Salı, Eylül 29, 2020

AB hukuku Uyarınca geri Göndermede Risk Degerlendirilmesi

Göz atınız!

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre...
- Advertisement -

AB hukuku uyarınca riskin doğası
AB hukuku kapsamında, Vasıflandırma Yönetmeliği geri göndermeye karşı koruma sağlamaktadır.
1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 1A maddesinde ifade edilen zulüm şeklinde
bir muameleye maruz kalan kişiler mülteci statüsü için uygundurlar (bkz. statü ve ilgili
belgeleme hakkında 2. bölüm). Vasıflandırma Yönetmeliği‘nin 9. maddesi kapsamında,
bahsedilen zulüm şu şekilde tanımlanmıştır:

a) Doğası gereği veya tekrar edilmesinden dolayı temel insan haklarının ağır şekilde
ihlali olarak kabul edilmek için yeterince ciddi sayılmalı ve özellikle, AİHS’nin 15 (2). maddesi uyarınca tanınan hiçbir istisnaya tâbi olmalıdır; veya

b) Bir kişiyi (a) maddesinde belirtildiği gibi etkilemek için yeterince ağır olan insan hakları
ihlallerini de kapsayan çeşitli tedbirlerin toplamı olmalıdır.

Vasıflandırma Yönetmeliği’nin 9. maddesi ayrıca zulmün; fiziksel veya ruhsal şiddet, idari
veya yasal tedbirler (bu örneğin homoseksüelliği veya dini özgürlüğü yasaklayan kanunlar
olabilir) ve “cinsiyet veya çocuk merkezli eylemler” gibi farklı şekillerde meydana
gelebileceğini belirtmektedir. Örneğin, insan ticareti mağdurlarının zulme maruz kaldığı
kabul edilebilir. Zulmün farklı şekilleri ve yukarıda listelenen eylemler, 1951 Cenevre
Sözleşmesi’nden doğan beş zulüm sebebinden birine atfedilebilmelidir: ırk, tabiiyet, din,
belirli bir sosyal gruba ve politik görüşe mensup olma. Bu beş zulüm sebebi, değiştirilmiş
versiyonunda açık şekilde belirli bir sosyal gruba mensupluğun tespit edilmesi için cinsiyet
kimliğinin açıkça dikkate alınması gerektiğini belirten Vasıflandırma Yönetmeliği’nin
10. maddesi kapsamında yer almaktadır.

Ayrıca, geri döndükten sonra, ciddi bir zarar görmemek için kişinin kendi politik görüşlerini,
cinsel tercihini veya dinî inançlarını ve ibadetlerini saklamaya zorlaması da zulüm
sayılmaktadır.

Örnek: Ortak görülen Y ve Z davasında,100 ABAD’dan hangi eylemlerin Vasıflandırma
Yönetmeliği’nin 9 (1) (a) maddesi ve Şart’ın 10. maddesi uyarınca din özgürlüğünün
ciddi şekilde ihlal edilmesi bağlamında “zulüm eylemi” şeklinde nitelendirileceği
hakkındaki görüşleri talep edilmiştir. Spesifik olarak, Divan’a dini nedenlerle zulüm
eylemleri tanımının, “kişinin inancını gösterme özgürlüğüne” yapılan müdahaleleri
kapsayıp kapsamadığı sorulmuştur. ABAD, bir zulüm eyleminin, din özgürlüğünün
dışarıya belli edilmesine fiili olarak müdahale edilmesinden kaynaklanabileceğine
açıklık getirmiştir. Bu tür eylemlerin yapısal ve bunların ilgili kişiler üzerindeki sonuçlarının
ağırlığı, Şart’ın 10 (1). maddesi uyarınca garanti altına alınmış olan hakkın
ihlalinin, yönetmeliğin 9 (1). maddesi kapsamında zulüm sayılıp sayılmayacağını
belirler. ABAD ayrıca, mülteci statüsü elde etmek için yapılan bireysel bir başvuruyu
değerlendirirken yerel makamların, makul bir şekilde, sığınmacının menşe ülkedeki
yaşamını tehlikeye atabilecek dini faaliyetlerden vazgeçmesini bekleyemeyeceklerine
karar vermiştir.

Örnek: X, Y ve Z davalarında,101 ABAD, yetkili makamların, makul bir şekilde, mülteci
statütüsü için yapılan bir başvuruyu değerlendirirken, sığınma başvurusunda
bulunan kişiden, zulüm riskinden kaçınmak için, menşe ülkede homoseksüelliğini
gizlemesini ya da cinsel tercihini ifade etmede ihtiyatlı davranmasını bekleyemeyeceklerini
ifade etmiştir.

Kişilerin korunma ihtiyaçlarının sığınma başvurusunda bulundukları ev sahibi ülkede
bulundukları sırada (‘sur place refugees’) ortaya çıkması bilinen bir durumdur: Vasıflandırma
Yönetmeliği’nin 5. maddesi özellikle, başvuru sahibinin menşe ülkeyi terk ettikten
sonra meydana gelen olaylar sebebiyle haklı nedenlere dayanan zulüm veya ciddi zarar
görme korkusunu içermektedir.

İkincil koruma: Vasıflandırma Yönetmeliği, mülteci olmak için gerekli özelliklere sahip
olmayan ancak menşe ülkeye ya da daha önce ikamet ettikleri yere geri gönderilmeleri
halinde, ölüm cezasına çarptırılma veya infaz edilme (15 (a). maddesi), işkence veya
insanlık dışı yada aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz kalma (15 (b). madde) nedeniyle
ciddi acı çekecek olan kişiler için; sivil bir kişinin hayatının şahsi ve ciddi bir şekilde
tehdit altında olması veya bir kişinin hayatının uluslararası veya ulusal silahlı çatışma halinde gözü dönmüş bir şiddet nedeniyle tehdit altında olması (15 (c). madde) durumunda
“ikincil korumayı” garanti altına almaktadır.

Örnek: Elgafaji davası102, bir Irak vatandaşının Irak’a iadesi ile ilgilidir. ABAD, mülteci
olarak sınıflandırılamayacak bir Irak vatandaşına, Vasıflandırma Yönetmeliği’nin
15 (c). maddesine atıfta bulunulan “sivil bir kişinin hayatının şahsi ve ciddi bir şekilde
tehdit altında olması veya bir kişinin hayatının uluslararası veya ulusal silahlı çatışma
halinde gözü dönmüş bir şiddet nedeniyle tehdit altında olması” gerekçesiyle ikincil
koruma statüsü verilmesini değerlendirmiştir. Divan, yönetmeliğin 15 (c). maddesinin
anlamının, yönetmeliğin 15 (a)–(b) maddesinde kullanılan “ölüm cezası”, “idam”
ve “işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya ceza” terimlerinden
farklı kendi uygulama alanı olduğuna karar vermiştir. Bu madde, başvuru sahibinin
içinde bulunduğu koşullarla ve/veya menşe ülkenin genel durum ile ilgili daha genel
bir riski kapsamaktadır.

15 (c). maddesi gereğince ikincil korumaya hak kazanması için, başvuru sahibinin
özellikle kendi kişisel koşullarına ve/veya gözü dönmüş bir şiddete bağlı faktörlerden
etkilendiğini göstermesi gerekmektedir. Başvuru sahibi, ne kadar çok kendi kişisel
koşullarına özgü belirli faktörlerden etkilendiğini gösterebilirse, 15 (c). maddesi
gereğince ikincil koruma almaya uygun olduğunun belirlenmesi için kanıtlanması
gereken gözü dönmüş şiddet seviyesi o kadar az olur. İstisnai durumlarda, silahlı
çatışmanın ortaya çıkardığı gözü dönmüş şiddet seviyesi o kadar yüksek olur ki, kişinin
sadece menşe ülkede veya bölgede bulunmaktan dolayı gerçek bir zarar görme
tehdidi altında olduğuna inandıracak esaslı gerekçeler ortaya konur ve başvuru
sahibi ikincil korumaya uygun bulunabilir.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler

Savcılık Gizlilik Kararlarının Nedenleri – CMK 153

Mülteci adayları mülakatlar esnasında, adli, idari ve siyasi soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ulaşamadıklarını ve savcılık gizlilik kararı bulunduğunu ifade...

Bilgi Edinme Hakkı kimlere uygulanmaz?

Okuyucularımız, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde devletten bilgi talep ettiklerinde kendilerine bilgi verilmiyor ise; muhtemelen aşağıda bahsedilen gerekçelerle karşı karşıya kaldığından dolayı olabilir.   Başbakanlık Bilgi Edinme...

Türkiye’de Savunma Hakkına Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, cemaat soruşturmaları sonucu mağdur olan insanları savunan avukatlara operasyon düzenledi. 11 Eylül Cuma günü, 48 avukat, 7...

Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davaları

Günümüzde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, hakaret davaları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sayıları giderek artan davalar 5237 sayılı Türk Ceza...

MİT’in fişlemeleri ve yapılan bu fişlemelerin kapsamının anlaşılması

Daha önce yayınlanmış olan yazımızda "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin terör ve istihbarat müdürlüklerine gönderdiği ‘gizli’ damgalı yazıya göre Türkiye’den çıkmış kişileri fişlenmiş olduğu...
- Advertisement -

Daha faza içerik