Cumartesi, Eylül 19, 2020

Dublin 3 ve Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler

Göz atınız!

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre...
- Advertisement -


Bu bölüm, özellikle korumasız sayılan ve özel bir ilgi gerektiren belli kişi gruplarını ele
alacaktır. Önceki bölümlerde genel olarak söylenenlere ek olarak, hem AB hukuku hem
de AİHS, özel ihtiyaçlara sahip kişilere ek koruma sağlayabilir.
AB hukukunda, korumasız olan kişilerin özel durumu, örneğin bu kişilerin ülkeye kabul
edilmeleri ile ilglil düzenlemeler sırasında veya bu kişilerin özgürlüklerinden yoksun
bırakıldıkları zamanlarda dikkate alınmalıdır. Korumasız kişiler Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin
(2013/33/EU) 21. maddesinde ve Geri Dönüş Yönetmeliği’nin (2008/115/EC)
3. maddesinde (9) liste halinde belirtilmiştir. Her iki hüküm “küçükleri, refakatsiz çocukları,
engelli kişileri, yaşlı insanları, hamile kadınları, küçük çocuklu bekâr ebeveynleri ve
işkence, tecavüz veya psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddetin diğer ciddi türlerine maruz
kalmışları” içerir, ancak Kabul Koşulları Yönetmeliği’ndeki liste daha uzun ve sınırlandırılmış
değildir. Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin 22. maddesine göre, devletlerin korumasız
kişilerin kabul edilme konusunda özel ihtiyaçları olup olmadığını değerlendirmesi gerekir.
Sığınma Prosedürü Yönetmeliği (2013/32/EU) devletlerin, sığınmacıların özel usuli
güvencelere ihtiyaçları olup olmadığını değerlendirmelerini ve bu güvencelere ihtiyaçları
Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler
213
olması halinde, bu kişilere sığınma talebine ilişkin prosedürün devam ettiği sürece yeterli
desteği sağlamalarını şart koşar (24. madde).
9.1. Refakatsiz çocuklar
‘Refakatsiz çocuklar’ terimi, kabul ülkesinde başlarında bir yetişkin olmayan Avrupa
bölgesine girmiş 18 yaşın altındaki kişileri tanımlamakta kullanılır (bkz. Vasıflandırma
Yönetmeliği, 2. madde (l)). Sığınma ve göçe ilişkin AB mevzuatında bu kişilerin durumunu
ele alan ve bu bölümde gözden geçirilecek temel hükümler bulunur.
AİHS, özellikle refakatsiz çocuklarla ilgili hükümler içermese de, bunlara yapılan muameleler,
özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. madde, özel ve aile yaşamına saygı hakkına
ilişkin 8. madde veya eğitim hakkına ilişkin 1 no’lu Protokol’ün 2. maddesi gibi birçok
Sözleşme hükmü çerçevesinde değerlendirilebilir. AİHM, devletlerin refakatsiz çocuklara
bakma yükümlülüğü olduğunu ve alıkonuldukları yerlerden bırakıldıkları takdirde bu
çocukları terk etmemeleri gerektiğini belirtmiştir.424
Bir çocuğu ilgilendiren tüm kararların, Somali ve Amerika Birleşik Devletleri haricinde tüm
devletler tarafından onaylanan BMÇHS’de belirlendiği şekilde onların haklarına duyulan
saygıya dayanması gerekmektedir. BMÇHS, göçmen statüsüne bakılmaksızın çocuk haklarının
uygulanması gerektiğini ortaya koyar.425 “Çocukların yüksek yararının göz önünde
bulundurulması” ilkesi temel bir öneme sahip olup, kamu yetkilileri çocuklarla ilgili bir
eyleme kalkışmadan önce bu ilkeyi öncelikli olarak göz önünde tutmalıdırlar. AB Temel
Haklar Şartı’nın aksine, bu ilke AİHS’de açıkça belirtilmemiş olsa da, içtihadında düzenli
olarak ifade edilmiştir. Ayrıca bu ilke, refakatsiz çocuklara ilişkin AB mevzuatının belli
hükümlerinin de temelini oluşturur.
ASŞ, 17. (1) (c) maddesinde ailesinden ayrı düşmüş çocuklara atıfta bulunur. ASHK –AİHM
gibi– devletlerin göç konularıyla ilgili yasaları dolanmaya yönelik teşebbüsleri engellemeye
çalışırken, yabancı çocukları, özellikle refakatsiz olanları, durumlarının gerektirdiği
korumadan mahrum bırakmamaları gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle, temel hakların
424 AİHM, Rahimi / Yunanistan, no. 8687/08, 5 Nisan 2011.
425 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, 6 sayılı genel gözlemlerinde (2005) refakatsiz çocukların
korunması, bakımı ve düzgün muamelesine ilişkin tamamlayıcı bilgiler sağlamış olup, şu adreste
mevcuttur: http://www.refworld.org/docid/42dd174b4.html
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
214
korunması ile bir devletin göç politikası kapsamında kabul edilmiş kısıtlamaların uzlaştırılması
gerekmektedir.426
9.1.1. Kabul ve muamele
AB yasası kapsamında, Geri Dönüş Yönetmeliği’nin yanı sıra sığınmaya ilişkin hukuki
belgelerde refakatsiz çocuklar için özel hükümler bulunmaktadır.
Başvuru süreci boyunca refakatsiz çocuklara yapılan muameleyi incelemeden önce,
hangi devletin onların sığınma başvurusunu işlediğini tespit etmek gerekmektedir. Dublin
Tüzüğü’ne ((EU) 604/2013 sayılı Tüzük) göre, refakatsiz çocuklar tarafından yapılan
başvurular; aile üyeleri, kardeşler veya akrabaların yasal olarak bulunduğu üye ülke
tarafından incelenir (8. madde). Onlara bir temsilci atanır (6. madde). 6. madde (3) çocuğun
çıkarlarının nasıl değerlendirileceği hakkında yol gösterir. 11. madde, Dublin Tüzüğü
(EU) 604/2013 sayılı Tüzük) çerçevesinde bir üye ülkeye ayrı başvurular yapan aile üyelerinin
bulunması durumunda çocuğun bunlardan ayrı düşmesini önleyen kurallar içerir.
Son olarak, 16. madde bağımlı kişileri ele alır (bkz. 4.2. bölüm).
Bir aile üyesinin, kardeşin veya akrabanın yokluğu durumunda sorumlu olan üye ülke,
çocuğun yüksek menfaatinin göz önünde bulundurulması şartı ile çocuğun sığınma başvurusunda
bulunduğu devlettir (8. madde).
Örnek: MA, BT ve DA / Secretary of State for the Home Department davasında,427
ABAD, farklı AB üye ülkelerinde sığınma başvurusunda bulunmuş bir refakatsiz
çocuk için hangi devletin sorumlu olduğuna karar vermiştir. ABAD, üye ülkede
yasal olarak bulunan bir aile üyesinin yokluğunda, çocuğun fiziksel olarak bulunduğu
ülkenin bu tarz bir talebi incelemekle yükümlü olduğunu açıklığa kavuşturmuştur.
Bu kararı verirken, çocuklarla ilgili tüm eylemlerde, onların yüksek yararının
göz önünde bulundurulmasının öncelikli olduğunu belirten Temel Haklar Şartı’nın
24. maddesine (2) dayanmıştır.
Sığınma talep eden refakatsiz çocuklara, sığınmaya başvurdukları anda bir temsilci
atanmalıdır (Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin 24. maddesi ve Sığınma Prosedürü
426 ASHK, Defence for Children International / Hollanda, Şikâyet no. 47/2008, esas, 20 Ekim 2009. Komite,
inter alia (başka şeylerin yanı sıra), refakatsiz çocukların ASŞ’nin 31. maddesi (2) altında sığınma
hakkından yararlanmasına dair hüküm vermiştir.
427 ABAD, C-648/11, The Queen / Secretary of State for the Home Department, MA ve diğerlerinin
başvurusu, 6 Haziran 2013.
Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler
215
Yönetmeliği’nin 25. maddesi). Ancak mevzuat, refakatsiz çocuğun yetkili makamlar tarafından
tespit edildiği an itibariyle bir temsilcinin atanmasını sağlamaz. Devletler, sığınma
sürecinde sığınmacıya yardım etmesi ve ayrıca, sığınma başvurusunun incelenmesi sırasında
çocuğun refahını sağlaması için aynı temsilciyi veya farklı yeni temsilciler atamaya
karar verebilirler. Sığınma Prosedürü Yönetmeliği altında, sığınma başvurusu ile ilgili
olarak yapılacak olan görüşmesi öncesinde temsilciye çocukla durumu tartışma ve bu
görüşme sırasında onun yanında olma imkanı verilmelidir.
Refakatsiz çocukla yapılan herhangi bir görüşme, bu grubun özel ihtiyaçlarının bilgisine
sahip biri tarafından yürütülmelidir (Sığınma Prosedürü Yönetmeliği, 25. madde).
Sadece 25. (6) maddesinde belirtilmiş durumların izin verdiği ölçüde, refakatsiz çocuklar
tarafından sınırlarda, geçiş bölgelerinde, hızlandırılmış prosedür aracılığıyla yapılan
başvuruların incelenmesinde kısıtlamalar uygulanır. Bu tarz durumlarda, yönetmelik,
başvuru konusunda verilmiş bir negatif kararın incelenmesi sırasında, sadece yönetmeliğin
46. (7) maddesindeki koşullar sağlandığı takdirde, devletlerin refakatsiz çocuklara
otomatik olarak kalma hakkı tanımamalarına izin verebilir. Bu koşullar arasında, örneğin,
gerekli dil, hukuki yardım ve itiraz sonucunu beklerken ülkede kalma hakkına karar
verilmesi için yetkili hukuksal bir makama talepte bulunma için en az bir haftanın olması
bulumaktadır.
Kabul Koşulları Yönetmeliği (24. madde), refakatsiz çocukların yetişkin akrabalarla, koruyucu
aileyle, çocukların özel ihtiyaçlarına cevap verecek karşılama birimlerinde veya
diğer uygun birimlerde kalmalarına ilişkin bilgi verir. Refakatsiz çocukların alıkonulması
tamamen engellenmemişse de, buna istisnai durumlarda izin verilmektedir. Ancak, bu
alıkonma asla hapishanede gerçekleştirilmez (düzeltimiş yönetmeliğin 11. maddesi (3)).
Yönetmelik ayrıca, 16 yaş ve üzeri fakat 18 yaş altında olan ve bu sebeple hâlâ çocuk
sayılan başvuranların, yetişkin sığınmacıların bulundukları merkezlere, ancak bu durumun
çocuğun yüksek menfaatine uygun olması şartıyla, yerleştirilebileceklerini belirtmiştir
(bu şart, 2013’te değiştirilmiş olan yönetmelikte belirtildiği için İrlanda ve Birleşik
Krallık’a uygulanmaz).
Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin 24. maddesi bunlardan başka çocuğun çıkarlarının, özellikle,
yaşı ve olgunluk seviyesinin göz önünde bulundurularak, kardeşlerin olabildiğince
uzun süre beraber tutulması gerektiğini açıkça belirtir. Refakatsiz çocukların kaldıkların
yerin değiştirilmesinden mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır. Bunların yanı sıra yönetmelik,
üye ülkelerin refakatsiz çocukların güvenliklerini tehlikeye sokmaması şartıyla,
olabildiğince çabuk bir şekilde aile üyelerini bulmaya çalışmaları gerektiğini belirtmiştir.
Son olarak, refakatsiz çocuklarla çalışan kişilerin uygun eğitimi almaları gerektiğini temin
eder.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
216
Gözden geçirilmiş Vasıflandırma Yönetmeliği (2011/95/EU), sığınma veya ikincil koruma
statüsü verilmiş refakatsiz çocuklara ilişkin belirli hükümler içerir. AB üye ülkelerinin,
refakatsiz çocuğun temsil edilmesini ve yetkili makamlar tarafından durumunun düzenli
olarak değerlendirmesini sağlamaları gerekir. Atanmış temsilci, yasal vasi veya gerekli
olduğunda çocukların bakımı ve refahından sorumlu bir kurumun temsilcisi veya uygun
olan herhangi başka bir temsilci olabilir (31. madde).
Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 31. maddesi, üye ülkelerin sığınma hakkı verilmiş refakatsiz
çocukları, yetişkin akrabalarının, koruyucu ailenin yanına veya çocukların özel ihtiyaçlarına
cevap verebilecek karşılama birimlerine veya diğer uygun barınma yerlerine
yerleştirilmelerini temin etmelerini gerektirir. Barınma tipine ilişkin karar verilirken, çocuğun
yaşıyla ve olgunluğuyla uygun olacak şekilde çocuğun görüşü dikkate alınmalıdır.
Bu yönetmelik, kardeşlerin bir arada tutulması, ailenin araştırılması ve refakatsiz çocuklarla
çalışan yetişkinlerin eğitimine ilişkin konularda Kabul Koşulları Yönetmeliği ile benzer
hükümler içermektedir.
Geri Dönüş Yönetmeliği’nin (2008/115/EC) 10. maddesine göre, üye ülkenin yetkili
makamlarının, refakatsiz bir çocuğu kendi topraklarından ihraç ederken, o çocuğun geri
döneceği ülkede, bir aile üyesinin, atanmış bir vasinin yanına veya ihtiyaçlarına yeterli
derece cevap verecek bir karşılama birimine yerleştirileceğinden emin olması gerekir.
Refakatsiz çocukları iadeye ilişkin kesin bir yasak olmasa da, iade kararının çocuğun
yüksek yararını göz önüne bulundurması gerekir. İadenin ertelenmesi veya gönüllü geri
dönüş için bir süre verilmesi durumunda, çocuğun özel ihtiyaçları dikkate alınmalıdır
(14. madde).
AİHS kapsamında, AİHM çocuğun yüksek yararına saygı duyulması, refakatsiz çocukların
alıkonulması yerine diğer yerleştirme seçeneklerinin araştırılmasını gerektirdiği hükmüne
varmıştır.
Örnek: Rahimi / Yunanistan davasında,428 başvuran kişi yetişkinlerin alıkonulduğu
bir merkeze yerleştirilmiş ve daha sonra, kendisine yetkili makamlarca hiçbir yardım
sağlanmadan buradan salıverilmiş refakatsiz bir Afgan çocuktu. AİHM, başvuranın
alıkonma koşullarının ve salınmasını takiben yetkili makamların çocukla ilgilenmemelerinin
3. madde tarafından yasaklanmış aşağılayıcı müdahale kapsamına girdiğine
karar vermiştir.
428 AİHM, Rahimi / Yunanistan, no. 8687/08, 5 Nisan 2011.
Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler
217
9.1.2. Yaş değerlendirmesi
AB yasası kapsamında, Sığınma Prosedürü Yönetmeliği üye ülkelerin, başvuran kişinin
yaşı hakkında şüpheye düştükleri durumlarda, sığınma başvurusu çerçevesinde
refakatsiz çocukların yaşını belirlemek için tıbbi muayeneye başvurmalarına izin verir
(25. madde). Tıbbi muayenelerin kullanıldığı durumlarda, üye ülkeler refakatsiz çocukların
önceden böyle bir muayene hakkında bilgilendirildiklerinden ve rızalarının alındığından
emin olmalıdırlar. Yaş değerlendirmesi sorunu, Avrupa çapında gitgide tartışmalı hale
gelmiştir. Sığınma sürecinde çocuklara daha da artırılmış bir koruma sağlandığından ve
ev sahibi ülkenin barınma ve eğitim gibi diğer konularda onlara ayrıca bakma görevinin
olmasından dolayı, bazı kişiler, AB’ye genellikle belge olmadan, 18 yaşın altında olduklarını
iddia ederek gelmektedirler. Sonra bu kişiler kendilerini gerçekten de 18 yaşın altında
olup olmadıklarını kesinleştirecek bir muayeneye tabi bulabilirler. Test sonuçlarının, bu
kişilerin sığınma başvuruları ve sosyal yardımdan faydalanabilmeleri üzerinde önemli
bir etkisi olacaktır. En az müdahalesiz tıbbi muayene kullanılmalıdır. Muayeneler, nitelikli
tıbbi personel tarafından ve başvuran kişinin onuruna saygı duyulacak şeklide gerçekleştirilmelidir.
Yönetmelik bunlara ek olarak hangi tıbbi muayenelerin uygun veya yeterli
olduğunu tanımlamaz; Avrupa çapında çok çeşitli teknikler uygulanmaktadır.
Avrupa Konseyi Sistemi altında, İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi (‘İnsan Ticareti
Sözleşmesi’) de mağdurun yaşının belirsiz olduğu durumlarda bir yaş değerlendirmesi
öngörmesine rağmen, uygun değerlendirmenin yapısına ilişkin yön göstermemektedir
(10. madde (3)).429
9.2. İnsan ticareti mağdurları
Kaçakçılık ve insan ticareti arasında bir ayrım yapılmalıdır. Göçmen kaçakçılığı, kişinin
vatandaşı olmadığı veya orada kalıcı ikamet etme izni olmadığı bir devlete düzensiz girişini
sağlayarak, mali veya diğer maddi menfaatler karşılığında gerçekleştirilen bir faaliyettir.
430
Hem AB hem de AİHS yasası kapsamında insan ticareti, bir kişinin sömürülmesi amacıyla
“tehditle, kuvvet kullanılarak, diğer cezalandırıcı yöntemlerle, kaçırılarak, sahtekârlıkla,
kandırılarak, üzerindeki nüfuz suistimal edilerek ve savunmasızlığı kötüye
429 Avrupa Ayrı Düşmüş Çocuklar Programı (SCEP) (2012); Avrupa Komisyonu’nun (2010) Refakatsiz
Çocuklara İlişkin Eylem Planı, COM(2010) 213 nihai, 6 Mayıs 2010 tarihli kararı gereğince, ASDO yaş
değerlendirmesi üzerine özel eğitim ve bir el kitabı da dâhil teknik belgeler oluşturmaya başlamıştır.
430 Sınıraşırı Suçlara Karşı BM Sözleşmesi, mad. 3’ü tamamlayıcı Kara, Hava ve Deniz yoluyla Mülteci
Kaçakçılığına karşı BM Protokolü.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
218
kullanılarak, para veya başka türlü avantajlar vererek veya elde ederek onun üzerinde
yetkisi olan bir kişinin rızasının elde edilmesiyle işe alınması, götürülmesi, nakledilmesi,
barındırılması veya kabul edilmesidir.431 İnsan ticaretinde, kaçakçılıkta bulunmayan zorlama
ve korkutma unsuru bulunur.
AİHS kapsamında, AİHM, Rantsev / Kıbrıs ve Rusya davasında432, insan ticaretinin köleliği
ve zorla çalıştırmayı yasaklayan AİHS’nin 4. maddesinin kapsamına girdiği hükmünü
vermiştir. Üye ülkelerin insan ticareti yapan kişiyi cezalandıracak cezai hükümleri kabul
etmelerinin yanı sıra insan ticareti mağdurlarının ve potansiyel mağdurların korunması
için etkili hükümleri yürürlüğe koyma konusunda pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır.
Örnek: Rantsev / Kıbrıs ve Rusya Davası’nda,433 Mahkeme, insan ticareti ile ilgili
olarak, yetkili makamların bu tarz bir cezai faaliyetten şüphelendikleri durumlarda,
mağdurun, şüpheli şahsın kimliğinin tespit edilmesine veya onun hakkında soruşturma
açılmasına ilişkin herhangi bir talepte bulunmasına gerek olmadan, kendilerinin
inisiyatif almakla yükümlü olduklarına karar vermiştir.
İnsan Ticareti Sözleşmesi, insan ticareti mağdurlarına sağlanacak yardım, koruma ve desteğe
ilişkin ayrıntılı hükümlerin yanı sıra üye ülkelerin etkili cezai soruşma yürütme ve
insan ticaretiyle savaşmak için adım atma yükümlülüğünü sağlayan ilk Avrupa anlaşmasıdır.
Sözleşme, taraf devletlerin insan ticareti mağdurlarını tanımlamaya ilişkin yasa veya
gerekli diğer tedbirleri kabul etmelerini ve insan ticaretini önleme ve bununla savaşmada
ve insan ticareti mağdurlarını tanımlamada ve onlara yardım etmede eğitimli personele
sahip yetkili makamlar sağlamalarını gerektirir (10. madde). Taraflar, iyileşmekte olan
mağdurlara yardım etmek için gerekli tedbirleri benimsemelidir (12. madde).
AB yasası kapsamında, İnsan Ticareti ile Mücadele Yönetmeliği (2011/36/EU), insan
ticaretini Avrupa Konseyi İnsan Ticareti Sözleşmesi’ndeki aynı terimlerle tanımlar. Bu
yönetmelik kapsamında, üye ülkeler, insan ticareti mağdurlarının gecikmeksizin hukuki
danışmanlıktan faydalanmalarını sağlamak zorundadırlar. Bu tarz tavsiye ve temsil, mağdurun
yeterli mali kaynaklarının olmadığı zamanlarda ücretsiz olmalıdır (12. madde).
Yönetmelik, gerçek kişilerin olduğu gibi aynı zamanda tüzel kişilerin de cezai ve hukuki
ehliyeti kavramını ele alır. Bu yönetmelikte, insan ticaretinin çocuk mağdurlarına özellikle
yardım ve destek hususunda, özel bir dikkat gösterilir (13–16. maddeler). Bu tarz
431 Avrupa Konseyi, İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi, CETS no. 197, 2005, mad. 4; 2011/36/EU sayılı
Yönetmelik, OJ L 337/9, mad. 2 (1).
432 AİHM, Rantsev / Kıbrıs ve Rusya, no. 25965/04, 7 Ocak 2010, paragraflar 282–286.
433 Ibid., para. 288.
Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler
219
yardım ve destek tedbirleri şunları içerir: yetkili makamların çocuğu teşhis ettiği an itibariyle
çocuk mağdura bir vasi veya temsilcinin atanması (14. madde); gecikme olmadan
çocukla görüşülmesi ve mümkünse bunun aynı kişi tarafından yapılması (15. madde); ve
refakatsiz insan ticareti mağduru çocukların olduğu durumlarda, çocuğun yüksek yararının
göz önünde bulundurularak kalıcı bir çözüm üretilmesi (16. madde).
İnsan Ticareti ile Mücadele Yönetmeliği, insan ticareti mağdurlarını işlemek zorunda
bırakıldıkları sahte pasaport kullanmak suçlarından, fuhuşla bağlantılı veya ulusal kanun
kapsamında düzensiz şekilde çalışma gibi suçlardan yargılanmaya karşı korur. İnsan ticareti
mağdurlarına sağlanan yardım ve destek, cezai bir soruşturmada yetkililerle işbirliği
yapmaları şartına bağlı olarak verilmemelidir (11. madde). Cezai kovuşturmalarda taraf
olmuş mağdurlara, yeterli mali kaynaklarının bulunmaması durumunda, ücretsiz yasal
temsilci sağlanması konusunda usuli güvenceler bulunmaktadır (12. madde). Hukuki prosedür
sürecinde mağdurlara yaşadıkları travmayı ve bunun yeniden yaşanmasını engelleyecek
şekilde davranılmalıdır (12 ve 15. maddeler). Belirli güvenceler, insan ticaretinin
çocuk mağdurlarına uygulanır (13–16. maddeler). İnsan ticareti mağdurları sığınma talebinde
bulundukları takdirde, bu kişilerin özel kabul ihtiyaçları değerlendirilmeli ve uygun
destek sağlanmalıdır (Kabul Koşulları Yönetmeliği, 21. ve 22. maddeler).
Hem AB hukuku hem de AİHS, insan ticaretinin tespit edildiği andan itibaren insan ticareti
mağdurlarının statüsü ile ilgilenir. Bu sorun, 2.4. bölümde ele alınmıştır.
9.3. Engelli kişiler
Sığınma talebini gerçekleştirirken; fiziksel, zihinsel, düşünsel veya duyulara ilişkin bozukluklara
sahip kişiler korunma veya yardıma ulaşma konusunda belirli engellerle karşılaşabilir
ve yetkili makamlar tarafından her zaman sağlanamayan ek yardıma ihtiyaç
duyabilirler.
EHS, engelli kişilere ilişkin uluslararası standartları ortaya koyar. EHS’nin 5. maddesi, eşitlik
ve ayrımcılık yapmamaya ilişkin ilkeleri belirler ve 18. maddeye göre: “Taraf devletler,
engelli kişilere, diğer bireylerle eşit düzeyde dolaşım özgürlüğü, ikamet yerlerini ve
vatandaşlıklarını özgürce seçme hakkını tanımalıdırlar”.
AİHS kapsamında, engelliliğin tanımı olmamakla birlikte, AİHM, 14. maddenin engellilik
gerekçesiyle ayrımcılığa karşı koruma sağladığı konusunda karar vermiştir.434
434 AİHM, Glor / İsviçre, no. 13444/04, 30 Nisan 2009; AİHM, Pretty / Birleşik Krallık, no. 2346/02,
29 Nisan 2002.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
220
AB yasası kapsamında, Avrupa Birliği EHS’yi onaylamıştır ve bu sebeple, Sözleşme’ye
bağlıdır. Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 21. maddesi, üye ülkelerin, kabul
koşullarına ilişkin hükümleri uygularken engelli kişiler de dâhil olmak üzere korunmasız
kişilere ilişkin belirli durumları göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirtir. Bu kişilerin
kabul konusunda özel ihtiyaçları değerlendirilmeli ve gerektiğinde zihinsel sağlık hizmetini
de içerecek şekilde uygun destek sağlanmalıdır (Kabul Koşulları Yönetmeliği, 21 ve
22. maddeler). Bunların yanı sıra, Geri Dönüş Yönetmeliği korunmasız kişileri tanımlarken
engelli kişileri de dâhil etmekle birlikte, onlarla ilgili özel hükümler içermez. Sığınma başvurusu
yapan veya geri dönüş prosedürü kapsamındaki engelli kişileri alıkoymaya dair
kesin bir kısıtlama olmamakla birlikte, alıkondukları takdirde bu kişilere özel alaka gösterilmelidir
(Geri Dönüş Yönetmeliği, 16. madde (3)). Sığınmacıların durumunda, Kabul
Koşulları Yönetmeliği (11. madde) zihinsel sağlıkları da dâhil olmak üzere, sağlıklarının
ulusal yetkililerce öncelikli şekilde göz önünde bulundurulmasını gerektirir.
Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin 14 (2) (b) maddesine göre, başvuranların uzun süreli
ve kendi kontrolleri dışında kalan şartlardan dolayı görüşmeye uygun veya görüşebilecek
durumda olmadıkları için şahsi olarak yapılacak görüşmeler gerçekleştirilemeyebilir.
Bu durum, özellikle, görüşmeye etkin bir şekilde katılamayacak şekilde zihinsel sağlık
sorunları olan kişiler için de geçerlidir.
9.4. İşkence ve diğer ciddi şiddet mağdurları
Bu bölümün girişinde belirtildiği üzere; işkence, tecavüz veya psikolojik, fiziksel veya
cinsel şiddetin diğer ciddi türlerinden dolayı mağdur olmuş kişiler, kendilerine yapılacak
muameleye ilişkin özel güvenceler belirlenmiş korunmasız bir gruptur.
AB yasası kapsamında, Kabul Koşulları Yönetmeliği’nin (2013/33/EU) 25. maddesi, üye
ülkelerin “işkence, tecavüz veya diğer ciddi şiddet eylemlerine maruz kalmış kişilerin,
bu eylemler sonucunda oluşan zararların giderilmesi için gerekli tedaviyi görmelerini ve
özellikle uygun tıbbi ve psikolojik tedavi veya bakıma ulaşabilmelerini temin etme” görevini
içerir. Bu kişilerle çalışan personel uygun eğitimi almalıdır.
Yaşanan travmayı aktarmada görülen güçlükler, şahsi sığınma görüşmesinde sorun
yaratabilir. Bu sebeple, görüşmeyi yürüten kişinin, başvuran kişinin görüşmeyi yapmabilme
kabiliyetini yok edebilecek sorunlar, özellikle, ilgili kişinin geçmişte işkenceye uğradığına
dair göstergeler hakkında bilgi sahibi olması gerekir (Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’nin
4. (3) ve 14. maddeleri). Bu yönetmelik aynı zamanda, devletlerin, işkence,
tecavüz veya diğer ciddi şiddete maruz kalmış başvuranlara, adil ve etkili bir sığınma
Belirli ihtiyaçlara sahip kişiler
221
prosedürü için gerekiyorsa, sığınma prosedürü boyunca yeterli destek sağlanmasını
gerektirir. Bu şekilde başvuranlar, yeterli desteğin sağlanamayacağı hızlandırılmış ve
ülke sınırlarında gerçekleştirilen prosedürün dışında tutulurlar (24. madde). Ek güvenceler,
sığınma başvurusunun ilk derece makamı tarafından reddedilmesi üzerine yapılan
itirazın otomatik askıya alma etkisinin olmadığı durumlarda gereklidir. Bunların içinde,
örnek olarak, gerekli dil yardımının ve hukuki yardımın sağlanması bulunur. Bunların
yanı sıra, başvurusu ilk derece makamı tarafından reddedilen kişi, itiraz sonucunu beklerken
ülkede kalma hakkına karar verilmesi için hukuki bir makama talepte bulunması
için en az bir haftasının olması gerekir (46. madde (7) ile beraber okunan 24. madde).
Özel prosedür güvencelerine ihtiyaçları olan başvuranlara ilişkin hükümler, yönetmeliğin
2013 değişikliğinde öngörülmüş olmalarından dolayı İrlanda’ya ve Birleşik Krallık’ğa karşı
uygulanmaz.
Geri dönüş prosedürü kapsamındaki bu kişiler için, ihracın ertelenmesi veya gönüllü geri
dönüş için bir süre verilmesi durumunda, işkence ve diğer ciddi şiddet mağdurlarının özel
ihtiyaçları dikkate alınmalıdır (Geri Dönüş Yönetmeliği, 14. madde).
Aile içi şiddete maruz kalmış bireyler, ciddi suç mağdurları arasında özel bir mağdur
kategorisi oluştururlar. Bu şiddet, ayrıca, ev içinde gerçekleştirilen hizmetler sırasında da
gerçekleşebilir.435
AİHS kapsamında, AİHM, aile içi şiddet mağdurlarının çocuklarla birlikte “korunmasız
bireyler” grubuna girdiklerini ve bu itibarla, bu kişilerin üye ülke tarafından, onurlarının
ağır şekilde ihlal edilmesini önleyecek şekilde korunma hakkına sahip olduklarına karar
vermiştir.436
2011’de, Avrupa Konseyi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlemesi ve
Bununla Mücadeleye İlişkin Sözleşme’yi kabul etmiştir. Bu sözleşme, şiddeti önleyen,
mağdurları koruyan ve faillerin cezasız kalmasına son veren kapsamlı bir yasal çerçeve
yaratan dünyadaki ilk hukuki bağlayıcı belgedir. Bu sözleşme 1 Ağustos 2014 tarihinde
yürülüğe girmiştir.
AB yasası kapsamında, AEA vatandaşlarının üçüncü ülke vatandaşı aile üyeleri olan
aile içi şiddet mağdurları, boşanma veya kayıtlı bir birlikteliğin son ermesi durumunda,
Serbest Dolaşım Yönetmeliği altında otonom ikamet izni hakkına sahiptirler
435 THA, düzensiz göçmenlerin, evlerde çalıştıklarında genellikle karşılaştıkları riskleri belgelemiştir, bkz.
FRA (2011a).
436 AİHM, Opuz / Türkiye, no. 33401/02, 9 Haziran 2009, para. 160.
Sığınma, sınırlar ve göç ile ilgili Avrupa hukuku el kitabı
222
Temel noktalar
• Çocuğun yüksek yararı çocuklara ilişkin tüm eylemlerde öncelikli olarak göz önünde
bulundurulmalıdır (bkz. 9.1. bölüm).
• AB hukuku kapsamında, refakatsiz sığınmacı çocukların bir temsilciden yardım alma
hakkı vardır (bkz. 9.1.1. bölüm).
• AB hukuku kapsamında, Sığınma Prosedürü Yönetmeliği’ne, göre üye ülkeler, çocuk olup
olmadıkları konusunda şüphe bulunması halinde sığınmacı olan refakatsiz çocukların
yaşını belirlemede tıbbi muayeneye başvurduklarında bazı güvencelere riayet etmek
zorundadırlar (bkz. 9.1.2. bölüm).
• Hem AB hukuku hem de AİHS kapsamında, insan ticareti yapan kişiyi cezalandıracak
cezai hükümlerin yanı sıra insan ticareti mağdurlarının ve potansiyel mağdurların korunması
için etkili hükümleri yürürlüğe koymaya ilişkin pozitif bir yükümlülük bulunur (bkz.
9.2. bölüm).
• AB hukuku kapsamında, işkence, tecavüz veya diğer ciddi şiddet mağdurları, adil ve etkili
bir sığınma prosedürü için gerektiği takdirde, özel usuli güvencelere sahip olurlar (bkz.
9.4. bölüm).
• AİHS kapsamında, çocuklar ve aile içi şiddet mağdurları “korumasız bireyler” grubuna
girerler ve bu sebeple etkili devlet korumasına sahiptirler (bkz. 9.1.1. bölüm ve 9.4. bölüm).
İlave okuma ve içtihat:
Daha fazla içtihada erişmek için, lütfen bu el kitabının Avrupa mahkemelerinin içtihadını
nasıl bulabilirim? 245. sayfadaki rehber ilkeleri inceleyiniz. Bu bölümde ele alınan
konularla ilgili ilave materyalleri, 223. sayfadaki İlave okuma bölümünde İlave okuma
bulabilirsiniz.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya kaldığından dolayı olabilir.   Başbakanlık Bilgi Edinme...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül Cuma günü, 48 avukat, 7...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan davalar 5237 sayılı Türk Ceza...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre Türkiye’den çıkmış kişileri fişlenmiş olduğu...
- Advertisement -

Daha faza içerik