vermiştir.
8.2.7. Sığınmacılar ve mülteciler
Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 15. maddesi, sığınma başvurusundan itibaren
dokuz ay içinde, veya İrlanda ve Birleşik Krallık için bir yıl içinde, başvuru yapılan ilk
mercide bu konu hakkında herhangi bir karar verilmediyse ve yönetmeliğin 2003 versiyonunun
11. maddesinin (2003/9/EC) halen geçerli olması halinde – söz konusu gecikme
başvurana atfedilemiyorsa – üye ülkelerin sığınmacılara çalışma piyasasına girme izni
vermeleri gerektirmektedir. Çalışma piyasasına girme ile ilgili koşullar, ulusal hukuka
uygun olacak şekilde tespit edilmelidir; ancak, söz konusu koşullar sığınmacıların etkili
şekilde çalışma piyasasına girebilmelerini sağlamalıdırlar. Ancak, AEA vatandaşlarına ve
diğer yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşlarına öncelik verilebilir.
Vasıflandırma Yönetmeliği’nin (2011/95/EU) 26 (1). ve (3). maddeleri mültecilerin ve
kendilerine tamamlayıcı koruma verilenlerin iş ve serbest meslek sahibi olma haklarını
kabul eder. Bu kişiler, vasıfların tanınması prosedüründe de vatandaşlarla aynı erişim
hakkına sahip olmalıdırlar. Ayrıca, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 28. maddesi, birey tarafından
önceden elde ettiği nitelikleri belgelerle kanıtlanamıyor ise, önceki eğitim değerlendirmesinin
yapılması için uygun tedbirlere ulaşmasını sağlar. Söz konusu hükümler,
Mültecilerin Statüsüne dair Cenevre Sözleşmesinin 17, 18, 19 ve 22 (2). maddelerini yansıtmaktadır.
Yönetmelik ayrıca, üye ülkenin, vatandaşlar ile aynı koşullar altında mesleki
eğitime erişimi garanti etmelerini öngörür.
385 AAD, C-265/03 [2005] I-02579, Igor Simutenkov v. Ministerio de Educación y Cultura ve Real Federación
Española de Fútbol, 12 Nisan 2005, para. 41.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
192
8.2.8. Düzensiz göçmenler
Birçok sosyal hakka erişim, ev sahibi ülkede yasal olarak bulunmaya veya ikamet
etmeye bağlıdır. AB, izinsiz ekonomik göçmenlerin gelişini ve varlığını bertaraf etmeye
çalışmaktadır. Kilit ölçüt, İşverenlere Yönelik Yaptırımlar Yönetmeliği’nin (2009/52/EC):
işverenleri para cezaları ile hatta çoğu ciddi davada cezai yaptırımlar ile cezalandırarak
AB dışından gelen düzensiz göçmenlerin çalıştırılmasını yasaklamaktadır. Danimarka,
İrlanda ve Birleşik Krallık haricindeki tüm AB üye ülkeleri yönetmelik ile bağlıdırlar. Ayrıca,
düzensiz göçmen işçileri kötü işverenlerden korumayı amaçlamaktadır.
İşverenlerin, yönetmeliğe göre, bir üçüncü ülke vatandaşını işe almadan önce, kalmaya
izinleri olduklarını kontrol etmeleri ve izinleri yoksa ilgili ulusal makamı haberdar etmeleri
gereklidir. Bu yükümlülüklere uyduklarını ve iyi niyet ile hareket ettiklerini gösterebilen
işverenler, yaptırımlara karşı sorumlu olmazlar. Birçok düzensiz göçmen, aile yanında
çalıştığı için yönetmelik aynı zamanda işveren olarak özel bireyler için de geçerlidir.
Bu tür kontrolleri yapmayan ve düzensiz göçmenleri çalıştırdığı tespit edilen işverenler,
düzensiz üçüncü ülke vatandaşlarının anavatanlarına geri gönderilme masrafları dâhil,
para cezalarına çarptırılacaklardır. Ayrıca ödenmemiş ücret, vergi ve sosyal güvenlik katkı
paylarını yeniden ödemek durumunda kalacaklardır. İşverenler, yasaların birçok defa ihlal
edilmesi, çocukların yasadışı olarak çalıştırılması veya önemli sayıda düzensiz göçmenin
çalıştırılması gibi en ciddi vakalarda cezai yaptırımlar ile karşı karşıya kalacaklardır.
Yönetmelik, işverenlerden ödenmemiş ücretlerini almalarını sağlayarak ve sendikalar
veya sivil toplum kuruluşları gibi üçüncü taraflardan destek temin ederek göçmenleri
korumaktadır. Yönetmelik, kuralların uygulanmasını özellikle vurgular. Özellikle, istismarcı
çalışma koşullarının kurbanı olan ve adalet sistemi ile işbirliği yapanlara ikamet izinlerinin
verilmesine dair 2.4. bölüme bkz.
8.3. Eğitim
Çocuklar için eğitim hakkı, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Uluslararası Sosyal ve Ekonomik
Haklar Sözleşmesi ve Uluslararası Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesine dair Sözleşme
gibi birçok uluslararası insan hakları belgesi ve bunların uygulanmasını sağlayan
komiteler ile korunmaktadır. Söz konusu komiteler, sürekli olarak, bu belgelerde öngörülen
ayrımcılık yapılmamasına ilikşkin hükümlerin aynı zamanda mülteciler, sığınmacılar
ve özellikle düzenli göçmenler ile düzensiz göçmenler için de geçerli olduğunu
savunmaktadırlar.
Ekonomik ve sosyal haklar
193
AİHS kapsamında, 1 no’lu Protokolün 2. maddesi, eğitim hakkını öngörmektedir. 12 no’lu
Protokolün 14. maddesi, “ulusal köken” gerekçesiyle ayrımcılığı yasaklamaktadır. 1 no’lu
Protokolün 2. maddesi prensipte, ilköğretim ve ortaöğretim hakkını garanti eder. Ancak,
üçüncü derece eğitim düzeyinde tespit edilen muamele farkları çok daha kolay bir
şekilde haklı gösterilebilir.
Örnek: Timishev / Rusya386 davası, teknik olarak yabancı olmasalar da, çocuklarını
okula göndermek için gerekli yerel göçmenlik kaydına sahip olmayan Çeçen göçmenler
ile ilgiliydi. Mahkeme, çocukların eğitim alma hakkının “Avrupa Konseyi’ni
oluşturan demokratik toplumların en temel değeri olduğuna” ve Rusya’nın 1 no’lu
Protokolün 2. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.
Örnek: Ponomaryovi / Bulgaristan davasında,387 AİHM, başvuranların göçmenlik
durumuna ve sahip oldukları vatandaşlığa dayanarak belirlenen ortaöğretim okul
ücretlerini ödeme gereğinin yasal olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, başvuranların
ülkeye gelişlerinin ve serbest eğitim dâhil kamu hizmetlerinden yararlanma
talebinde bulunmalarının yasadışı olmadığını belirtmiştir. Başvuranlar, yanlışlıkla,
sürekli ikamet izinleri olmayan yabancılar durumuna düştüklerinde bile, yetkililerin
onların Bulgaristan’da kalmalarına karşı kesin olarak itiraz etmedikleri gibi, açıkçası
onların sınır dışı edilmelerine dair de hiçbir ciddi niyetleri olmamıştır. Düzensiz göç
akışının durdurulması veya tersine çevrilmesi ihtiyacı ile ilgili olarak dikkate alınacak
hususlar açıkçası başvuranlar ile ilgili olmamıştır.
Örnek: Karus / İtalya davasında,388 önceki İnsan Hakları Avrupa Komitesi, yabancı
üniversite öğrencilerinden daha yüksek ücretler alınmasının eğitim haklarını ihlal
etmediğine, çünkü, bu fark gözeten muamelenin, İtalyan hükümetinin, kendi ekonomisinin
üçüncü derecedeki eğitimin olumlu etkillerinden faydalanmasına izin vermek
istemesi gerekçesine dayandığına karar vermiştir.
ASŞ kapsamında, eğitim hakkı, 17. maddede düzenlenmiş olup, göçmenler ile ilgili
18. ve 19. maddelerin hükümlerine bağlıdır. ASHK, 17 (2). madde ile ilgili şu yorumda
bulunmuştur:
386 AİHM, Timishev / Rusya, no. 55762/00 ve 55974/00, 13 Aralık 2005, para. 64.
387 AİHM, Ponomaryovi / Bulgaristan, no. 5335/05, 21 Haziran 2011, para. 59–63.
388 Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Karus / İtalya (karar), no. 29043/95, 20 Mayıs 1998.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
194
“Taraf devlet, yasadışı olarak bulunan çocukların işbu Ek kapsamında Şart’ın
uygulama alanına girip girmediği konusunda, Komite, 47/2008 Şikayet
numaralı Uluslararası Çocukları Savunma Hareketi (DCI) / Hollanda davası için
verilen 20 Kasım 2009 tarihli dava esası kararında uyguladığı muhakemeye
atıfta bulunmaktadır (bkz., diğerlerinin yanı sıra, 47 ve 48. paragraflar) ve
eğitime erişimin her çocuğun yaşamı ve gelişimi için hayati değer taşıdığını
savunmuştur. Eğitime erişimin reddedilmesi, düzensiz olarak bir ülkede bulunan
çocuğun korunmasız durumunu daha da vahimleştirecektir. Bu nedenle, ikamet
durumları ne olursa olsun, çocuklar, 17 (2). maddenin kişisel olarak uygulma
alanına girmektedir. Ayrıca Komite, bir çocuğun yaşamının eğitime erişimin
reddedilmesinden olumsuz yönde etkileneceğini düşünmektedir. Komite bu
nedenle taraf devletlerin, Şart’ın 17 (2). maddesine göre, topraklarında bulunan
düzensiz çocuk göçmenlerin diğer çocuklar gibi eğitime etkin şekilde erişim
hakkına sahip olmasını sağlamaları gerektiğine karar vermiştir.”389
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı 14. maddesinde, herkesin eğitim hakkına
ve ücretsiz zorunlu eğitim alma “olanağına” sahip olduğunu öngörmektedir. İkincil
AB hukuku kapsamında, AB’de bulunan tüm üçüncü ülke vatandaşı çocuklar, sadece
kısa süreyle bulunanlar haricinde, temel eğitime erişme hakkına sahiptirler. Bu durum
ayrıca, ülkeden çıkarılmaları ertelenen düzensiz çocuk göçmenler için de geçerlidir.390
AEA vatandaşlarının, mültecilerin veya uzun süreli mukimlerin aile fertleri gibi diğer kategoriler
için, daha geniş haklar düzenlenmiştir.
Bazı koşullar altında, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı çocukları, AEA vatandaşı
öldükten veya taşındıktan sonra bile, o ülkede eğitimlerini devam ettirmek veya
eğitimlerini tamamlamak için kalma hakkına sahiptirler (Serbest Dolaşım Yönetmeliği
12 (3). madde). Söz konusu çocuklar ayrıca, velayet hakkına sahip ebeveynle kalma hakkına
sahiptirler (madde 12 (3)).391 Buna ilaveten, kendi ülkesi dışında bir başka üye ülkede
çalışan veya çalışmış olan AEA işçilerinin çocukları, Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin
389 ASHK, Sonuçlar 2011, Genel Giriş, Ocak 2012.
390 2008/115/EC Yönetmeliği, OJ L 348/98, madde 14 (1).
391 Bkz.: 2004/38/EC Yönetmeliğinin 12 (3) maddesi, OJ L 158/77, 1612/68 sayılı Tüzüğün 12. maddesine
dair AAD dava hukukuna dayanır, OJ 1968 L 257/2 (bugün 492/2011 sayılı (AB) Tüzüğün, 10. maddesi,
OJ L 141/1, 5 Nisan 2011) ve özellikle AAD, C-389/87 ve C-390/87 [1989] ECR I-00723, Birleştirilmiş
davalar, G. B. C. Echternach ve A. Moritz / Minister van Onderwijs en Wetenschappen, 15 Mart 1989,
ve AAD, C-413/99 [2002] ECR I-07091, Baumbast ve R / Secretary of State for the Home Department,
17 Eylül 2002.
Ekonomik ve sosyal haklar
195
hükümlerinden bağımsız olarak uygulanan 492/2011 sayılı (AB) Tüzüğün (önceki
1612/68 sayılı Tüzüğü) 10. maddesinde yer alan hükümden yararlanırlar.392
Mülteci Sözleşmesinin 22 (1). maddesi ve AB sığınma müktesebatı, sığınmacı çocukların
ve mülteci statüsü veya ikincil koruma almış çocukların eğitim hakkını öngörmektedir. 393
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği kapsamında (bkz. bölüm 2.7) uzun süreli mukimler
olarak kabul edilen üçüncü ülke vatandaşları, eğitime ve mesleki eğitime erişim, ve eğitim
bursları ile niteliklerinin tanınması bakımdan AB üye ülke vatandaşları ile eşit muamele
görmektedirler (madde 11). Ayrıca eğitim ve mesleki eğitim için diğer AB üye ülkelerine
taşınma hakkına sahiptirler (madde 14).
8.4. Barınma
Uygun barınma hakkı, herkesin Uluslararası ESKHUS’nin 11. maddesinde ortaya konan
uygun yaşam standardı hakkının bir parçasıdır.
AİHS kapsamında, bir ev sahibi olma hakkı yoktur, sadece mevcut olana saygı hakkı
vardır.394 Bir bireyin kendi evine erişimini kısıtlatan göçmenlik kontrolleri, AİHM huzuruna
getirilen birçok davanın konusu olmuştur.
Örnek: Gillow / Birleşik Krallık davasında,395 AİHM, yıllarca yurtdışında çalışan bir
İngiliz çiftin Guernsey’de sahip oldukları ve 20 yıl öncesinde inşa ettikleri evlerinde
yaşamaya geri dönmelerine olanak sağlayacak ikamet izninin verilmemesi nedeniyle
8. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bir eve sahip olma gibi bir hakkı tanımasa bile AİHM, üye ülkelerin yasa gereğince
yükümlü olduklarında barınak sağlamadıklarınan dolayı hatalı olduklarını varsaymıştır.
Ayrıca, aşırı durumlarda, Mahkeme, reddin insaniyetsiz ve aşağılayıcı muamelelerin
yasaklanmasına dair AİHS 3. maddesini ihlal edecek kadar şiddetli olduğuna karar
vermiştir.
392 AAD, C-480/08, [2010] ECR I-01107, Maria Teixeira / London Borough of Lambeth ve Secretary of State
for the Home Department, 23 Şubat 2010.
393 Sığınmacılar ile ilgili bilgiler için, Kabul Koşullarına dair 2013/33/EU Yönetmeliğine bkz.,
OJ 2013 L 180/96, madde 14; mülteciler ve tamamlayıcı korunma statüsü sahipleri ile ilgili bilgi için,
Vasıflandırma Yönetmeliği 2011/95/EU’ya bkz., OJ 2011 L 337/9, madde 27.
394 AİHM, Chapman / Birleşik Krallık [BD], no. 27238/95, 18 Ocak 2001.
395 AİHM, Gillow / Birleşik Krallık, no. 9063/80, 24 Kasım 1986, para. 55–58.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
196
Örnek: M.S.S. / Belçika ve Yunanistan davasında,396 AİHM, Yunanistan’ın AB yasalarınca
öngörülen yükümlülüklerinden ötürü sığınmacılara uygun şartları sağlayamamasının
başvuranın yoksul bir duruma düşmesine neden olduğuna ve AİHS 3. maddesinin
ihlal edilemesi için gerekli görülen eşiği geçtiğine karar vermiştir.
Mahkeme, yeni gelen göçmenleri sosyal konut yardımları dışında tutan kurallar gibi, üye
ülkenin ülkeye kabul koşullarına ilişkin kurallar koyma hakkına müdahale etmeme konusunda
dikkatli olmuştur.
Örnek: Bah / Birleşik Devletler davası397 bir anne ve 14 yaşındaki oğlunun, bu çocuğun
henüz yeni yurtdışından aile birleşimi çerçevesinde, kamu yardımlarına başvurmaması
şartıyla ülkeye kabul edilmiş olmasından dolayı, “öncelikli barınma ihtiyacı”
olan kişiler olarak kabul edilmemeleri ile ilgilidir. Başvuran, öncelikli barınma
ihtiyacına erişimin reddedilmesinin ayrımcılık olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme
başvuruyu reddetmiştir. Bu öncelikli ihtiyaç talebinin, sadece Birleşik Krallığa girişi
açık şekilde kamu yardımlarına başvurma hakkı olmaması şartıyla kabul edilen başvuranın
oğlunun varlığına dayalı olarak reddedilmesinde keyfi herhangi bir durum
olmadığını belirtmiştir. Başvuran, giriş koşullarından tamamen bilgisi varken oğlunu
Birleşik Krallığa getirterek bu koşulu kabul etmiş ve bunu sağlamak için de kamu
yardımlarına başvurmamayı açık bir şekilde kabul etmiştir. Bu davada ilgili içtihat,
farklı kategorilerde bulunan kişilere sınırlı kaynakları adil bir şekilde dağıtma meşru
amacını izlemiştir. Bah davasında başvuru sahiplerinin muhtaç bırakılmadıklarını ve
kendilerine alternatif barınma imkanı temin edildiğini belirtmek önem taşımaktadır.
Bazı istisnai davalarda AİHM’in sığınmacı ailelerin AİHM huzurundaki davaları görülürken
kendilerine barınabilecekleri bir yerin sağlanması için 39. madde uyarınca geçici tedbirler
ortaya koyduğu belirtilmelidir. (ayrıca bkz. bölüm 2.4).398
ASŞ kapsamında, 19 (4) (c) maddesi, devletlerin göçmen işçilere uygun bir barınma
imkanı sağlanmasını öngörür. Ancak bu hak, ASŞ tarafı olan ülkeler arasında gidip gelenler
ile sınırlıdır.
Barınma hakkı (ASŞ’nin 31. maddesi) bir seri ilave ASŞ (düzeltilmiş) haklarıyla yakından
ilgilidir: sağlık hakkı (11. madde); sosyal ve tıbbi yardım hakkı (13. madde); aile için uygun
396 AİHM, M.S.S. / Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, 21 Ocak 2011.
397 AİHM, Bah / Birleşik Krallık, no. 56328/07, 27 Eylül 2011.
398 AİHM, Afif / Hollanda (karar), no. 60915/09, 24 Mayıs 2011; AİHM, Abdilahi Abdulwahidi / Hollanda
(karar), no. 21741/07, 12 Kasım 2013.
Ekonomik ve sosyal haklar
197
sosyal, yasal ve ekonomik koruma hakkı (16. madde); çocukların ve gençlerin sosyal,
yasal ve ekonomik korunmasına (17. madde); ve tek başına veya ayrımcılık yapılmamasına
dair E maddesi ile birlikte dikkate alınabilen yoksulluk ve sosyal dışlanmaya karşı
korunma hakkı (30. madde).
Örnek: COHRE / Hırvatistan davasında, ASHK, “taraf devletlerin çok ciddi derece
korunmasız olan gruplar üzerinde yaptıkları seçimlerin etkisi konusunda özellikle
dikkatli olmaları gerektiğini” vurgulamıştır.399
Örnek: COHRE / Fransa davasında, ASHK, Romanların evlerinden tahliye ve Fransa’dan
sınır dışı edilmelerinin 19 (8). maddesi ile birlikte okunduğunda E maddesini
ihla ettiğine karar vermiştir.400 Benzer şekilde COHRE / İtalya davasında, ASHK,
İtalya’nın çingenelere yaptıkları muamelenin, ASŞ’nin diğer maddeleri ile birlikte E
maddesinin ihlal ettiğine karar vermiştir.401
Her ne kadar ASŞ’nin Eki, Şart’ın uygulama alanını sadece, yasal olarak ikamet eden taraf
devlet vatandaşlarına uygulanacak şekilde kısıtlıyor ise de, ASHK, düzeltilmiş ASŞ’nin bazı
hükümlerinin düzensiz çocuk göçmenlere de uygulanacağını varsaymış, Şart’ın uluslararası
insan hakları hukuku ışığında yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Örnek: Uluslararası Çocuk Hareketi (DCI) / Hollanda davasında,402 Hollanda mevzuatının,
düzensiz olarak Hollanda’da ikamet eden çocukları barınma hakkından ve
böylece diğer ASŞ haklarından mahrum bıraktığı iddia edilmiştir. ASHK, ASŞ’nin tek
başına değil, mümkün olan en ileri düzeyde, ihtiyacı olan herkese, üye ülke topraklarında
usulüne uygun bir şekilde olup olmadıklarına bakılmaksızın, uygun barınma
imkanı sağlanmasını öngören kurallar dahil olmak üzere, parçası olduğu diğer tüm
uluslararası hukuk kuralları ile uyumlu bir biçimde yorumlanması gerektiğini savunmuştur.
31 (2). maddesine göre, ASŞ’ye üye ülkeler, evsizliği önlemek için tedbirler
almalıdırlar. Bu durum, üye ülkenin, ikamet durumları ne olursa olsun, çocuklar
kendi yargı yetkisi altında olduğu sürece onlara barınma imkanı sunmasını gerektirir.
Ayrıca, düzensiz göçmen olarak ülke topraklarında bulunan kişilerin barınma
yerinden tahliye edilmesi yasaklanmalıdır; çünkü, bu durum, ilgili kişileri, özellikle
399 ASHK, COHRE / Hırvatistan, Şikayet no. 52/2008, esas, 22 Haziran 2010.
400 ASHK, COHRE / Fransa, Şikayet no. 63/2010, esas, 28 Haziran 2011.
401 ASHK, COHRE / İtalya, Şikayet no. 58/2009, esas, 25 Haziran 2010.
402 ASHK, Defence for Children International (DCI) / Hollanda, şikâyet no. 47/2008, esas, 20 Ekim 2009.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
198
çocukları, insan onuruna aykırı olacak şekilde savunmasız bir durumuna sokacaktır.
ASHK ayrıca, Şart’ın çocukları koruyan 17 (1) (c) maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiştir.
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı’nın 1. maddesi, haysiyet hakkını,
34. madde, barınma ile ilgili olarak sosyal yardım hakkını öngörmektedir. Barınma ile ilgili
hükümler, AEA ve İsviçre vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertleri, uzun süreli
mukimler, uluslararası korunmaya ihtiyacı olan kişiler ve insan ticareti kurbanlarına dair
ikincil AB hukukunda da bulunabilir. Üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin diğer kategoriler
için AB hukuku, bunların üye ülkelerin sosyal yardım sistemleri için bir yük oluşturmamalarını
sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle, araştırmacılar (Bilimsel Araştırma Yönetmeliği,
madde 6 (2) (b)) ve öğrenciler (Öğrenciler Yönetmeliği, madde 7 (1) (b)) AB’ye
girmelerine izin verilmeden önce, barınma ihtiyaçlarının karşılandığına dair kanıt sunmalıdırlar.
Üye ülkeler, üçüncü ülke vatandaşı sponsorların aile fertleri için de benzer gerekler
temin edebilir (Aile Birleşimi Yönetmeliği 7 (1) (a) maddesi ).
Örnek: Kamberaj davasında,403 ABAD, üçüncü ülke vatandaşlarına barınma yardımları
ile ilgili olarak AB vatandaşlarından farklı muamele gösteren bir ulusal hukukun
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği’nin 11 (1) (d) maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.
Özellikle, Divan, direktifin 11 (4). maddesine göre, üye ülkelerin sosyal yardım
ve korumayı kısıtlayabileceğini savunurken, 13. fıkrasında yer alan minimum
temel yardımlar listesinin kapsamlı olmadığını belirtmiştir. ABAD, temel yardımları
barınma yardımlarını kapsayacak şekilde genişletmiştir. Bunu yaparak Divan, sosyal
dışlanma ve yoksullukla mücadele etmek için, “yeterli kaynakları olmayan herkesin
haysiyetli bir şekilde var olması için sosyal ve barınma yardımı hakkını tanıyan ve
buna saygı duyan” AB Temel Haklar Şartı’nın 34. maddesini tekrarlamıştır.
Serbest Hareket Yönetmeliği’nin 24. maddesine göre, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke
vatandaşı olan aile fertleri, vatandaşlar ile aynı sosyal avantajlara ve vergi avantajlarına
ulaşabilme hakkına sahip olmalıdırlar. AEA ve İsviçre vatandaşlarının aile fertleri, sosyal
konutlar dahil olmak üzere, bir konuta girme hakları üzerinde kısıtlamalara tabi olamazlar404.
Bu yönetmelik, durumları AB hukuku düzenlemesine tabi olmayan, serbest dolaşım
haklarını kullanmamış olan AB vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile fertlerine
403 ABAD, C-571/10, [2012] ECR 00000, Servet Kamberaj / Istituto per l’Edilizia sociale della Provincia
autonoma di Bolzano (IPES) ve diğerleri, 24 Nisan 2012.
404 21 Haziran 1999 günü Lüksemburg’da imzalanan, 1 Haziran 2002 tarihinde yürürlüğe giren,
kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşma, OJ 2002 L 114/6,
Ekonomik ve sosyal haklar
199
uygulanmaz; onlar için, yerel yasalar ile ortaya konan kurallar geçerlidir. Ekonomik olarak
kendilerine yetebildiklerini göstermeleri gereken, ekonomik olarak aktif olmayan AEA
vatandaşları ve onların aile fertleri, barınma ihtiyaçları için mali yardıma uygun olmayabilirler
(Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin 7 (1) (b) maddesi).
Uzun süreli mukimler, barınma elde etmeye ilişkin prosedür bakımından vatandaşlar
ile eşit muamele görme hakkına sahiptirler (Uzun süreli Mukimler Yönetmeliği’nin
11 (1) (f) maddesi). İnsan ticareti mağdurları, kendilerine “uygun ve güvenli bir şekilde
barınma imkanı tanıyarak özel ihtiyaçlarını giderebilecekleri asgari bir hayat standardı
sağlamayı kapsayan özel yardım ve destek tedbirlerine hak kazanmaktadırlar (İnsan
Ticaretini Önleme Yönetmeliği’nin 11 (5) maddesi).
Kabul Koşulları Yönetmeliği’ne (2013/33/EU) göre, sığınmacılar, uluslararası korunmaya
başvurur başvurmaz destek görme hakkına sahip olurlar. Yönetmeliğin 17. maddesine
göre, üye ülkeler, uluslararası korunma talep edenlere geçimlerini sağlayacak ve fiziksel
ve ruhsal sağlıklarını güvenceye alacak uygun bir yaşam standardı sunan maddi kabul
koşulları sağlamaları gerekmektedir. 18. maddeye göre devletler, sundukları evlerde saldırı
ve cinsiyete dayanan şiddeti önleyen tedbirler de almalıdırlar. Destek sağlama görevi
ayrıca Dublin Tüzüğüne (604/2013 sayılı (EU) Tüzüğü) göre işlem gören kişiler için de
geçerlidir.
Örnek: CIMADE davasında,405 ABAD, Dublin Tüzüğü altında transfer talepleri olması
durumunda Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin nasıl uygulanacağını açıklamıştır. ABAD,
Dublin Tüzüğü altında bir sığınmacıyı transfer etmek isteyen bir üye ülkenin, bu kişi
fiziksel olarak transfer edilene kadar Kabul Koşulları Yönetmeliği’nden tam olarak
yararlanmasını sağlamak için sorumlu olduğuna karar vermiştir. Buna fınansal
sorumluluğu da dahildir. Yönetmelik, insan onuruna tam olarak saygı gösterilmesini
sağlamayı ve AB Temel Haklar Şartı’nın 1.ve 18. maddelerinin uygulanmasını teşvik
etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bir Dublin Tüzüğü kararını bekleyen sığınmacılara
minimum kabul koşulları da uygulanmalıdır.
Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 32. maddesine göre (İrlanda ve Birleşik Krallık için, aynı
yönetmeliğin 2004/83/EC versiyonunun 31. maddesi), üye ülkelerin, mülteci veya ikincil
koruma statüsünden yararlananlara, üye ülkenin topraklarında yasal olarak ikamet eden
405 ABAD, C-179/11 [2012], Cimade, Groupe d’information et de soutien des immigrés (GISTI) / Ministre
de l’Intérieur, de l’Outre-mer, des Collectivités territoriales et de l’Immigration, 27 Eylül 2012; ABAD,
Birleştirilmiş davalar, C-411/10 ve C-493/10, N. S. / Secretary of State for the Home Department ve M.
E. ve diğerleri / Refugee Applications Commissioner ve Minister for Justice, Equality and Law Reform,
21 Aralık 2011.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
200
diğer üçüncü ülke vatandaşlarına yüklenenlerle eşdeğer olan koşullar altında barınma
imkanı tanımaları gerekmektedir.
8.5. Sağlık
AİHS kapsamında, sağlık hakkı muhtemelen, özel yaşama saygıyı garanti eden 8. madde
çerçevesinde incelenebilecek “psikolojik ve fiziksel bütünlük” konusu ile ilgili olmasına
rağmen, Sözleşme’de açıkça bu haktan bahsedilmemiştir.406 AİHS ayrıca herhangi bir
belirli tıbbi hizmet standardı hakkını veya tıbbi tedaviye erişim hakkını garanti etmez.407
Belirli koşullar altında bir üye ülkenin AİHS kapsamındaki sorumluluğu, üye ülkenin yetkililerinin
ülkenin genelinde sağlanan bireysel sağlık hizmetinden bir kişiyi yoksun bırakacak
şekilde gerçekleştirdikleri eylemler veya ihmaller nedeniyle, o kişinin yaşamını riske
soktukları kanıtlandığında ortaya konabilir.408 Göçmenlik ile ilgili olarak sağlık konuları,
sınır dışı etmeye engel olacak sağlık ihtiyaçları şeklinde ortaya çıkmıştır. Sıra dışı davalarda,
bu durum, olayın AİHS’nin 3. maddesi çerçevesinde incelenmesine neden olabilir
(bkz. bölüm 3).
ASŞ kapsamında, ASŞ’nin 13. maddesi, tıbbi yardım hakkını öngörür.409 ASHK, bu hakkın
düzensiz göçmenlere uygulanabilir olduğunu düşünmektedir.
Örnek: İnsan Hakları Uluslararası Federasyonu (FIDH) / Fransa davasında,410 FIDH
Fransa’nın düzensiz ve çok düşük gelirleri olan göçmenlerin sağlık ve hastane hizmetleri
için gerekli ücretten muafiyetlerine son vererek bu kişilerin tıbbi yardım
alma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir (ASŞ’nin düzeltilmiş 13. maddesi). Ayrıca,
davacı düzensiz göçmen çocuklar için tıbbi hizmetlere erişimi kısıtlayan 2002
mevzuat reformu ile çocukların korunma hakkının çiğnendiğini ileri sürmüştür
(madde 17). ASŞ hakları, prensipte, sadece ASŞ’ye taraf olan diğer üye ülkelerin
vatandaşları olan ve yasal olarak devlet içinde ikamet eden veya çalışan yabancıları
kapsayacak şekilde genişletilebilir. ASHK, bununla birlikte, ASŞ’nin insan onuru
406 AİHM, Bensaid / Birleşik Krallık, no. 44599/98, 6 Şubat 2001.
407 AİHM, Wasilewski / Polonya (karar), no. 32734/96, 20 Nisan 1999.
408 AİHM, Powell / Birleşik Krallık (karar), no. 45305/99, 4 Mayıs 2000.
409 Ayrıca bkz., taraf devletlerin topraklarında diğer taraf devletlerin vatandaşlarına sosyal ve tıbbi yardım
sağlamaya dair karşılıklı hüküm sunan Sosyal ve Tıbbi Yardım Avrupa Sözleşmesi. Söz konusu Avrupa
Konseyi Sözleşmesi, sadece 18 tarafa sahiptir, Türkiye dışında hepsi aynı zamanda AB’nin bir parçasıdır,
11 Aralık 1953 tarihinde imzaya açılmıştır, 1 Temmuz 1954 günü yürürlüğe girmiştir, ETS no. 014.
410 ASHK, International Federation of Human Rights Leagues / Fransa, Şikayet no. 14/2003, esas,
8 Eylül 2004.
Ekonomik ve sosyal haklar
201
ilkeleri ile tutarlı olarak amaca yönelik bir biçimde yorumlanması ve dolayısıyla
kısıtlamaların dar anlamda okunması gerektiğini vurgulamıştır. Divan, her ne kadar,
ASŞ’de öngörülen tüm haklar düzensiz göçmenler lehine genişletilemeyecek olsa
bile, bir taraf ülkenin topraklarında bulunan yabancı vatandaşların, bunlar düzenli
bir şekilde o ülkede bulunmasalar bile, tıbbi yardım haklarını reddeden herhangi bir
mevzuatın veya uygulamanın ASŞ’ye aykırı olduğunu savunmuştur. Ancak, ASHK,
olayda, düzensiz yetişkin göçmenlerin, tüm yabancı vatandaşlar gibi her koşulda
“acil ve yaşamı tehdit eden durumlar” söz konusu olduğunda tedavi edildiklerini ve
üç ay ikamet ettikten sonra bazı tıbbi yardım biçimlerinden faydalanabildiklerini göz
önünde bulundurarak, 4’e 9 çoğunluk ile, tıbbi yardım hakkına dair 13. maddenin
ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu konudan etkilenen çocukların sağlık hizmetlerine
ulaşma konusunda yetişkinlerle aynı haklara sahip olmalarına rağmen, ASHK,
bu davada, tıbbi yardım hakkına dair 13. maddeden daha kapsamlı olan çocukların
korunma hakkına dair 17. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar, Çocukların
Uluslararası Korunması davasında çocuklar ile ilgili daha sonra alınan yaklaşıma
rehberlik etmiştir (bkz. bölüm 8.4).
AB hukuku kapsamında, AB Temel Haklar Şartı, sağlık hakkını içermez ancak insan onurunun
korunması (madde 1) ve fiziksel bütünlük (madde 3) gibi ilgili hakları tanır. Şart
ayrıca 35. maddesi çerçevesinde sağlık hakkını içerir. Bu maddeye göre, “ulusal yasa ve
uygulamalar ile oluşturulan koşullar altında herkes, önleyici sağlık yardımından ve tıbbi
tedaviden yararlanma hakkına” sahiptir. Şartın uygulanması, AB hukuku kapsamına
giren konular ile sınırlıdır. Şart, vatandaşlık gerekçesine dayanarak herhangi bir ayrım
yapmaz ancak sağlık hakkını ulusal yasa ve uygulamalara tabi olarak uygular.
İkincil AB hukuku, üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin farklı kategoriler için sağlığa erişimi
düzenler ve bunlardan bazılarından, kendilerine belirli bir statü verilmeden veya üye ülke
topraklarına kabul edilmeden önce bir hastalık sigortasına sahip olmaları beklenir. En
yaygın üçüncü ülke vatandaşı kategorileri kısaca belirtilecektir.
Vatandaşlıkları ne olursa olsun, serbest dolaşım haklarını kullanan AEA ve İsviçre vatandaşlarının
çalışan veya serbest meslek sahibi aile fertleri, vatandaşlar ile eşit muameleye
sahiptir (AB vatandaşları için Serbest DolaşımYönetmeliği’nin 24. maddesi).411 Ekonomik
olarak kendilerine yeter olduklarına dayanarak başka bir üye ülkesinde ikamet etmek
411 Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması, 2 Mayıs 1992, Kısım III, Kişi, Hizmet ve Sermaye Serbest Dolaşımı;
21 Haziran 1999 günü Lüksembourg’da imzalanan, 1 Haziran 2002 tarihinde yürürlüğe giren,
kişilerin serbest dolaşımına dair bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşma, OJ 2002 L 114/6.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
202
isteyenler, hem kendileri hem de aile fertleri için tüm riskleri kapsayan sağlık sigortasına
sahibi oldukları ispatlama durumundadırlar. (madde 7 (1) (b)).
Bir AEA vatandaşı veya bir üçüncü ülke vatandaşı olsun ya da olmasın, ikamet ettiği AEA
devletinde ulusal bir sağlık sistemine bağlı olan bireyler, diğer AEA üye ülkeleri ve İsviçre’yi412
ziyaret ettiklerinde gerekli tedaviyi almaya yetkilidirler.413 Kamusal olarak temin
edilen tıbbi tedaviyi almak için başka bir üye ülkeye seyahat etmek, karmaşık kurallara
tabidir.414
Aile Birleşimi Yönetmeliği’nin kapsamında, sponsorun özellikle, “kendisi ve aile fertleri
için, üye ülkenin normalde kendi vatandaşları için öngördüğü hastalık sigortasının kapsadığı
tüm riskleri kapsayan bir sigortaya” sahip olduğunu ve “ilgili üye ülkenin sosyal
yardım sistemine başvurmadan, kendisini ve aile fertlerini geçindirmeye yeterli sabit ve
düzenli kaynakları olduğunu” kanıtlaması gerekebilir (madde 7 (1) (b) (c)).
Benzer şekilde, üçüncü ülke vatandaşları ve aile fertlerinin, uzun süreli mukim statüsü
kazanmadan önce, ev sahibi üye ülkenin normalde kendi vatandaşları için öngördüğü
hastalık sigortasının kapsadığı tüm riskleri kapsayan bir sigortaya sahip olduğunun
kanıtını temin etmeleri gereklidir (Uzun süreli Mukimler Yönetmeliği 5 (1) (b) maddesi).
Ayrıca, bu kişilerin üye ülkenin sosyal yardım sistemine başvurmadan kendisi ve aile
fertlerinin geçimini sağlamak için yeterli olan sabit ve düzenli kaynakları olduğunu
göstermeleri gerekebilir (madde 5 (1) (a)). Uzun süreli mukim statüsü elde eden kişiler,
“ulusal yasa ile belirlenen sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal korunma” ile
ilgili olarak ev sahibi üye ülkenin vatandaşları ile eşit muamele alma hakkına sahiptirler
(madde 11 (1) (d)). Yönetmeliğin 13. paragrafı, sosyal yardım ile ilgili olarak, “uzun
süreli mukim statüsüne sahip olanlara sağlanan yararların temel yararlar ile sınırlandırılmasından,
bu kavramın en azından minimum gelir desteği, hastalık, hamilelik durumunda
yardım, ebeveyn yardımı ve uzun süreli bakımı kapsaması şeklinde anlaşılacağını”
belirtmektedir. Söz konusu yardımların verilmesine dair yöntemler, ulusal yasa ile
belirlenmelidir.
412 Tüzük (EC) 883/2004, 29 Nisan 2004, OJ 2004 L 166/1, madde 19 (1); ABAD, Avrupa Komisyonu /
İspanya Krallığı, C-211/08 [2010] ECR I-05267,15 Haziran 2010, para. 58 ve 61.
413 Sosyal güvenlik planlarının koordinasyonuna dair Antlaşmanın II. Ekinin yerini alan, 31 Mart 2012 tarihli
kişilerin serbest dolaşımına dair, bir tarafta, Avrupa Topluluğu ve üye ülkeleri ile diğer tarafta İsviçre
Konfederasyonu arasındaki antlaşmaya göre oluşturulan Ortak Komitenin 2012/195/EU sayılı Kararı,
OJ 2012 L 103/51.
414 Bkz. madde 22 (1) (c), Tüzük (AEA) no. 1408/71, AAD, C-368/98, [2001] ECR I-05363, Abdon
Vanbraekel ve diğerleri / Alliance nationale des mutualités chrétiennes (ANMC), 12 Temmuz 2011 ve
AAD, C-372/04 [2010] ECR I-04325, The Queen / Bedford Primary Care Trust ve Secretary of State for
Health, Yvonne Watts’un başvurusu, 16 Mayıs 2006.
Ekonomik ve sosyal haklar
203
Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 19. maddesine göre, sığınmacıların gerekli
yardımı almaya hakkı bulunmaktadır. Buna en az acil durum yardımı ve hastalık için
temel tedavi ile özel ihtiyaçları olanlar için gerekli tıbbi yardım veya diğer yardımlar
dâhil olmalıdır. Geri Dönüş Yönetmeliği (2008/115/EC) benzer şekilde beyanda bulunur:
“korunmasız olan kişilerin durumuna özel bir dikkat gösterilmesi gerekir. Ülkeden çıkarılmaları
askıya alınanlara veya gönüllü olarak ülkeyi terk etmeleri için kendilerine zaman
tanınan kişilere acil sağlık hizmeti ve temel hastalık tedavisi temin edilecektir”.
Kabul edilen mülteciler ve ikincil korumaya sahip olanlar, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin
30. maddesine göre üye ülkenin kendi vatandaşları ile eşit sağlık hizmeti hakkına sahiptir.
Ayrıca özel ihtiyaçları olanlar için özel hükümler bulunmaktadır. İnsan ticareti mağdurlarına
verilecek yardım ve destek tedbirleri zorunlu olarak tıbbi tedaviyi kapsamaktadır:
Buna psikolojik yardım, danışmanlık ve bilgilendirme de dahildir (İnsan Ticaretini Önleme
Yönetmeliği 11 (5) maddesi).
8.6. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım, emeklilik maaşları gibi, ulusal sosyal güvenlik sistemine
yapılan katkılara dayanan veya engellilere olduğu gibi devlet tarafından yardıma
ihtiyacı olan kişilere temin edilen yardımlar ile ilgilidir. Genellikle finansal olan çok geniş
bir yardım yelpazesini içerirler.
AİHS kapsamında, açık bir sosyal güvenlik veya sosyal yardım hakkı bulunmamaktadır.
Örnek: Wasilewski / Polonya davasında,415 Mahkeme, “başvuranın şikayetleri kötü
olan mali durumu ilgili olmasından dolayı, Sözleşme’nin 2. maddesinin yada diğer bir
hükmünün, bir bireye herhangi bir belirli yaşam standardından yararlanma hakkını
veya devletten finansal yardım elde etme hakkını verir şeklinde yorumlanamayacağını”
hatırlatmıştır.
Bazı durumlarda, ilgili kişinin söz konusu sisteme finansal katkı sağlayıp sağlamadığına
bakılmaksızın, sosyal güvenlik ve sosyal yardım alanında bir ayrımcılık sorunu yaşanabilir.
AİHM, vatandaş olmamalarına dayanan ayrımcı bir gerekçeyle bir ülkede düzenli
415 AİHM, Wasilewski / Polonya (karar), no. 32734/96, 20 Nisan 1999.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
204
olarak yerleşik olan kişilere yardım etmeyi reddeden devletler konusunda hassas
davranmaktadır.416
Örnekler: Gaygusuz / Avusturya davası417 Avusturya uyruklu olmadığı için bir Türk
vatandaşına işsizlik yardımlarının verilmemesi ile ilgilidir. Koua Poirrez / Fransa
davası418 Fransız veya Fransa ile karşılıklı bir anlaşması olan bir ülkenin vatandaşı
olmadığı için usulüne uygun olarak ülkede yerleşik olan bir göçmene engelli olmasından
dolayı yardım yapılmasının reddedilmesi ile ilgilidir. Her iki davada, Mahkeme,
başvuranların ayrımcılığa mağruz kaldıklarını ve bu durumda, malvarlığından
yararlanma hakkına dair 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ile bağlantılı olarak AİHS
14. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Örnek: Andrejeva / Letonya davası419 katkıya dayalı yardımlar ile ilgilidir. Başvuru
sahibi, yaşamının çoğunda Letonya’da, burasının Sovyetler Birliği’nin bir parçası
olduğu dönemde, çalışmıştır. Letonya dışında çalıştığı ve Letonya vatandaşı olmadığı
için emekliliğinin bir kısmı reddedilmiştir. AİHM, hükümetin başvuranın talep edilen
tam emeklilik tutarını almak için vatandaşlığa kabul edilmiş bir Letonya vatandaşı
haline gelmesinin yeterli olacağına dair iddiasını kabul etmemiştir. AİHS 14. maddesinde
belirtilen ayrımcılığın yasaklanması, her bir davada, ancak başvuranın kişisel
durumunun bu hükümde listelenen kriterlere göre, olduğu gibi ve değiştirilmeden
dikkate alınması halinde bir anlam kazanacaktır. Oysa bunun tam aksine, mağdurun
iddialarını söz konusu faktörlerden birini değiştirerek – örneğin, bir vatandaşlık elde
ederek – ayrımcılıktan kaçınabileceği gerekçesiyle reddetmek, 14. maddeyi özünden
mahrum bırakmak anlamına gelecektir. AİHM, 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ile
birlikte ele alınan Sözleşme’nin 14. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu örneklerde, başvuru sahipleri her bakımdan bir devletin kendi vatandaşına benzer
durumdadırlar; başvuru sahiplerinden hiçbiri düzensiz göçmen veya kamu fonlarına başvurma
konusunda kısıtlanmış değildir.
416 AİHM, Luczak / Polonya, no. 77782/01, 27 Kasım 2007; AİHM, Fawsie / Yunanistan, no. 40080/07,
28 Ekim 2010.
417 AİHM, Gaygusuz / Avusturya, no. 17371/90, 16 Eylül 1996, para. 46–50.
418 AİHM, Koua Poirrez / Fransa, no. 40892/98, 30 Eylül 2003, para. 41.
419 AİHM, Andrejeva / Letonya [BD], no. 55707/00, 18 Şubat 2009, para. 91.
Ekonomik ve sosyal haklar
205
Örnek: Weller / Macaristan davası420 Macar bir baba ve Romanyalı bir anne ile ilgilidir.
Romanya’nın AB’ye kabulünden önceki bir dönem yapılan başvuruya göre,
annenin Macaristan’da ikamet izni vardır ancak bir yerleşme izni yoktur. Macaristan
yasalarına göre, sadece Macaristan vatandaşlığına veya yerleşme iznine sahip
anneler hamilelik yardımına başvurabilirler. Başvuran, yabancı eşleri olan erkeklerin,
Macar eşleri olanlar ile karşılaştırıldığında, yardımlardan daha az yararlanabildikleri
konusunda şikayette bulunmuştur. Mahkeme, 14. madde ile birlikte ele alındığında
AİHS 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
ASŞ kapsamında, sosyal güvenlik hakkı (madde 12), sosyal ve tıbbi yardım hakkı
(madde 13) ve sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkı (madde 14) bulunmaktadır.
İlave olarak, engelli olan kişiler (madde 15), çocuklar ve gençler (madde 17) ve yaşlılar
için özel hükümler bulunmaktadır (madde 23). Madde 30, yoksulluk ve sosyal dışlanmaya
karşı korunma hakkını içerir. Sosyal yardım söz konusu olduğu sürece, ASŞ’nin
13. maddesi, düzensiz göçmenlere uygulanabilir.
AB hukuku kapsamında, üçüncü ülke vatandaşları ile ilgili iki durum ayırt edilmelidir. İlk
olarak, AB içinde hareket eden üçüncü ülke vatandaşları için üye ülkeler arasında bir yardımlar
koordinasyonu sistemi bulunmaktadır. İkinci olarak, belirli üçüncü ülke vatandaşları
kategorileri, ikincil AB hukuku kapsamında, AB içerisinde hareket edip etmediklerine
bakılmaksızın bazı yardımlardan yararlanma hakkına sahiptir.
a) AB içinde yardımların koordinasyonu
Bir AB üye ülkesi içinde yer değiştiren AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı olan
aile üyeleri, Serbest Dolaşım Yönetmeliği’nin 24. maddesi çerçevesinde (AB vatandaşı
olmayanlar için AB-AEA anlaşması altında) ev sahibi üye ülkenin kendi vatandaşlarının
sahip olduğu aynı sosyal ve vergi avantajlarından yararlanma hakkına sahiptir. Ancak
aynı yönetmeliğin 14. maddesi’ne (1) göre, çalışmadan serbest dolaşım hakkını kullanan
kişiler ev sahibi üye ülkenin sosyal yardım sistemi üzerinde aşırı bir yük haline gelmemelidirler.
Serbest dolaşım hakkını kullanan kişilere sosyal güvenlik ve sosyal yardımı koordine
etmek için yıllar içinde karmaşık bir kanun organı oluşturulmuştur. (EC) 883/2004
sayılı Tüzükte (değiştirilmiş şekliyle)421AB çapındaki sistemin uyumlaştırma değil de, bir
420 AİHM, Weller / Macaristan, no. 44399/05, 31 Mart 2009, para. 36–39.
421 Bu tüzük (EC) 988/2009 sayılı Tüzük, OJ 2009 L 284/43, (EU) 1231/2010 sayılı Tüzük , OJ 2010 L 344/1
ve son olarak 2012’de (EU) 465/2012 sayılı Tüzük, OJ 2012 L 149/4 tarafından değiştirilmiştir.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
206
koordinasyon sistemi olduğu basit bir ilkeyle belirtilmiştir.422 Buradaki amaç, idari prosedürü
sadeleştirip, üye ülkelerde yer değiştirenlerle üye ülkenin vatandaşları arasında
eşit bir muamele yapılmasını sağlayarak, üye ülkeler arasında göçün negatif etkilerini en
aza indirmektir. Bazı haklar ülke dışında da kullanılabilirken, bazıları kullanılamaz. 987/09
sayılı Tüzük ((EU) 465/2012 sayılı Tüzük tarafından değiştirilmiş şekliyle), (EC) 883/2004
sayılı Tüzüğü uygulamak için gereken prosedürü belirler.
AB üye ülkeleri arasında yer değiştiren ve çalışan üçüncü ülke vatandaşlarının yanı
sıra onların aile üyeleri ve mirasçılarının, sosyal güvenlik yardımlarının bir araya getirilmesine
ve koordinasyonuna ilişkin sınır ötesi mevzuattan yararlanma hakkı vardır
((EC) 859/2003 ve (EU) 1231/2010 sayılı Tüzükler). Bu durum için, çalışan üçüncü ülke
vatandaşlarının üye ülke topraklarında yasal olarak ikamet etmeleri ve kurdukları bağlantıların
menşe üçüncü ülke ile tek bir üye ülkenin ötesinde olması gerekmektedir. İşbu
tüzükler, sadece menşe üçüncü ülke ile tek bir üye ülke arasında bağlantı kurarak çalışan
üçüncü ülke vatandaşlarını kapsamaz.
b) Üçüncü ülke vatandaşlarının belirli kategorileri için yetkiler
Sığınmacıların Kabul Koşulları Yönetmeliği (2013/33/EU sayılı) kapsamında belirli bir sosyal
yardıma erişme hakları yoktur. Ancak 17. madde, somut kabul koşullarının geçerliliğine
ilişkin genel kurallar belirler ve 17. madde (5) (İrlanda ve Birleşik Krallık’a uygulanmaz)
mali ödenek miktarının nasıl kararlaştırılacağını belirtir.
Örnek: 18 Temmuz 2012 tarihinde, Alman Federal Anayasa Mahkemesi (Bundesverfassungsgericht)
Almanya’nın sığınmacılara verilen 19 yıldır arttırmadığı ve
Alman Anayasası’nın 1. maddesi altındaki onurlu bir yaşam sürdürmek için gereken
en az miktarı kapsamayan yardımı arttırması gerektiği kararına varmıştır.423
Gözden geçirilmiş Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 29. maddesi altında, bir üye ülke kendi
vatandaşına sağladığı “gerekli sosyal yardımı” eşit bir şekilde ülkesindeki mültecilere
ve ikincil korumaya sahip kişilere de sağlamalıdır. Ancak ikincil koruma statüsüne sahip
olanlar için bu “temel yardımlarla” sınırlanabilir. 23. madde (2), yardımları ikincil korumadan
faydalananların aile üyelerini içine alacak şekilde genişletir. İnsan Ticareti ile Mücadele
Yönetmeliği’nin 11. maddesine (7) göre, üye ülkelerin özel ihtiyaçları bulunan insan
422 AAD, C-21/87 [1988] ECR I-03715, Borowitz / Bundesversicherungsanstalt für Angestellte,
5 Temmuz 1988, para. 23; AAD, C-331/06 [2008] ECR I-01957, Chuck / Raad van Bestuur van de
Sociale Verzekeringsbank, 3 Nisan 2008, para. 27.
423 Almanya, Bundesverfassungsgericht, no. 1 BvL 10/10 and 1 BvL 2/11, 18 Temmuz 2012.
Ekonomik ve sosyal haklar
207
ticareti mağdurlarıyla ilgilenmesi gerekmektedir ve insan ticareti mağduru çocuklar için
özel şartlar belirlenmiştir (13. madde).
Uzun Süreli Mukimler Yönetmeliği altında, uzun süreli mukim statüsüne sahip kişilerin,
11. madde (1) (d) altında sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal koruma hususunda ev
sahibi ülkenin vatandaşlarıyla eşit muamele görme hakları vardır. Ancak sosyal yardım
ve sosyal koruma hakları, temel hizmetlerle sınırlandırılabilir.
Aile Birleşimi Yönetmeliği üçüncü ülke vatandaşı sponsorlarının aile üyelerine sosyal
yardım erişimi sağlamaz. Sponsorların, üye ülkenin sosyal yardım sistemine müracaat
etmeden aile üyelerinin yanı sıra kendilerine bakmaya yetecek sabit ve düzenli kaynaklara
sahip olduklarını göstermeleri gerekir (Yönetmeliğin 7. maddesi (1) (c)).
Temel noktalar
AB hukuku ve ASŞ kapsamındaki genel noktalar
• Ekonomik ve sosyal haklardan faydalanmak için doğal olarak, ülkeye giriş veya orada
kalma için tanınmış bir hak gereklidir (bkz. bu bölümün girişi).
• Sosyal hakların temel unsurları, bir ülkede bulunan herkese sağlanır (bkz. 8.2 – 8.6 bölümlerindeki
düzensiz göçmenlerle ilgili referanslar).
• Bir göçmenin durumu ne kadar çok bir devletin kendi vatandaşına yakınsa, vatandaşlık
gerekçesiyle yapılan ayrımcılığın o kadar fazla haklı gösterilmesi gerekecektir (bkz. bu
bölümün girişi).
• AB Temel Haklar Şartı kapsamındaki birçok hak sadece vatandaşlarla ve bir AB üye ülkesinde
düzenli bir şekilde ikamet edenlerle sınırlıdır (bkz. 8.1. bölüm).
• ASŞ önemli bir grup ekonomik ve sosyal hakkı kapsamaktadır; bu haklardan sadece,
ASŞ’ye taraf olan başka bir ülkenin topraklarında bulunan ASŞ’ye taraf olan ülke vatandaşları
faydalanabilir. Ancak ASHK, çocukların barınması (bkz. 8.4. bölüm) ve sağlık hizmeti
(bkz. 8.5. bölüm) konusunda bazı istisnalar öngörmüştür.
AB yasası kapsamında ekonomik haklar
• İşgücü piyasasına erişim sınırlanabilir; ancak yasaya uygun bir biçimde olsun veya olmasın
bir kişi çalışmaya başladığı andan itibaren temel iş haklarına riayet edilmelidir (bkz.
8.2. bölüm).
• Üçüncü ülke vatandaşlarının işgücü piyasasına olan erişiminin derecesi, ait oldukları kategoriye
göre değişiklik gösterir (bkz. 8.1. bölüm).
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
208
• AEA vatandaşlarının nitelikli aile üyeleri, bir üye ülkenin vatandaşıyla aynı işgücü piyasasına
erişim hakkına sahiptirler (bkz. 8.2.1. bölüm).
• Türk vatandaşları, devletlerin onların durumu ile ilgili yeni sınırlamalar koymasını engelleyen
Ankara Anlaşması’na Ek Protokol’ün 41. maddesinin standstill kuralarından yararlanabilirler
(bkz. 8.2.4. bölüm).
• Yaptıkları sığınma talebini inceleyen ilk derece makamının bu konu hakkında karar vermemesi
üzerine, sığınma telebinde bulunanlar uluslararası korunma elde etmek için yaptıkları
bu başvurdan itibaren en geç dokuz ay içinde (İrlanda ve Birleşik Krallık’ta bir sene)
işgücü piyasasına erişim hakkına sahip olabilirler (bkz. 8.2.7. bölüm).
• İşverenlere Yönelik Yaptırımlar Yönetmeliği, düzensiz göçmenleri çalıştıranları cezalandırır.
Ayrıca, bu kişilerin istismar edilmiş olmaları halinde, onlara ödenmemiş
maaşlarını talep etme hakkını temin ettiği gibi bazı başka korunma hakları da sağlar
(bkz. 8.2.8. bölüm).
Eğitim (bkz. 8.3. bölüm)
• AİHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 2. maddesi çerçevesinde, hiç kimse eğitim hakkından yoksun
bırakılamaz. Ancak üye ülkeler, yüksek öğretim hususunda belirli sınırlamaları uygulama
konusunda daha geniş kapsamlı bir takdir yetkisine sahiptirler.
• Sınır dışı edilmeleri ertelenmiş düzensiz göçmenler gibi AB’de kalan tüm üçüncü ülke
vatandaşı çocuklar, ikincil AB yasası kapsamında temel eğitime erişme hakkına sahiptir.
Barınma (bkz. 8.4. bölüm)
• AB hukuku, barınma hakkını AB Temel Haklar Şartı kapsamında değerlendirir; ayrıca
ikincil AB mevzuatı, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile üyeleri, uzun süreli
mukimleri, uluslararası korunmaya muhtaç kişiler ve insan ticareti mağdurları için belli
hükümleri içerir.
• AB üye ülkeleri, sığınma talebinde bulunanlar için sağlıklı bir yaşam standardı ve geçinebilecekleri
şartları sağlamak konusunda sorumludurlar.
• Yetkili makamların kişinin barınma hakkına saygı göstermemeleri, AİHS’nin 8. maddesi
altında bir tartışma yaratabilir. Sıra dışı durumlarda, barınma imkanı sunamama AİHS’nin
3. maddesi altında sorun oluşturabilir.
• ASŞ, bir dizi ek hakla bağlantılı olan barınma hakkını tanır.
Sağlık hizmeti (bkz. 8.5. bölüm)
• İkamet ettikleri AEA devletindeki ulusal sağlık sistemine bağlı kişiler, diğer AEA üye ülkelerini
ve İsviçre’yi ziyaret ettiklerinde buradaki sağlık hizmetinden faydalanabilirler.
Ekonomik ve sosyal haklar
209
• AB hukukuna göre, mülteciler vatandaşlar ile eşit bir şekilde aynı sağlık hizmetlerine
erişme hakkına, sınır dışı edilmeleri ertelenmiş düzensiz göçmenler ile sığınma talebinde
bulunmuş olanlar ise acil bakım ve temel tedavi hakkına sahiptirler.
• AİHS sağlık hizmeti hususunda belirli bir hüküm içermese de, Sözleşme’nin 2., 3. veya
8. maddeleri altında bu tarz şikayetler AİHM tarafından incelenebilir.
• ASŞ, düzensiz göçmenlere tıbbi yardım temin eder.
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım (bkz. 8.6. bölüm)
• AB hukuku, serbest dolaşım hükümleri çerçevesinde üye ülkeler arasında yer değiştiren
üçüncü ülke vatandaşları için yıllar içinde sosyal güvenlik ve sosyal yardım konularına ilişkin
karmaşık bir mevzuat oluşturulmuştur.
• AİHS kapsamında, bir yabancıyı sosyal yardım veya diğer yardımlardan mahrum bırakmak,
o kişinin kendisine para yardımında bulunacak bu sisteme katkıda bulunup bulunmamasından
bağımsız olarak ayrımcılık sorunu oluşturabilir.
• ASŞ, düzensiz göçmen olanlar dâhil, muhtaç durumdakilere sosyal yardımın temin edilmesini
gerektirir.
İlave okuma ve içtihat:

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Avusturya’nın Mültecilere Sağladığı Sosyal Yardımlar

1- İlk iltica müracaatında toplama kampında kalan herkese aylık 40 Euro nakit veriyor. Giyim ve yiyecek, barınma, sabun, diş macunu...

BAMF Kararına İtiraz ve Şikayet Dilekçesi

Bu yazıda Almanya’da ilticaya başvurmuş bir takipçimizin, Federal Göçmen ve Mülteci Dairesinin verdiği red kararıyla ilgili itiraz ve şikayet dilekçesi yer almaktadır. Takipçimiz ekte...

Beyaz sandalyelerde ölüme “Artık yeter!” diyoruz

Berlin, Paris, Zürih, Malmö ve Bükreş gibi Avrupa'nın büyük şehirlerinde dün "Beyaz Sandalyede Ölüm" eylemleri düzenlendi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının Kanun Hükmünde...

HABER ANALİZ: ALMANYA’NIN AZERBAYCAN’DAKİ HİZMET HAREKETİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

Erdoğan’ın, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasından Hizmet Hareketi’ni sorumlu tutması ve Hizmet Hareketi’ni yok edilmesi gereken bir düşman ilan etmesinden sonra, hem Türkiye’de...

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade etmektedirler. Ancak bununla ilgili herhangi...
- Advertisement -

Daha faza içerik